Yeni Zelanda’da devlete ve kiliseye ait kurumlarda kalan en az 250 bin kişi taciz ve istismara uğradı

Yeni Zelanda’da 1950 ile 2019 yılları devlete ve kilise ait yurtlarda, ruh sağlığı merkezlerinde ve bakım evlerinde kalan yaklaşık 256 bin çocuğun ve savunmasız yetişkinin  cinsel ve duygusal istismara uğradığı açıklandı.  Bu rakam söz konusu yıllarda devlet ve kilise destekli bakım kuruluşlarında kalan 655 nin kişinin yüzde 40'ını oluşturduğu ifade edilirken, istismardan en çok etkilenen grubun Yeni Zelanda yerlilerini oluşturan Māoriler adlı etnik grubun olduğu bildirildi.

16.12.2020 - 13:28

Yeni Zelanda’da devlete ve kiliseye ait kurumlarda kalan en az 250 bin kişi taciz ve istismara uğradı

Devlet bakımında bulunan çeyrek milyon Yeni Zelandalının istismara uğradığı açıklandı. Kraliyet Soruşturma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda  1950 ile 2019 yılları arasında devlet kurumları  ve ayrıca kilise yetimhaneleri gibi  dini kurumlar tarafından çocukların, genç yetişkinlerin ve savunmasız yetişkinlerin maruz kaldığı taciz, istismar ve kötü davranışların boyutu  ortaya  konuldu.

Komisyon bugün yayımladığı ara raporda yalaşık 70 yıllık süreç içinde yetimhanelerde, engellilerin yurtlarında ve  ruh sağlığı kurumlarda  655 bin kişinin kaldığı ve kişilerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan 256 bin kişinin fiziksel, cinsel ve duygusal istismara uğrağını bildirdi. Yetkiler sayısının daha yüksek olabileceğinden endişendiklerini açıkladı.  Söz konusu istismarların,  aynı zamanda ceza olarak ilaç kullanımı, elektro-konvülsif tedavileri,  haksız hücre hapsi ve tecriti, uygunsuz üst aramalarını ve vajinal muayeneleri,  ırkçı hakaretler ive "zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele” gibi insan haklarına aykırı davranışları içerdiği belirtildi. 

YENİ ZELANDA BAŞBAKANI ARDERN: GEÇMİŞTE OLANLARIN BUGÜN OLMADIĞINI DÜŞÜNMEK YANLIŞ OLUR

Yetkiler şimdiye kadar, istismardan kurtulan bin 900 kişi komisyonla temasa geçtiğini ve binlerce kişinin daha bunu yapmasını beklediklerini söyledi.  2018 başlarında Başbakan Jacinda Ardern pek de parlak geçmişi olmayan komisyon hakkında soruşturma başlattı. Ardern, devlet kurumları tarafından çocukların istismar edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, "Bu, geçmişimizle yüzleşmek ve aynı hataları bir daha yapmamak için bir şans. Devlet bakımında istismara uğrayanların deneyimlerinden haberdar olma ve bunlardan öğrenme yolunda önemli bir adım. Geçmişte olanların bugün hâlâ olmadığını düşünmek yanlış olur” ifadelerini kullanmıştı.

EN SIK İSTİSMARA UĞRAYANLAR YENİ ZELANDA YERLİLERİ

Yeni Zelanda yerlilerin yaşadığı Māori bölgesi çocuk komiseri yardımcısı  Glenis Philip-Barbara, devlet kurumlarında  en sık istismar edilenler kişilerin  “toplumun en dezavantajlı veya marjinalize edilmiş kesimlerinden geldiğini söyledi. Philip-Barbara, “Özellikle Māoriler,  Pasifik aileleri, yoksul çocuklar, engelliler, kadınlar ve kız çocukları istismara uğradı” ifadelerini kullandı. Philip-Barbara, Māorilerin  Yeni Zelanda'nın beş milyonluk nüfusunun yalnızca yüzde 16'sını temsil etmesine rağmen, çocuklarının yüzde 81'inin  bakım sırasında istismar edildiğini aktardı.

"HER SABAH KABUS GÖREREK UYANIRYORSANIZ NASIL KENDİNİZİ KAPATACAKSINIZ?

Bununla birlikte, istismara uğrayan kişilerden biri olan Annasophia Calman komisyona yaptığı açıklamada "Devlet gözetiminde  yaşadığım istismar tüm hayatımı kararttı” diyerek yaşadığı travmanının hayatına olan etkisini gözler önüne serdi. Kurtulanlanlardan bir diğer kişi olan  Mike Ledingham ise, “Köprünün altından sular akmıyor. Acı hala orada. Piskopos kaldığım yerin kapanacağını söyledi ama, her sabah  kabus görerek uyandığınızda siz kendinizi nasıl kapatabilirsiniz?” dedi. 

ŞİKAYETTE BULUNANLAR RUTİN OLARAK SUSTURULDU

Diğer taraftan, daha önce istismar ve taciz uygulayan yetkileri şikayet edenlerin rutin olarak susturulduğu veya ceza olarak tekrar istismara uğradığı belirtildi.Komisyonun daha önce yaşanan taciz ve istismar olaylarını örtbas etme girişiminde bulunduğu ve yetki sahibi kişileri gözettiği öne sürüldü. 

Yeni Zelanda Kamu Hizmeti Bakanı Chris Hipkins ise,“Büyük yatılı kurumlar, çocuklara yarardan çok zarar verme riskiyle karşı karşıya. Çocuklara ve onlara bakması gereken kuruluşların bakımında olan diğer insanlara verilen zararın boyutu şok edici. Rapor, meydana gelen taciz ve travmanın büyüklüğünü gösteriyor. Yeni Zelanda tarihinde meydana gelen acı ve ızdırap affedilemez” açıklamasını yaptı.

Sayfa Yükleniyor...