Tüm ebeveynler çocuklarının iyi eğitim almasını ve saygın işlerde çalışmasını istiyor. Bu isteği desteklemek isteyen bazı aileler ise çocuklarını aşırı yönlendiriyor ve onlara baskı uyguluyorlar. Böyle ailelerin çocuklarında ise üniversite çağında ciddi problemler görülebiliyor.

Psikoloji profesörü Neil Montgomery, 2010 yılında üniversiteye yeni başlayan üç yüz öğrenci ile bir çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmaya göre baskıcı ailelerin çocuklarının diğerlerine göre yeni fikirlere ve eylemlere daha az açık, daha savunmasız, daha endişeli ve daha içine kapanık olduğunu ortaya koydu.

2011’de Tennessee Üniversite tarafından yapılan bir başka çalışmaya göreyse sürekli ailesi tarafından takip edilen ve katı programlarla yaşayan üç yüzden fazla öğrencinin anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıklar için ilaç tedavisi görmeye daha meyilli olduğu ortaya çıktı.

2012 yılında yapılan bir çalışmada ise şu sonuç gün yüzüne çıktı: Müdahaleci ebeveynlik şekli, ergenlikte ortaya çıkan problemli gelişimle ilişkili. Yetişkin olma yolundaki bu çocukların, kendine güvenen bireyler olması için gereken becerileri uygulama ve geliştirme fırsatı olmuyor. 2013 ve 2014 yıllarında yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar veriyor. Aşırı yapılandırılmış çocukluk geçirenlerin kendini yönetme becerisi düşüyor, depresyon ve hayat memnuniyetsizliği artıyor.

Uzmanlar ‘ailelerin çocukları için iyi şeyler yaptığını düşündüğünü’ söylüyor. Ancak bu yönlendirmeler, çocukların basit problemlerde bile ne yapacağını şaşırmasına sebep oluyor, bağımsız karar vermeyi engelliyor, kimliklerini oluşturmada sıkıntı yaratıyor.

Uzmanlara göre bu duruma sebep olan ebeveyn davranışları ise şunlar:

Zaten kendilerinin yapabildikleri şeyleri çocuklar için ailenin yapması…

Kendilerinin neredeyse yapabildikleri şeyleri çocuklar için ailenin yapması…

Ebeveynlik davranışlarının motivasyonunun altında ebeveynlerin egolarının olması…