TBMM’ye sunulan yeni yasa tasarısı eğitime 4+4+4 formülü getiriyor.

Bugün Meclis komisyonunda görüşülecek olan tasarıya ilişkin, kamuoyunun bir bölümünün ve muhalefetin eleştirileri arasında, okullaşma ve kız çocuklarının okula gitme oranını düşüreceği geliyor.

Bu iki iddiayı, tasarının altında imzası olan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, NTV yayınında değerlendirdi ve tam tersi bir tablo çizdi.

Yeni sisteme yönelik eleştirileri normal karşıladıklarını ve saygı duyduklarını belirten Canikli, bu eleştirilerden bazılarını ise hayretle izlediklerini kaydederek sözü okullaşma ve kız öğrencilere getirdi:

"Okullaşma oranının düşeceği iddiası var. Tam ekisine, 1997’de uygulamaya konulan kesintisiz 8 yıllık eğitimin ülkeye vurduğu en büyük darbe, özellike kız çocuklarının okula gitmesini engellemesi oldu.

Bu nasıl mı oldu? 8 yllık kesintisiz eğitimden önce kırsal kesimdeki köylerimizde 5 yıllık ilkokullar vardı. Aileler çocuklarını yakın olduğu için bu okullara gönderiyorlardı. Kesintisiz eğitimle birlikte bu okullar kapandı. Kırsal bölgedeki aileler özellikle kız öğrencileri taşımalı eğitim yoluyla köylerden dışarıya göndermek istemediler ki bu durum Türkiye’nin yapısına bakıldığında beklenmeyen bir şey değil. Bu kesintisiz eğitimin vurduğu büyük bir darbeydi.

Bizim öngördüğümüz sistemde, fiziki binaların ayrılması var. Bu, kanun yürürlüğe girdikten sonra köylerde kapatılan okulların 4 yıllık olarak yeniden açılacağı anlamına geliyor. Yani, kırsal kesimdeki aileler kız çocuklarını okula çok daha fazla gönderecekler ve kızlarımızın eğitim sistemine girmesi ikinci 4 yılın da önünü açacak.

Yeni sistemin en büyük olumlu etkisi okullaşma oranını artırması ve kırsal kesimdeki özellikle kız çocuklarının okula gitmesini sağlaması olacak. Sonuç olarak söylenenlerin tam aksi bir durum söz konusu."

'TÜRBAN İLKÖĞRETİME' İDDİASI
Yeni sisteme yönelik eleştirilerden biri de, örgün eğitimle yapılan zorunlu eğitime ilk 4 yıldan sonra açıköğretim alternatifinin getirileceği ve bunun türbanın resmen ilköğretime girmesi anlamına geldiğiydi.