Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Akdur, Türkiye'nin enerji, hammadde ve ara mal ithalatına her yıl 50 milyar dolardan fazla para ödediğini söyledi.

Türkiye'nin maden zenginliklerinin keşfedilmeyi beklediğini ifade eden Akdur, şöyle konuştu:

"Avrupa'da bin 500 metre derinlikten, Güney Afrika'da 3 bin 600 metreden madenler çıkarılırken, Türkiye'de henüz ortalama 120 metrede madencilik yapılmaktadır. Ülkemizde madencilik daha, ortalama 35 kilometre kalınlığındaki yer kabuğumuzun ilk 120 metresinde yürütülmektedir. Türkiye'de petrol, doğalgaz, altın, bakır, demir, kömür var mı, yok mu? Bu soruya doğru cevap verebilmemiz için yer altı zenginliklerimizi keşfedebilmek amacıyla bugüne kadar kaç metre sondaj yaptığımıza veya risk sermayesi harcadığımıza bakıp, bu rakamların gelişmiş ülkelerle bir mukayesesini yapmamız gerekmektedir."

Türkiye'nin sanayileşmesini sağlayacak maden üretiminde çok gerilerde olduğunu vurgulayan Akdur, şöyle devam etti:

"402 milyon ton toplam maden üretimimizin 238 milyon tonu yani yüzde 60'ı taş ocağı kapsamındaki kalker, kum, çakıl, tras, marn, kil gibi inşaat sektörünün kullandığı maden üretimidir. Taş ocağı kapsamındaki üretim ayrı değerlendirildiğinde Türkiye'de yılda yaklaşık 164 milyon ton maden üretimi yapılmaktadır. Türkiye'nin metalik maden üretimi sadece 16 milyon ton. Bu kadar az üretimle gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatmamız söz konusu olamaz. Türkiye'nin linyit rezervi 14 milyar ton olmasına rağmen, yıllık kömür üretimi sadece 70 milyon ton. 70 milyonluk Türkiye'nin linyit üretimi 12 milyon nüfusa sahip Yunanistan kadardır. Sanayileşmenin temelinde hep madencilik üretimindeki gelişme olmuştur. Kanada'da yılda 14 milyon metre, Avustralya'da ise yılda 6,5 milyon metre maden sondajı yapılmaktadır. Türkiye'de ise 85 yılda yapılan maden sondajı 20 milyon metreyi, ancak bulmaktadır. Bir başka ifadeyle bizim 85 yılda yaptığımız maden sondajı Kanada'da 1,5 yılda yapılmaktadır. Madenciliği geliştirmek için arama faaliyetlerini desteklemek, teşvik etmek gerekmektedir."

ALTIN POTANSİYELİ ÇOK BÜYÜK
Dünyada altın madeni aramaları için yılda 5 milyar dolar risk sermayesi harcandığını, Türkiye'deki risk sermayesinin ise yılda 30 milyon dolar civarında olduğunu ifade eden Ümit Akdur, şu bilgileri verdi:

"Dünyada metal madenlerini keşfetmek için harcanan risk sermayesinin sadece binde 6'sı Türkiye'de harcanmaktadır. Türkiye'nin altın potansiyeli 6 bin 500 tondur. Kısa sürede bu potansiyelin 700 tonu rezerv oldu, yani yeri belli, üretime her an hazır hale getirildi. Geri kalanının yerini, arama çalışmalarına ağırlık vererek belirleyeceğiz. Aramalar devam ettikçe bu rakam artacaktır. Potansiyel çok büyük. Potansiyele bir de harcanan paraya bakınca devede kulak misali kalıyor, işte tamda sorunumuz bu. Ülkemizin parasal karşılığı 200 milyar dolar civarındaki altın potansiyelinin, işlenmesi durumunda ekonomiye kazandıracağı katma değer 1 trilyon dolar civarındadır."

Akdur, aramalara paralel olarak altın rezervinde artış yaşandığını vurgulayarak, "Rezerv 1990 yılında 16 ton iken 2000'de 340 tona, 2008 yılında ise 700 tona ulaşmıştır. Türkiye'nin 2000 yılında altın üretimi yokken 2001 yılında bu rakam 1.4 tona, 2008 yılında 11 tona ulaştı. 2009 yılı sonu için öngörümüz 16 tondur. 2011'de planlanan madenlerin üretime geçmesiyle altın üretimi 38 tona çıkacaktır" diye konuştu.

Çin, Avustralya, Güney Afrika, Rusya, ABD ve Kanada'nın, dünya altın üretimindeki payının yüzde 54 olduğunu anlatan Akdur, sözlerin şöyle tamamladı:

"Altın tüketiminde ise Hindistan, Çin, ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan ilk 5 sırayı paylaşıyor. Bu 5 ülkenin altın tüketimindeki payı, yüzde 74 seviyesinde. Türkiye altın üreten ilk 5 ülke içinde değil, ama tüketen 5 ülke içinde. Yıllık 6-7 milyar dolar sadece altın ithalatına harcıyoruz. Doğalgaza ödediğimiz rakama yakın bir rakamı altına ödüyoruz. Niye ödüyoruz? Halbuki topraklarımızda var. Bu rezervlerimiz potansiyele dönüşünce altına 6-7 milyar doları ödeyen değil, ihraç eden ülke olacağız."