Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi, yoksulluk oranındaki kaygı verici bu fenomen hakkında bu hafta Strasbourg'da uluslararası bir konferans düzenliyor. Dün başlayan ve bugün de devam eden konferansa 55 ülkeden yoksulluk ve sosyal politikalar konusunda uzman 100'ü aşkın kuruluşun temsilcileri katılıyor.

Konferans Avrupa genelinde yoksulluğun geldiği boyutu gösteren bilançoların açıklanmasıyla başladı. Konferansa ev sahipliği yapan Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Throbjorn Jagland, açılış konuşmasında, bugün sadece AB'yi oluşturan 27 ülke içinde 80 milyondan fazla insanın "yoksul" olarak nitelendiğini hatırlattı.

Avrupa Konseyi verilerine göre, ekonomik krizden en olumsuz etkilenen Avrupa ülkelerinden Yunanistan'da bugün nüfusun yüzde 20'den fazlası yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Avrupa Konseyi bu oranın İran veya Meksika gibi ülkelerde yoksulluk sınırı altında yaşayanlardan daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.

26 MİLYON İŞSİZ
Konferansta çarpıcı veriler açıklayan bir diğer isim de Avrupa Komisyonu'nun istihdam ve sosyal politikalardan sorumlu üyesi Laszlo Andor oldu. Andor, AB genelinde 26 milyon işsiz olduğunu, bunların 7.5 milyonunu 15-24 yaş grubundaki gençlerin oluşturduğunu bildirdi.

Avrupa Komisyonu temsilcisi, bu gençlerin hiçbir eğitim veya mesleki eğitim sistemine dahil olmadıklarının da altını çizdi. İşsizlik konusundaki en vahim vakalar arasında İspanya gösterilmekte. Bu ülkede yüzde 26'lık oranla tüm zamanların en yüksek işsizlik oranına ulaşılmış durumda. İşsizlik İspanya'da gençler arasında yüzde 56 gibi şok edici bir seviyede.

Avrupa İstatistik Kurumu verilerine göre, AB içinde "yoksul" kategorisine giren nüfusun en yoğun olduğu ülkelerin başını Romanya, İspanya, Bulgaristan ve Yunanistan çekiyor. Bu ülkelerde "yoksul" oranı yüzde 20'nin üzerinde. En düşük oran yüzde 9 ile Çek Cumhuriyeti'nde. AB ortalaması ise yüzde 16.4.

Konferans paralelinde en çok konuşulan konuların başında ise elbette yoksullukla nasıl mücadele edileceği veya edilmesi gerektiği geliyor. Yoksulluk konusunda araştırmalar yürüten sosyal politika uzmanları, "Bir ülkedeki zenginlik hakkında veri toplamadan yoksullukla mücadele konusunda politikalar üretilemeyeceğini" söylüyor. Bu tür veriler bazı Avrupa ülkelerinde toplanmaya başlanmış durumda.

AB destekli "Yoksulluğa Karşı Avrupa Ağı" adlı kuruluşun verilerine göre, Almanya'da ortalama gelirin yüzde 200'ünden fazlasını kazananlar "zengin" olarak niteleniyor. Bu hesaplamaya göre, her türlü vergi çıktıktan sonra yılda asgari 40 bin 800 Euro net kazananlar Alman toplumunun yüzde 8.8'ini oluşturuyor ve "zengin" kategorisine giriyor. Buna karşılık 81 milyonluk Almanya'da nüfusun yüzde 27'sinin hiçbir varlığı yok ya da borçlu.

SERVETİN YARISI YÜZDE 10'DA
Avusturya'da ülkenin en zengin yüzde 10'u toplam mali varlıkların yüzde 54'ünü elinde bulunduruyor. İrlanda'da ise ekonomik kriz ve daralmaya rağmen ülkedeki en zengin 300 kişi toplam 50 milyar Euro değerinde servete sahip. Şu an AB dönem başkanı olan bu küçük ülkede 6 milyarder var. İrlandalı milyoner sayısının gayrımenkuller de dikkate alındığında 100 binin üzerinde olduğu söyleniyor.

Avrupa Konseyi, yoksullukla mücadele için "daha fazla demokrasi" ve "sosyal sorumluluk paylaşımı" öneriyor. Avrupa Konseyi uzmanları, "İnsan hakları bölünmez bir bütündür. Sosyal haklar kısıtlanırsa sivil ve siyasi hakların da tam olarak kullanıldığı söylenemez" diyor.

'KEMER SIKMAYA' ELEŞTİRİ
Konsey; Avrupa'da birçok hükümetin ekonomik krizle beraber uygulamaya koyduğu kemer sıkma politikaları için de "Demokratik kurumların vatandaşların onurlu biçimde yaşama hakkını koruma kapasitesine olan inancı zedeledi" yorumunda bulunuyor. Bu durumun yaratabileceği, hatta yaratmaya başladığı siyasi sorunlara dikkat çekiyor.

Avrupa Konseyi tüm bunları söylerken Avrupa'nın kimsenin gözünden kaçmayan çelişkisine de işaret ediyor. Avrupa Konseyi Genel Sekreter Jagland dün sabahki konuşmasına, "Paylaşılmış sosyal sorumluluk aynı zamanda israftan da kaçınmaktır. Kimileri kötü beslenme ve evsizlik acısıyla yaşarken Avrupa'da üretilen gıdanın yüzde 30'u çöpe gidiyor, binlerce ev de bomboş duruyor. Dostlarım harekete geçmeliyiz. Ve çabuk hareket etmeliyiz" ifadeleriyle son verdi.