İlişkili Haberler

Erasmus+ programından yararlanarak Türkiye'ye gelen yabancı öğrenci ve gönüllüler, aldıkları üniversite eğitiminin daha derin ve geniş kapsamlı olduğunu vurguladı. Türkiye'deki yardımseverlik ve yaşamdan keyif alma kültürünü öven yararlanıcılar, İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşama deneyimini ise "zihin açıcı" sözleriyle tanımladı.

Türkiye Ulusal Ajansı, Avrupa genelinde yüksek öğretim ile başlayan ve daha sonra mesleki eğitim, yetişkin eğitimi, okul eğitimi, gençlik ve spor alanlarını da kapsayacak şekilde genişleyen Erasmus + programının 30. yılını geride bırakması nedeniyle Yıldız Teknik Üniversitesi Hisarüstü Sosyal Tesisleri'nde bir toplantı düzelendi.

Türkiye'de bulunan Erasmus+ yararlanıcıları, toplantının ardından üniversite eğitiminden Türk misafirperverliğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

"TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİNİ ÖĞRENMELİYİZ"

İngiltere'den Erasmus öğrencisi olarak Türkiye'ye gelen 23 yaşındaki Isabelle Heineman, eylül ayından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde tarih ve siyaset bilimi eğitimi aldığını anlattı.

Özellikle 15. yüzyıl Osmanlı ve Bizans karşılaşmaları üzerine siyaset bilimi ve tarih eğitimi aldığını ifade eden Heineman, "Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eğitim gerçekten olağanüstü. Özellikle Türk dış politikası ve geniş Ortadoğu politikası eğitimi alarak çok farklı bir bakış açısı kazandığımı düşünüyorum" diye konuştu.

Heineman, hep bahsedilen Türk misafirperverliğinin Türkiye'de karşılaştığı en dikkat çekici unsurlardan biri olduğunu söyleyerek insanların birbirlerine yardım etmeye hazır olması ve ortaklıklarını da diğer unsurlar olarak sıraladı. Heineman, "Bu kesinlikle bizim Londra'da öğrenmemiz gereken bir şey" diye konuştu.

"TÜRKİYE'DE HAYATTAN KEYİF ALMAYI GÖRDÜM" 

Almanya'dan gelen 24 yaşındaki Rafael Seybold da İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü'nde yüksek lisans eğitimi aldığını dile getirdi.

Seybold, "Sadece farklı bir ülkede olmak bile farklı kültürler konusunda algınızı açıyor. Farklılıkları görmenizi sağlıyor. Özellikle Türkiye'de daha rahat bir yaşam tarzını ve biraz daha hayattan keyif almayı gördüm. Ayrıca, büyüdüğüm şehirden belki de 30 kat daha büyük olan İstanbul gibi bir şehirde olmak, büyükşehir hayatı hakkında zihninizi açıyor" şeklinde konuştu.

Almanya ve Türkiye'de üniversite hayatının da farklı olduğunu söyleyen Seybold, "Almanya'da gerçekten büyük bir üniversiteye gidiyorum ve tüm üniversite stili farklı. Belki 400 farklı öğrenciyle büyük amfilerde eğitim alıyordum ancak burada sınıflar 10 ile 20 kişi arasında değişiyor ve profesörlere çok yakınsınız. Ayrıca çok fazla proje yapılıyor" ifadelerini kullandı.

"ERASMUS HAYATIMI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE DEĞİŞTİRDİ" 

Litvanyalı 25 yaşındaki Erika Grubyte ise Türkiye'ye yaklaşık 4 sene önce Erasmus öğrencisi olarak, 3 hafta önce de Kızılay gönüllüsü olarak geldiğini anlattı. 

Eskişehir'de Türkiye'deki göçmenler için İngilizce ve sanat eğitimi verdiğini ifade eden Grubyte, Erasmus programının hayatını önemli ölçüde değiştirdiğini vurguladı. Grubyte, şunları söyledi:

"Buraya ilk geldiğimde bir kültür şoku yaşadım, tabii ki kötü anlamda değil. Litvanya'daki insanlar 'Erika neden insanları bu kadar önemsiyorsun' diye sorduklarında onlara, 'bana bunları Türkiye'deki hayat öğretti' diyorum. Bu nedenle şimdi göçmen çocuklara İngilizce ve sanat eğitimi verdiğim Avrupa Gönüllük Servisi projesi ile geri döndüm. Bu sayede Türkiye'den öğrendiklerimi geri verebileceğim"

ERASMUS+'DA GEÇEN YIL DÖNÜM NOKTASI OLDU

Erasmus+ için 2017, sadece yüksek öğretimdeki değil, eğitim ve gençlik alanındaki her kurumu ve her bireyi içine aldığını göstermek açısından önemli bir yıl oldu.

AB üyesi ülkeler, üye olmayan İzlanda, Norveç, Lihtenştayn ve aday ülke statüsündeki Türkiye ve Makedonya'nın da yararlandığı programın 30. yıl dönümü kapsamında geçen yıl tüm Avrupa genelinde yıl boyunca konferanslar, forumlar, diyaloglar, tartışmalar ve sergiler gibi birçok etkinlik gerçekleştirildi. 

Sadece yüksek öğretim değişimlerinden 30 yılda tüm Avrupa’da yararlanan öğrenci sayısı 4 milyon 400 bine ulaştı. Programın 30 yıllık geçmişinde yüksek öğretimin yanı sıra 1 milyon 400 bin katılımcı gençlik değişimlerinden, 1 milyon 300 bin öğrenci mesleki eğitimden yararlandı. Yine aynı dönemde 1 milyon 800 bin eğitim ve gençlik çalışanı, 100 bin genç gönüllü ve 100 bin lisansüstü eğitim öğrencisi programdan hibe aldı.

Toplamda 9 milyon kişi, bu program aracılığıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde eğitim aldı, ders verdi, staj yaptı, gönüllülük programında görev aldı ve mesleki çalışmalarda bulundu.