İlişkili Haberler

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dünya Ekonomik Forumu'nda ''Türkiye'nin G20 için vizyonu'' konulu oturumda konuştu.

Davutoğlu, ''2008 ekonomik krizi bize bir şey öğretti. Ekonomik kriz mali kriz olarak başlıyor ve işsizlikle birlikte sosyal kriz ortaya çıkıyor'' dedi.

Başbakan, G20 liderlerine bir de çağrıda bulundu.

Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

''Burada olmak gerçekten çok önemli. Yeni bir dünya düzeni söz konusu. Geçtiğimiz 25 yılda en başarılı platformlardan bir tanesi G20 olmuştur. Sağlıklı bir geçiş gerçekleştirilmesi için G-20 sadece kriz mekanizması değildir.

''KRİZ BİZE BİR ŞEY ÖĞRETTİ''

2008 ekonomik krizi bize bir şey öğretti. Ekonomik kriz mali kriz olarak başlıyor ve işsizlikle birlikte sosyal kriz ortaya çıkıyor. Ve ülkelerin çoğunda siyasi krizler görüyoruz. Dolayısıyla mali kriz aslında çok daha büyük krizlere neden oluyor.

Liderler olarak 2015'te daha iyi bir koordinasyon ortaya koymalıyız. G20'nin daha kapsayıcı bir şekilde yapılandırılması gerekiyor. Kadın ve erkek arasındaki ekonomik uçurumun kapatılması çok önemli. İç politikalar açısından en önemli şey güvendir. Eğer siyasi istikrarınız varsa ekonomik sorunları güvenle yönetebilirsiniz. Enerji konusunda G20 ülkeleri hem üretiyor hem tüketiyorlar. Hem de transit ülke olarak rol alıyorlar.

G20'nin 2018 yılı sonuna kadar yıllık gelir oranının, yüzde 2,8 civarında artırılmasını hedefliyoruz. Eğer bu başarılacak olursa küresel ekonomiye 2 trilyon dolardan büyük bir katkı sağlanacak.

''İNSANLIĞIN İKLİM BAKANLARI GİBİ DAVRANALIM''

Enerji ve iklim önemli gündem maddelerimiz arasında olacak. Türkiye iklim konusunda yasal olarak bağlayıcı yasalara imza atmaktadır. Ben, tüm G20 liderlerine çağrıda bulunuyorum, hepimiz harekete geçmeliyiz, hepimiz ekonomi bakanlarıymışız gibi, sadece ülkelerimizin liderleri değil insanlığın ekonomi bakanlarıymışız gibi davranmalarını istiyorum. Onlara, ekonominin, ticaretin bakanları, insanlığın iklim bakanlarıymışız gibi davranma çağrısında bulunuyorum. Eğer böylesine bir sorumululuk anlayışına sahip olabilirsek yeni bir dönem başlatabilir ve bir paradigma değişmesini başarabiliriz.

Türkiye'nin ayrımcılık yapmayan prensiplere sahip olan çabalarıyla hangi krizleri çözmek için ne yardımlarda bulunduğunu listeleyebilirim. Hepimiz uluslararası sistemde ortak değerlerimiz çerçevesinde sığınmacılar gibi insanlık trajedilerini çözmek için beraber çalışmalıyız. Kim tarafından yapıldığı önemsiz teröristler ya da başka kaynaklar olsun bunlara karşı birlikte çalışmalıyız.'' 

"KİMSE HAYAL EDEMEZDİ"

Başbakan Davutoğlu, konuşmasının ardından Davos'ta Arap kanaat önderleriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.

Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada ise "30 yıl önce kimse Türkiye'nin G20 Dönem Başkanı olacağını hayal edemezdi. Türkiye bazen 1 milyar doları IMF'den ya da Dünya Bankası kaynaklarından bekliyordu. Bu çerçevede bir başarı hikayesi söz konusu" dedi.

Serbest ticaretle ilgili olarak Suriye-Lübnan-Türkiye arasında bir proje düşündüklerini anımsatan BaşbakanDavutoğlu, bunlar gerçekleşirse Irak da dahil olduğu takdirde neler olabileceğinin hayal edilmesi gerektiğini ifade etti.

Davutoğlu, bu durumun Türkiye'nin bölgeye yaklaşım şekli olduğunu vurgulayarak, "Bu yaklaşım içerisinde herhangi bir gizli gündemimiz söz konusu değil. Bazen açık bir şekilde hareket ettik, bunun yanında her zaman dürüst olduk, aynı dili kullandık" diye konuştu.

Celal Talabani'yi anmak istediğine değinen Davutoğlu, "Saddam zamanının arşivlerini ele alırken biz, herkesin farklı şeyler konuştuğunu görmekteyiz. Ancak Türkiye'nin her zaman Saddam lehine Amerikalılar ile ilgili açık bir dil kullandığını ifade etmekteydik. Bu çok önemli. Biz, her zaman açık, dürüst ve doğrudan bir dil kullanmaktayız. Çünkü bizim için değerler çok önemli. Biz, karşı taraftakilerin mutlu olması için duygularımızı ve değerlerimizi saklayamayız" ifadelerini kullandı.

"DEMOKRASİ DERSİ VERMİYORUZ"

Davutoğlu, Arap Baharıyla yeni bir dönemin başladığının altını çizerek, bütün bu geri plandaki gelişmelerle kendi projelerinin Arap ligiyle başka anlaşmaları ortaya koyarak, körfez ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmenin çok önemli olduğunu anlattı.

Körfez ülkelerinde Türkiye'nin varlığını güçlendirme ve orada istikrarın sağlanması konusunda çabaları çerçevesinde herhangi bir çatışmanın tarafında olmadıklarına işaret eden Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bunların çözülmesi konusunda destek olarak bakmaktaydık. Bu nedenle biz, Lübnan savaşı çerçevesinde Güney Lübnan'a askeri unsurlarımızı gönderdik. Herkes isteksizken, biz burada bulunduk. Şii bir bölge orası, bizim ordumuz orada Lübnan halkına Sünni ya da Şii olduğuna bakmaksızın hizmet verdi. Arap Baharı'na baktığımızda bizim tutumuz çok açıktı ve halen çok açık. Biz pozisyonumuzu değiştirmedik. Farklı bir dil kullanmadık. Biz burada bütün ülkelerin içişlerine saygılıyız, biz burada bir demokrasi dersi vermiyoruz. Ancak bütün uluslar açısından bir 'rıza' kavramı vardır. Divan, şura kavramları söz konusudur kültürümüz içerisinde. Bunlar önemli unsurlardır. Bu sebepledir ki biz Tahrir hareketini destekledik. Burada bir taraf olma açısından değil, istikrarın sağlanması konusunda destek olma açısından. Hangi ideolojiden olursa olsun, hiçbirine bakmaksızın gençlerin talebine inanıyorum."

Hangi siyasi sistemden bahsediliyor olursa olsun burada özgürlüklerin söz konusu olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, yeni geçiş süreçlerini, hükümetlerini tanıdıklarını belirtti.

Davutoğlu, "Bu taraftan ya da o taraftan' demeksizin maalesef 2013 sonrasında durumlar değişti" diyerek, "Çünkü Suriye rejiminin vahşeti devam etti ve birçok iç sorundan, gerginlikten dolayı bu olumlu tutum değişti. Şu anda daha fazla karamsarlık söz konusu IŞİD'ten dolayı, DEAŞ'tan dolayı ve başka unsurlardan dolayı" değerlendirmesinde bulundu.

"Arap Baharını" olumlu bir kavram olarak kullandığına dikkat çeken Davutoğlu, bu konuda sorunları erken dönemde çözmeye çalıştıklarını ve kimsenin bu konuda kendilerini suçlayamayacağını dile getirdi. 

"DUYGUSAL BAĞ SÖZKONUSU"

Geçen hafta AFAD'ın bir etkinliğinde Yezidi, Iraklı ve Suriyeliler'in bir araya geldiğine değinen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Belki 8-9 yaşlarında bir kız çocuğu. Onu kucaklamak isterken, başımı tuttu ve benim alnımdan öptü. Daha sonra öğrendim ki bu bir saygı Arap geleneğinde. Mülteci kızımız Humus'tan, savaştan kaçtı, babası orada kaldı ancak ne olduğunu bilmiyorlar. Benim ailem gibi ve kimse bizi birbirimizden ayıramaz. Ben burada yüreğimden konuşuyorum, metinlerden değil. Çünkü bu Türk-Arap ilişkileri sadece rasyonel bir şekilde ele alınamaz, duygusal bir bağ söz konusu." 

"TÜRKİYE İÇİN HAYALDİ"

Başbakan Davutoğlu, "30 yıl önce kimse Türkiye'nin G20 Dönem Başkanı olacağını hayal edemezdi. Bu çerçevede bir başarı hikayesi söz konusu" dedi.
 
Davutoğlu, "30 yıl önce kimse Türkiye'nin G20 Dönem Başkanı olacağını hayal edemezdi. Türkiye bazen 1 milyar doları IMF'den ya da Dünya Bankası kaynaklarından bekliyordu. Bu çerçevede bir başarı hikayesi söz konusu." dedi. 

Davutoğlu şöyle konuştu:

"Mısır halkı ile herhangi bir problemleri olmadığını belirterek, "Ancak bizim değerlerimize olan saygımızdan dolayı askeri darbeyi hiçbir zaman tanımayacağız ve bunu ifade ettik, ifade etmeye devam edeceğiz. Umuyorum ki Mısır halkı kapsayıcı bir yönetişim ortaya koyacaklar"

"Türkiye olarak hiçbir ülkeyle ilgili siyasi gündemimiz söz konusu değil, Tunus'taki gibi. Biz şu anda onunla ilgili gurur ve mutluluk duymaktayız. Tunus'taki bütün insanları tebrik etmek istiyorum bu bir başarı hikayesi Arap Baharı açısından" dedi.