Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık, NTV'ye Sorun’da, yeni eğitim yılı öncesinde 4+4+4 eğitim sistemine ilişkin soruları yanıtladı.

Ozan Sezik (Öğretmen): Müzik ve resim başta olmak üzere, tüm sanatla ilgili derslerin saatleri düşürüldü. Bu, ülkemizdeki sanat ve sanat kültürünü öldürmez mi?

Aslıdan ders saatleri düşmedi zorunlu ders saati düştü. Daha önceki yıllara iki olan müzik ve görsel sanatlarda zorunlu derslerde bir saate indirdik. Ama bizim sanat ve spor adı altında yeni bir seçmeli ders modülü oluşturduk. Bu dersin altında görsel sanatlar, müzik, spor ve fiziki etkinlikler, drama, zeka oyunları modülleri oluşturduk. Çocuklar yeteneklerine göre istedikleri taktirde bu dersleri iki ya da dört saat olmak üzere haftada seçebilecekler. Biz daha çok öğrencilerin burada yetenek ve ilgilerine göre yönlenmelerini desteklemek amacıyla bir uygulama yaptık. Böyle bakınca bir artma bile söz konusu.

Peki sorgulayan, şüpheci, pasif yurttaşlıktan aktif yurttaşlığa geçmiş yeni bir nesil bütün Türkiye için yüreklendirici olacaktır. Bu konuda endişe taşıyor musunuz yeni müfredat böyle bir neslin yetişmesine yardımcı olacak mı?

Ben müfredatımıza ve yeni sistemimize çok güveniyorum. Bizim amacımız bu yeni sistemi kurgularken sorgulayan, eleştiren, teknolojik gelişmelere açık, analitik yeteneği gelişmiş gençlere sahip olmaktı. Benim bu konuyla ilgili hiçbir endişem yok. Bizim yeni müfredatımız yeni sistemimiz ve yeni seçmeli, derslerimiz buna hizmet edecek nitelikte.

Elçim Özkay (Ev kadını): Hep ilk, orta ve liseye yeni başlayacaklar hakkında konuşuluyor. Ya ara sınıftakiler ne olacak. Benim oğlum 3. sınıfta ve yabancı dil eğitiminin ne olacağına dair bir bilgimiz yok.

Biz yeni eğitim sistemimizde yabancı dil eğitimini ikinci sınıftan itibaren başlatıyoruz artık. Ara sınıflarda durum biliyorsunuz biz yeni sistemi sadece bu sene ilkokul 1’ler ve ortaokul 1’ler için uygulayacağız. 2., 3. ve 4.sınıflar eski sisteme göre 6., 7. ve 8.sınıflar yine eski sisteme göre eğitim görecekler. Bu sene 1. sınıf olup önümüzdeki sene 2. sınıf olan çocuklar içinde 2. sınıfta yabancı dil eğitimi başlayacak artık. Ayrıca yabancı dil eğitimini yine seçmeli derslerle zenginleştirdik biz. Çocuk isterse ortaokul döneminde 18 saate kadar seçmeli olarak yabancı dil tercih edebilecek.

Bütün liseleri Anadolu liseleri statüsüne bu kadar kaliteli bir eğitim statüsüne çekmeyi düşünürken acaba öğrencilerimiz hazırda öğretmenlerimiz bunun için hazır mı? İngilizce öğretmenlerimiz mesela yeteri sayıda var mı ve eğitimleri bunu destekleyecek nitelikte mi?

Zaten üniversiteden mezun olurken öğretmenlerimiz pedagojik formasyonları olduğu için öğretmen oluyorlar. Biz öğretmen niteliklerimize güveniyoruz. Ayrıca öğretmen alımı yaparken ihtiyaçlarımızı belirleyerek biz öğretmen alımı yapıyoruz. Yine en fazla yabancı dil branşında öğretmen alımı gerçekleştiriyoruz bu yılda.

10 Eylül’de 40 bin öğretmenin ataması olacak bunlar biraz geç olmadı mı? Hemen akabinde aynı gün derse başlayacaklar.

Biz 10 Eylül’de aldıktan sonra bir hafta oryantasyon eğitimine tabi tutacağız öğretmenlerimizi. Daha sonra zaten sistemin içinde stajyer öğretmen olarak eğitimlerine devam edecekler.

Eser Yıldırım (Mimar): Birinci sınıf öğrenciler haftada kaç saat ders görecekler? Okula tam gün mü yarım gün mü devam edecekler?

Zorunlu olarak haftada 26 saat ders alacaklar. Bunun yanında 4 saat serbest etkinlikler dersimiz var bizim. Ancak bu serbest etkinlikler dersi velilerin isteğine bağlı. İsterse çocuk o saatlerde okulda vakit geçirebilir veli istemezse evde vakit geçirebilir. Tam gün ve yarım meselesini biz valiliklere bıraktık planlamasını. Valilikler okulları derslik saatleri, fiziki yeterlilikleri kapsamında bunu kendileri planlayacaklar. Yani tüm gün eğitimde görebilir çocuklar imkanlar yeterliyse veya yarım günde eğitim olabilir. Bu durumda ortaokullar sabahçı ilkokullar öğlenci şeklinde bir düzenleme yoluna gidebilirler.

Peki bu sıraların fiziki şartları ayarlanırken küçük çocukları mı yoksa büyük çocukları mı göz önüne alacaksınız?

Onun belirli bir standardı var bizim Milli Eğitim Bakanlığı’nın sıra üretme merkezimiz var biz sıra üretirken o standartlar göz önünde bulundurulacak. Ortalama olarak hepsi için uygun olacak. Birinci sınıf öğrencisi öğlenci olduğunda sabah aynı sınıfa ortaokulun orta 1 öğrencisi girecek. Bunu zaten okul idarecileri ve yerelde il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri yapacak. Biz kesinlikle çocuklarımız mağdur etmeyecek şekilde planlamalarımızı yapıyoruz bakanlık olarak kontrol bizim elimizde.

Serkan Saygın (Öğretmen): Birinci sınıflar için düzenlenen müfredat, 8. sınıflara kadar her yıl aşamalı olarak düzenlenecek mi?

Zaten bu yeni sistemde kademeli geçiş söz konusu. Bu sene sadece ilkokul 1’ler ve ortaokul 1’ler için biz sisteme başladık. Önümüzdeki sene 1 ve 2.sınıfları orta bir ve 2.sınıfları kapsayacak. 8 yıl boyunca kademeli olarak bütün programlarımızı müfredatlarımız gözden geçirip bu yeni sisteme uygulayacağız.

Mahmut Çekinir (Öğretmen): Geçen sene 55-56 aylık olan çocuklar seneye göndeririz düşüncesiyle anaokuluna gönderilmedi ancak bu yıl 1. sınıfa başlıyorlar. Okul öncesi eğitim almamaları onları zorlamayacak mı?

Okul öncesi eğitimi almamaları onları zorlamayacak biz biliyorsunuz 1.sınıfları için 12 haftalık bir eğitim materyali hazırladık ve 10 Eylül itibariyle bu bizim bütün öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin elinde olacak. Bu eğitim materyali 12 haftayı kapsayan bir materyal. Öğretmenler bu 12 haftalık materyalle derse başlayacaklar. Bu aynı zaman oryantasyon eğitimini de içeren bir eğitim materyali. Güncellendi bu o yaş gurubuna uygun hale getirildi. Oyun bazlı, çocuğun kendi kendini araştırarak bulacağı, kesme yapıştırma, müzik, görsel yolla daha çok matematik ve okuma yazmaya hazırlık yapacağı bir sistemi içeriyor. O yüzden bu çocuklarımızın sorun yaşayacağını düşünmüyoruz biz.

Sonuç olarak bu öğrencileri yetiştirecek olanlarda öğretmenlerimiz. Onlar da aslında bir önceki dönemin ürünleri. Dolayısıyla sorgulama konusunda hep bizim kültürümüzde “sen sus, konuşma” sorgulayan kişiye negatif bakılması gibi sosyokültürel dokumuz var. Öğretmenlerimizin bu algısını nasıl değiştirmeyi düşünüyorsunuz bu da bir süreç meselesi değil mi?

Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak dikkat ederseniz eğitim hiç bu dönemde olduğu kadar tartışılmamıştı. İlk defa bu dönemde eğitim gündeme geldi ve çok tartışıldı. Tartışılmasını biz olumlu buluyoruz. Eksiklerimizi kamuoyundaki bu tartışmalardan görerek, öğretmenlerimizden, velilerimizden aldığımız geri dönüşlerden görerek eksiklerimizi bazen görebiliyoruz. Önemli olan eksiğini görüp bunu düzeltme yoluna gidebilmektir. Biz istiyoruz ki eğitimli, yeni gelişmelere yatkın çağı yakalayabilecek nesiller yetiştirmek istiyoruz.

Nasıl anayasa uzlaşma komisyonu hazırlandı sivil toplum kuruluşları ve birçok sade vatandaş da katılıyorsa eğitim politikası hazırlanırken de acaba daha katılımcı daha bütüncül bir yol izlenemez miydi?

Aslında izlendi sadece kamuoyu tarafından bu kadar iyi fark edilmedi. Biz sürekli olarak bakanlıkta bu çalışmaları yaparken hiçbir zaman sivil toplum kuruluşlarını bakanlığın kapısının dışında bırakmadık. AÇEV vardı, eğitim kurumları vardı. Ortak kararlar aldık. Biz hiç birini bu sistemin dışında bırakmadık.

Barış Ceylan (Öğretmen): 5 yaş, okul öncesi eğitimin sekteye uğraması demek. Okul öncesi eğitimin en önemli ayağı dar gelirli ailelerin çocuklarıyla diğer çocukların seviyesini eşitlemekti. Yeni eğitim sistemi eşitlik ilkesine aykırı değil mi?

Hayır, biraz önce verdiğim cevap aslında bu sorunun cevabı oluyor. Önceden 1.sınıfa başlayan çocuklara çok fazla akademik yükleme yapıyorduk oyun çağı çocukları olduğunu unutuyorduk. Biz programımızı oluştururken o yaş grubuna daha uygun hale getirdik. Okul öncesi eğitimi yüzde 70’lere çıkaran kişiler olarak okul öncesini hiçbir zaman ikinci plana itmeyi düşünmüyoruz.

Zeki İmrak (Öğretmen): 60 aylık ve üstü öğrencilerin örgün eğitime katılmalarında herhangi bir sakınca olmadığı görüşü hangi pedagoglardan alındı? Yeni sistemin ne gibi faydaları olacağını düşünüyorsunuz?

Sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalıştık ama 60 üzerini biz zorunlu tutmadık. 60 ve 66 ay arası kesinlikle veli isteğine bağlı. Bazı çocuklar hakikatten ileriden gidebiliyor. Özellikle okul öncesi eğitimi almış çocuklar okuma yazmayı sökerek geliyorlar. Bu gelişimi önce giden okula hazırlık seviyesi yüksek olan çocuklar velilerinin isteğiyle gidebilecekler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi uzmanlarından alınmış bir cevap bu.

Kaan Duru (Çalışan): Çocuğumuz 67 aylık olarak okula başlayacak. Komşumuzun kızı ise 80 aylık ve oda aynı okula başlıyor. Aralarında 1,5 yaş olan bu çocuklar nasıl birlikte eğitilecekler?

Bir kere burada ben öğretmenlerimize güvenilmesini istiyorum.

Neye bağlı olarak güvenelim bu bir teslim olma güveni mi?

Onların mesleki niteliklerine güvenelim. Benim öğretmenim sınıf içinde bireysel farklılıklara göre eğitim yapabilecek şekilde yetiştirilmiş öğretmen aynı zamanda. Bireysel farklılıkları da göz önüne alarak çocuklara yeteneklerine ilgilerine göre de eğitim verebilecek donanımda olan öğretmen aynı zamanda. Ayrıca bizim yine il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine bir tavsiyemiz oldu okullar sınıflar planlanırken okulun fiziki mekanı yeterliyse öğrenci sayısı yeterliyse şubeleri oluştururken yaş gruplarına göre şubeler oluşturabilirsiniz dedik. Zaten bu sorun sadece bu yıl yaşanacak bundan sonra bu sorun yaşanmayacak.

Memmet Çetin (Tekstil): Çocukların 5. sınıfta Arapça öğrenmeye başlayacakları söyleniyor. Arapçanın dünya üzerindeki önemine bakarsak, bunun altında yatan mantık nedir? Yoksa amaç bir tür toplum mühendisliği mi?

Hayır, kesinlikle değil. Zorunlu olarak Arapça öğrenecekler diye bir şey yok. Bizim seçmeli derslerimiz arasında Arapça dersi var. Çocuk isterse seçer istemezse kesinlikle seçmez. Zorunlu olarak bir dayatmayla sen Arapça öğreneceksin diye bir yaklaşımı Milli Eğitim Bakanlığı’nın yok.

Mert Mete (Çiftçi): Kardeşimi liseye kayıt yaptırmaya gittim. Seçmeli ders olarak Kur’an ve din dersler seçtirildi. Çünkü diğer derslerin öğretmeninin olmadığı veya açılmadığı söylendi. Sizce bu doğru bir uygulama mı?

Kesinlikle bu doğru bir uygulama değil. Bu bizim karşı olduğumuz bir uygulama. Bakanlık olarak seçmeli derslerle ilgili kısa tanıtım filmleri oluşturduk. 10 Eylül’e kadar Milli Eğitim Bakanlığı’nın sitesinde istedikleri dersin linkine tıklayarak o dersi kısa tanıtım filmini seyredecekler. 10 ve 12 Eylül tarihleri arasında okullara gidip hangi dersi istiyorlarsa o dersi seçecekler. Ondan sonraki, aşamada da çocukların istekleri göz önünde bulundurularak istekleri, doğrultusunda seçmeli dersler açılacak okullarda. En az 10 öğrencinin aynı dersi seçmesi lazım.

(Öğretmen): 18 yıllık öğretmenim. Bakan dahil verilen demeçlerin hiçbiri doğru değil. Okullarda müfredat değişmedi. 1. sınıf kitapları geçen yılın aynısı. Bu sistem nasıl başarıya ulaşacak?

Ders kitaplarının değişmediği doğru. Yeni olan şey biraz öncede söylediğim gibi 12 haftalık bir eğitim materyalinin hazırlanması ve seçmeli derslerin hazırlanması. Seçmeli derslerin içeriği değişti programları değişti.

Bu 4+4+4 eğitim sistemine göre aslında 15 yaşında bir çocuk meslek eğitimini seçme noktasına gelebiliyor. Fakat 15 yaşında bir çocuğun bu konuda acaba sağlıklı bir karar verebilir mi, karar verirse bu anne babanın kararı mı olur, okulun kararı mı olur, kimin kararı olur?

Biz 15 yaşındaki bir çocuğun kendi yetenekleri keşfettiği bir nesil istiyoruz. Bu yüzden zaten bu eğitim sistemini oluşturduk. Çocuk tabii ki kendi yeteneklerini ve ilgilerini keşfettiğinde kendi yolunu da çizecek durumdadır. Tabii ki annesinin babasının da desteğiyle.

15 yaş tabi kanın biraz deli aktığı, hormonların fazla çalıştığı, hayal dünyasının çok geniş olduğu bir yaş değil midir?

Eğitimci kökenli bir genel müdür olarak söyleyeyim çocuklarımızı bu kadar hafife almayalım.

Sizce bu politika süreklilik arz edecek mi?

Edecektir, biz güveniyoruz yeni sistemimize.

Peki dünyada yüzde 95’in aslında uygulamadığı bir politikadan bahsediyoruz. Almanya’yı dışarıda tutarsak yüzde 95 ilkokul seviyesini 5-6 yıl olarak sürdürüyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Kendi sosyolojik koşullarımıza uygun olarak yeni bir sistem kuruyoruz. Almanya kendi sosyolojik koşullarına uygun olarak bir sistem kuruyor. Türkiye'de hep şikayet edilen alıp gelip başka sistemleri uyguluyoruz kendi gerçeklerimizi göz önünde bulundurmadan diye. Şimdi biz kendi gerçeklerimizi göz önünde bulundurarak kendi sosyolojik yapımızı göz önünde bulundurarak kendimize has bir sistem çıkarıyoruz ortaya.

Sami Altaş (Veteriner Hekim): Kızım, geçtiğimiz yıl eski sisteme göre 5. sınıfı bitirdi. Bu yıl ortaokul 5. sınıf mı yoksa 6. sınıftan mı başlayacak? 5'ten başlayacaksa ilkokulu 1 yıl fazla mı okumuş olacak?

Biz sadece yeni sistemi ilkokul 1.sınıflar ve orta 1’ler yani eski sistemler 4’ten beşe geçen bu sene orta bir olan çocuklar için uyguluyoruz. Ara sınıflar eski sistemle devam edecekler kademeli olarak daha sonra geçiş sağlanacak 3 yıl içinde de geçiş tamamlanacak.

Bir de lokal olarak imam hatibe dönüştürülen liseler var. Bu liselere çocuklarını göndermek istemeyen velilere ne söylemek istersiniz?

Kimse zorunlu olarak imam hatip ortaokulunu seçmek zorunda değil. İmam hatip ortaokuluna girmek zaten gönüllülük esasına dayalı. Veli ve öğrenci istediği taktirde gider gitmek istediği imam hatip ortaokuluna başvurur ve kaydı öyle yapılır.

Bir okul değişikliği olacak, çevre değişikliği olacak belki servis değişikliği olacak bu onlar için bir zorluk teşkil etmeyecek mi bunun üstesinden nasıl gelsinler?

Ama zaten bu yaşanmak zorunda. Biz ilkokul, ortaokul ayırıyoruz binaları. Binaları ayırmak bu sistemde esas. O bölgede iki tane ilköğretim okulu varsa birisinin binası ilkokul birisi ortaokul binası oluyor.

9 yaşındaki bir çocuk aslında ortaokul müfredatına tabi tutulacak. Fakat 9 yaşındaki bir çocuk bilinçsel ve sosyal olarak aslında henüz somut dönemde soyut kavramları algılamak için çok genç. Müfredatta değişmedi dediniz dolayısıyla 9 yaşındaki bir çocuğun soyut kavramlara empoze olması sizce ne derece sağlıklı?

9 yaşındaki bir çocuk bizim ilkokul 4.sınıfta oluyor 10 yaşına başladığında oluyor ortaokul. Müfredatımızı biz oturup masa başında kendimiz hazırlamıyoruz bunu. Biz üniversitelerde akademisyenlerden destek alıyoruz profesyoneller tarafından hazırlanıyor bu müfredatlar. Dolayısıyla o yaş gurubuna uygun müfredatlar oluşturuyoruz biz.