Kayıtlı 3 milyon 200 bin öğrencisi bulunan Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde, son sınavlar 26-27 Mayıs’ta yapıldı.

Hürriyet gazetesinden Asra Ülkar da, sınavların bitmesiyle özgürlüğüne kavuşan 105 kişiyi haberleştirdi.

Haberde şu bilgiler verildi:

Açıköğretim Fakiltesi sınavları için tüm üniversitelerin hocalarından soru talep ediliyor. 5 binin üzerinde soru hazırlayan bile oluyor. Sorular kapalı zarfta CD’yle teslim ediliyor. Açık zarflar imha ediliyor. Bunları fakültenin 8’inci katındaki ‘Test Araştırma Birimi (TAB)’ yürütüyor. TAB’da YÖKDİL, çeşitli bankaların ve bakanlıkların sınavları da hazırlanıyor. 60 kişinin çalıştığı TAB’a görevli haricinde kimse giremiyor. Giriş ve çıkışlar kartla yapılıyor. Kitapçıkları, birim müdürü ve iki yardımcısı şifreli harici bellekle matbaaya teslim ediyor.

Matbaa da kampüste. 286 güvenlik kamerası 24 saat çalışıyor. Eskiden doberman köpeklerin nöbet tuttuğunu öğreniyoruz. Binada yatakhane, yemekhane, duş gibi bir insanın yaşaması için gerekli alanlar bulunuyor. Çünkü sınavlardan üç hafta önce 105 kişilik ekip kampa giriyor. Bunlar, üniversitede çalışan içşi ve memurlar. Telefon, bilgisayar yasak. Ailerle görüşmek de. Yanlarına sadece kıyafet alabiliyorlar. Dinlenme saatinde televizyon izliyorlar. İçeridekilere doğum ya da ölüm haberini birim müdürü veriyor. Acil durumda hastaneye güvenlik ekibiyle götürülüyorlar. Özel bir odada kimseyle görüşmeden tedavi ediliyorlar. Vefat halinde birinci derece yakınlar dışında kimse çıkamıyor, cenazeye gidemiyor. 

2014’ten beri görevli Basımevi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Levent Akyalçın, şöyle konuşuyor:

“Personelin üstü X-ray’de aranıyor. Alkole, uyuşturucuya varana kadar detaylı araştırmadan geçiriyoruz. Soruların basımı ve cevap kağıdıyla eşleştirip kutularla sevkiyatından sorumluyuz. Farklı gruplara ait 680 çeşit toplamda 2.7 milyon soru kitapçığı hazırlanıyor. 21 bin 200 kutuda birleştiriliyor ve 3 binden fazla salonda sınav yapılıyor. ÖSYM’nin bir yılda yaptığı sınavın üç katını düzenliyoruz.”

VE MUTLU SON

Sınavların pazar son oturumu başladıktan 15 dakika sonra personel özgürlüğüne kavuşuyor. Çocukları, eşleri kapılar açılır açılmaz hasretle kucaklaşıyor. Akyalçın, şöyle diyor: “Üç hafta burada çalışanların özgürlüğünü kısıtlamış oluyoruz. Bu gönüllü iş. Çok yüksek ücret de almıyorlar. İnsanların ailelerine kavuşması çok özel bir duygu. Çocuklar, babalarına koşuyor, eşler sarılıyor. Çok duygusal, yüreğim kaldırmıyor.
Güzel bir sürecin sonunda, keyifli bir buluşma oluyor.”