TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İncekara, sendikaları farklı olduğu için öğretmenler odasında çaydanlıkları farklı öğretmenler olduğunu söyledi.

İncekara, "Öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü?" diye sordu.
 
Çocuklara Yönelik Şiddetin Önlenmesi toplantısında konuşan TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Milletvekili Halide İncekara; şiddetin bir sonuç olduğunu söyledi.

"Çocuklarımız ailede neden şiddet görür?" diye soran İncekara, "Çünkü biz eğitmesini bilmiyoruz, ben de dahil. Bu artan teknoloji, çocukların ilerleyen zekası, pratik davranışlar karşısında ben çocuğumu nasıl eğiteceğimi bilmiyorum. Ben biliyorum da öğretmeni biliyor mu? Öğretmeni de bilmiyor maalesef." şeklinde konuştu.

"ÖĞRETMENLERİN, ÇOCUĞA ŞİDDET UYGULAMAYACAĞINI DÜŞÜNMEK MÜMKÜN MÜ?" Anadolu'daki okulların öğretmenler odasında sendikaları ayrı olduğu için çaydanlıkları ayrı öğretmenler olduğunu belirten İncekara, "Öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü?" dedi.
 
Zaman zaman kendisinin de okulları gezdiğini aktaran İncekara, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir okula girdim. Bir sınıftan ses geliyor ama korkunç bir ses. Çocukların tenefüse çıkmasını bekledim. İçeride ne oldu diye sordum. Öğretmen çocuğa vurmaması gerektiğini, bunun suç olduğunu biliyor, koca cetveli eline almış, durmadan duvara vurarak, çocuklarda bir korku yaratmaya çalışıyor. Çocuk cetvelin sesi ile öyle ürkmüş durumda ki, zaten çıtını çıkarması mümkün değil."
 
ÖĞRETMENLE ÖĞRENCİ ARASINDA ORANTISIZ GÜÇ VAR
Çocuğun, 6 yaşında Milli Eğitim Bakanlığı'nın çatısı altına girdikten sonra, "8 yıl boyunca başka bir Cumhuriyetin elinde" olduğunu ifade eden İncekara, "Öğretmenle öğrenci arasında orantısız bir güç var. Ben mesela öğretmenim, siz öğrenci. 657'im var, sendikam var, size karşı kullanabildiğim notlarım da var. Orantılı bir ilişki var mı?" diye sordu.
 
Öğrencinin sınıfa girdiği andan itibaren korkunç bir kudretin karşısında olduğunu söyleyen İncekara, hata yapan öğretmenlerin de amirleri tarafından denetlenmenisinin bir çarpıklık olduğuna dikkat çekti ve "Ama ben öğrenciyim, öğretmen kusuru bana yaptı. Ben denetleyeceğim, ben istediğim öğretmende okuyacağım. Neden onu yine başka bir 657'li denetliyor" diye konuştu.
 
"UYUŞTURUCU SATICILARINDAN FARKLI GÖRMÜYORUM"
Yapılan araştırmalara göre, çocukların yüzde 70'inin dizi filmleri mütemadiyen seyrettiğine dikkat çeken İncekara, en büyük eğitim aracının televizyonlar haline geldiğini söyledi ve şunları ekledi:

"Cesetleri göstererek haber sunduklarını zannediyorlar. Kurban Bayramı'nda 'kurban keserken çocukları kurbanların yanında tutmayın', dediler. Her gün 40 tane bıçak dayanmış kelle görüyorum televizyonda. Çocuğu birinden kaçırdınız birine… Uyuşturucu da para verilerek satın alınan bir şey. 'Çocuklar para vererek alıyorlar, o zaman almasınlar' diyor muyuz? O kötü programları yaparak, benim yaptığım çocuklarımın hayatında neye mal oluyor diye düşünmeyenleri, uyuşturucu satıcılarından farklı görmüyorum.

SPOR YORUMCULARININ KAVGA ETMEDEN YAPTIĞI TEK BİR PROGRAM YOK  
Çocukların yüzde 14 -20'sinin televizyonlardaki spor programlarını kesin seyrediyor. Spor yorumcularının kavga etmeden yaptığı bir tek spor programını söyler misin? Bu adamlar program başına 10-20 bin lira alarak, orada kin ve nefret… Bir takımın yöneticisi, bir takım yöneticisine küfrediyor." 
 
"NASIL YAŞAMAK İSTİYORSUN"  
Çocukların her gün yarın endişesi ile yataklarından kalktığını belirten İncekara, "Çocuklara yaptığımız en büyük zulüm bu." dedi. Çocuklara hep, "Ne olacaksın?" diye sorulduğuna dikkat çeken İncekara, asıl sorulması gereken sorunun ise 'Nasıl yaşamak istiyorsunuz?" olduğunu söyledi.

''ÖĞRETMENLERİ ELİ SOPALI BİR ŞİDDET ÖZNESİ OLARAK GÖRMEK ASLA KABUL EDİLEMEZ''
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, İncekara'nın bu sözlerine tepki gösterdi.

''İncekara'nın ifadelerinin altında yatan gerçeğin, bir çok eksikliğine rağmen kamu görevlilerinin ellerinde kalan tek güvence olan 657 sayılı kanunda gerçekleştirilecek değişiklikleri kendince gerekçelendirme çabasından başka bir şey olmadığını'' ileri süren Kılıç, açıklamasında şunları savundu:

''İncekara, bir anlamıyla öğretmenlerin güvencesiz istihdamı ile okulda şiddet olgusuna son verilebileceğini düşünmektedir. Otoritenin ve okuldaki şiddetin kaynağının sendikalı olmak ve kamu emekçilerinin giderek içi boşaltılan güvenceli istihdamı üzerinden açıklamak, bu tezin basitliğini ve öğretmenlere yönelik hakaretini ifade etmesi açısından önemlidir. Öğretmenler güvencesiz istihdam edildiklerinde okullarda şiddet sorunu son bulmayacaktır. Öğretmenlik mesleği büyük özveri gerektiren ve emeğini küçük hayatların kirli bir dünyada yok olmaması için harcayan bir meslek olarak var olmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla öğretmenleri eli sopalı bir şiddet öznesi olarak görmek asla kabul edilemez.''