Bakan Güllüce'den İztuzu Plajı açıklaması

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, NTV'ye yaptığı açıklamada İztuzu Plajı'nın açık ihale usulüyle kiralandığını söyledi ve "İhale hukukuna göre 1 lira fazla veren alır" dedi.

08.01.2015 - 17:03

Bakan Güllüce'den İztuzu Plajı açıklaması

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, NTV yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Muğla'nın Ortaca ilçesindeki dünyaca ünlü İztuzu Plajı'nın özel şirkete verilmesine ilişkin tartışmalara değinen Güllüce, mahkemenin ihaleyi durdurma kararı verdiğini hatırlattı.

Konuyla ilgili yapılan eylemleri eleştiren Güllüce, "Orada eylem yaparak illa belediyeye verilsin açık ihale yapılmasın diyorlarsa ben buna evet demem. İhale hukukuna göre 1 lira fazla veren alır" diye konuştu.

Bakan Güllüce'nin İztuzu Plajı ve diğer konulara ilişkin açıklamaları şöyle:

Çevre ve şehircilik politikaları açısından geçen yıl nasıl geçti sizin için? 

Bakanlığımız yeni bir bakanlık tabi. Bu yüzden bütün kurumlarımızın kalite 9001 kalite alması çalışması vardı. Çevre konusunda yurtdışı bir iki kongremiz oldu. En son Peru’da olan iklim değişikliği. Orada biz ağırlığımızı hissettirdik. Gelişmemiş ülkeler veya gelişmekte olan ülkelerle birlikte bizim tezimiz kabul gördü. Çok Türkiye olarak kalabalık bir heyetle katıldık. Çok başarılı bir toplantı oldu. BM’de sayın Cumhurbaşkanımızın da katıldığı iklim değişikliği ile ilgili toplantı oldu. Orada civanın tüketilmemesi ile ilgili bir anlaşma imzaladık. Flora gazının tüketilmemesinden dolayı ödül aldık. Orada bir panel yönettim ben uluslararası bir katılımla. Çevre konusunda çok takdir edilen bir ülkeyiz. Biz kalkınırken dünyayı kirletmeden, zarar vermeden sürdürülebilir kalkınma modeli izliyoruz. Oysa gelişmiş ülkeler buna riayet etmediler ve borçları var diyorum kendilerine sürekli. ÇED yönetmeliğinde ciddi bir değişiklik yaptık. Bunu bazı vatandaşlarımız yeterince incelemeden hemen reaksiyon gösterdiler. Sadece bürokrasiyi biraz azalttık ve Avrupa standartlarına uyumlu hale getirdik. Hatta Avrupa’dan daha sıkıyız desek yeridir. Sınırı aşan sular konusunda bir uyumsuzluğumuz var. Bu bir devlet politikasıdır karşı tarafında bu konuda bastırmasının iyi niyetli olmadığını düşünüyorum. Avrupa Birliği’ne girdikten sonra bu işe evet deriz diyoruz. Kentsel dönüşümle ilgili çalışmalar devam etti. Ben prensip olarak yerel yönetimlerin güçlenmesinin daha yetkilenmesinden taraf olan birisiyim. Kentsel dönüşümdeki bütün yetkileri hangi partili olursanız olun gelin birlikte çalışalım yetki verelim kentsel dönüşüm yapalım çağrısı yaptım.

İztuzu tartışmaları ile ne yaptınız neden böyle tartışmalı boyuta geldi?

Kıyılar bizim bakanlığımızın uhdesinde. Burayı kendi başına bıraktığınızda hoş olmayan şeylerle karşılaşılıyor. Vatandaşa doğru sunulursa vatandaş buna itiraz etmez. Atıklar oluyor çirkin şeyler oluyor oralarda. Orasının bir sahibi olması bir kontrolü olması gerekiyor. 1990’dan beri bahse konu olan yer kiralanmış yeni bir şey değil yani. Burayı kime kiralarsanız bir şekilde şaibesi olur biz nereyi kiralayacaksak açık ihale ile kiralıyoruz. Açık ihale ile kiralayınca bir lira fazla veren ihale hukukuna göre alır. Bu belediyedir, Ahmet’tir Mehmet’tir alır onu. Belediye girmemiş ve almamışsa bizim problemimiz değil.

Özelleştiriliyor mu şeklinde bir soru vardı.

Girişten para alınmayacak şezlong gibi şemsiye gibi şeylerden para alınacak. Bıraksanız öyle olduğu gibi başka bir sorun çıkıyor. Belediyeye verseniz Türkiye'nin belediye hudutları olmayan yerlerde ne yapacağız? Dolayısıyla bir yeri kiralamak istiyorsak açık ihale ile veririz kim alıyorsa alsın. Şu anda mahkeme zaten iptal de etti. Tabii orada bizim bakanlığa ait olan bir vakıf var onun ihale etmesinden kaynaklı bir durum. Dolayısıyla şu anda dondu iş. Orada hukuksuz bir şey olmuş değil yani.

Yargının kararı olmasına rağmen bir takım eylemler olduğu için bunu konuşuyoruz.

Demokratik haklarını insanlar tabi kullansınlar ama bir de karşı taraf ne yapmak istiyor diye bir dinleseler, orada eylem yaparak belediyeye verilsin açık ihale olmasın diyorlarsa ben buna evet demem. Hiçbir belediye için evet demem. Ama orada girişte ücret alınıyor iddiasında bulunuyorlarsa bu doğru değil, şezlong alacaksanız bedelini ödeyin diyorum.

Orası çok özel bir bölge doğal yaşam açısından, imara açılması gibi bir durum var mı?

Bir kere insanlar bilmeden bir şeyler söylüyorlar ya da kasten hedef saptırtıyorlar. Kıyı kenar çizgisi ile deniz arasındaki yerde hiçbir şekilde imara açılamaz yasa var zaten. Bir yerin ormanını kaldırmak gibi bir şey. TEM otoyolunda bu yolun üstünde inşaat yapmak gibi bir şey. Kıyı kenar çizgisinden 100 metre yukarısında kadar da bir şey yapılamıyor zaten. Hangi belediye başkanı böyle bir yanlış yapabilir ki bizimde yapmamız mümkün değil.

Kentsel dönüşüm açısından hedeflerinize ulaştığınız bir yıl oldu mu?

İki seçim geçirdik 2014’te. Seçimden birkaç öyle belediye başkanı seçime kendini endeksler. Bir 6 ay kala daha çok güncel işlere bakılır. Bu yüzden biraz düştüğü kanaatindeyim. Belediye başkanı seçildi ama şimdi ne yapacağız demeye başladı bu da birkaç ay sürdü. Nisan’da belediye başkanı oldu hayırlı olsun faslı 20 gün sürer zaten. Önceki yıllara göre yüksek olmasına rağmen beklediğim yükseliş değildi. Ama sene sonuna doğru yükseldi tabii. Müracaatlar olmaya başladı yetkileri verdik. Sanıyorum daha çok artacak bu sene.

Bina sayısı açısından bir rakam var mı?

Bir tahmin tabii 300 bin diye bir tahmin. Sonuçta realize edip etmemek biz bizzat yapmıyoruz kentsel dönüşümü. Vatandaşlar kendi binalarını müracaat ediyorlar biz kentsel dönüşüm yasasından istifade etmek istiyoruz diye. Bunun kaç tane olacağını biz varsayımlarla yapıyoruz. Ya da bir bölgeyi riskli alan ilan ediyoruz, oranın belediye başkanı ben burada kentsel dönüşüm yapacağım diye bize müracaat ediyor. Biz sana para verelim siz buranın kentsel dönüşlüm haline getirilecek çalışmaları yapın, projeleri yapın diyoruz. Belediye başkanı en son bize sunumu yapıyor biz üçüncü yetkiyi veriyoruz. O müteahhitle, vatandaşla belediye arasında oluyor. İzmir’de geçen bakanlık neden bizim evlerimizi elimizden alıyor diyor bir televizyonda ama biz orada değiliz. Biz belediyelere yetki veriyoruz.

Kentsel dönüşümde belki hedeflenen noktaya ulaşmak açısından kaynağın önemi de hep vurgulandı. Yeterli kaynak olmadığına dair bakanlığınızdan açıklamalar vardı. Bu yıl için ne kadar kaynak ayrıldı çalışmalara?

Şu ana kadar 1 milyarın üzerinde para yardımında bulunmuşuz. Bu yıl döner sermayeden aktarılması mümkün olan para var. Yani 358 milyon talebimiz var bu konuda.

Kira yardımlarında yeni miktarlar olacak mı bir artış olacak mı?

Kira konusunda enflasyon oranında artırmayı düşünüyoruz.

Kentsel dönüşümle ilgili onun ardından köysel dönüşüm gündeme geldi. Pilot uygulama için köyleri de belirlediniz.

Hayata geçirmeyi hemen düşünmediğimiz bir olay ama yarın böyle bir şey içinde müracaat edilecek. İstanbul’dan İzmir’e 3 buçuk saatte varılacak bir Türkiye artık. Böyle olunca köylerin canlanması köylerdeki imar hareketleri de hızlanacak. Şimdiden bunun altyapısını hazırlamamız lazım. Maalesef doğuya doğru gittikçe daha da kötüleşen bir köy yapılaşması var. Ne yapmalıyız ki ileride bu problemle karşılaştığımızda bizim hukukumuz hazır olsun kaynağımız ne görmemiz lazım. Pilot uygulamalarla bu işin kontrolünü yapıyoruz. Haydi giriyoruz dendiği zaman mühendislik uygulaması, çevre uygulamaları, imar planı uygulamaları ve kaynak uygulamasına hazır bir model haline getirmek istiyoruz. Yarın başlayacağız değil modeli oluşturmaya çalışıyoruz.

2014’te yaptığınız işler arasında saydınız ÇED sürecini. Akkuyu nükleer santralinin ÇED süreci epey gündem olmuştu, bakanlık olarak onay verdiniz ama yine bu konuşuluyor. Siz nasıl bir tablo gördünüz nükleer santral bölgesinde çevre açısından?

Çok incelenmeden yine nükleer elemanı yok dendi dolayısıyla bu ÇED geçersiz dendi. Bizim bakanlığımız bir çok eleman yok her cinsten elemanı bakanlıkta çalıştıracaksınız diye bir şey yok. Türkiye'de Atom Enerjisi diye bir kurum var, üniversiteler var, profesörler var, bu konuda yetişmiş alimlerimiz hocalarımız var. Sizin bilginiz yetmiyor başka kurumdan bilgi alıyorsunuz. Nükleerle ilgili konuda da ilk defa olduğu için bakanlığımız da olmaz. Kuru kuruya bakanlıkta neden nükleer elemanı çalışmıyor o yüzden ÇED raporu geçerli değildir deneceğine kimler çalışmış baksalardı o zaman bu eleştiri de bulamazlardı.

Şimdi Akdeniz ve Ege bölgesi başta olmak üzere kıyılarda yapılaşma konusunda bazı tespitleriniz var. Halihazırda kıyı kanununa aykırı inşa edilmiş yapılar için bir müdahale mümkün mü artık?

Teftiş kurulu başkanımıza talimat verdim biliyorsunuz biz uygulamada vatandaş belki bu noktada eksik bilgiye sahip olabilir. Biz belediyelerin üzerinde müeyyide uygulama durumunda değiliz İçişleri Bakanlığı buna bakıyor. Bu yüzden İçişleri Bakanlığı ile birlikte bizim Teftiş Kurulu Başkanlığımız birlikte çalışıyorlar. Yargıdan çıkan kararlar var itiraz eden mahkemeler devam edenler var. Belediyelere bunu söyleyeceğiz ondan sonra yıkılacak. Belediyeler bunu yıkmazsa valilikle yıkacağız bunları.

Hava kirliliği konusunda sizin ölçümleriniz nasıl bir tablo gösteriyor?

Geçmişe göre mukayese edilmesi mümkün değil tabi. Hava kirliliği ile ilgili hava kirliliği noktaları oluşturduk ve iki üç yıl içinde bütününü bitireceğiz. Online olarak Türkiye'de hava kirliliği ne boyutta bilgisayarımızda göreceğiz. Atık su noktasında da böyle hedefimiz hepsini online olarak görmek. Şu anda 10 bin metreküpten fazla olan atık suları görebiliyoruz.

2015’te neler hedefliyorsunuz? Vatandaşların bir çoğunun işi düştüğü bir kamu birimi tapu, o anlamda da bir yenilik görecek miyiz bu yıl?

Günden 40 bine yakın işlem yapan, her geçen gün teknolojiyi iyi kullanan bir kurum. Şimdi Almanya’daki bir vatandaş Türkiye’ye gelemden tapu satın alabiliyor veya devredebiliyor. Bir sene içinde bütün tapu müdürlüklerimizde numaratör olacak. Kadastro konusunda yenileme talimatları verdik. Ortofoto uçuşları yapıyor bunlar bittikten sonra kadastrolarımız binalarımızın tümünü tepeden istediğimiz anda ulaşabilecek. Stratejik mekansal planı kalkınma bakanlığı ile birlikte yapıyoruz. AFAD bütün illerin bir seneye kadar bütünleşik afet risklerini belirleyen haritalarını bitirecek. Bizim stratejik mekansal plan yaparken onlardan alacağımız afet riski olan bölgeleri üst üste çakıştırarak öyle bir harita çıkartacağız ki bundan böyle Türkiye'de o planlar yapılırken afet riski olan yerler belirlenmiş olacak. Coğrafi bilgi sistemi bakanlar kurulundan çıktıktan sonra yürürlüğe girecek. Belediyeler bizim verdiğimiz şifrelerle bilgisayar sistemimize girerek hazır bilgileri kullanabilecekler.

Sayın Başbakan'ın açıkladığı şehirleşme ile ilgili de önemli notlar var. Yeni mekansal planlamada bisiklet yolları, toplu taşımamın kullanılmasına teşvik edilmesi gibi somut adımlar atılacak mı?

Bugüne kadar olan gelişmeden ekonomimizin, tekniğimiz, bilgimizin gücü kadar şehirler kurmuşuz. Engellilerle ilgili düşünülmemiş. Bilimde eksiktik, uygulamada eksiktik, ekonomide eksiktik. Yeni Türkiye'de engellinin yürüyeceği yolu düşünen, spor yapmak isteyene spor alanlarını düşünen, bisikleti düşünen bir anlayış geliyor. Bisiklet yoludur, spor alanlarının yoğunluğu, yeşil alanların yoğunludur, engellilere sağlanması gereken özel şeylerdir, yaşlıların barınabileceği yerlerdir bütün bunlar yeni Türkiye'nin vizyonuyla alakalıdır. 1 milyar dolar borç parayı bulamayan Türkiye'nin şehirlere bakışıyla şimdi ekonomide çok iyi bir noktaya gelmiş Türkiye'nin şehirlere bakışı aynı olmayacaktır.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...