Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bugünden itibaren başlayacakları yeni uygulama ile bankalara yapılacak genel müdürü ve genel müdür yardımcısı atamaları öncesinde adaylar ile yüz yüze görüşme yapacaklarını söyledi.

Türkiye Bankalar Birliği'nin genel kurul toplantısı öncesinde konuşan Bilgin, "Kişilerin önemli olduğunu söyledim. Bankaları yöneten bu kişiler...Dolayısıyla bazı ülkelerde uygulanmakta olan, şu anda ülkemizde herhangi bir kanunu altyapısı, yönetmeliği olmayan bir husus... 27 Mayıs

2010'dan itibaren atama yapacağınız genel müdür ve genel müdür yardımcılarını bizzat ben ve gerekli göreceğim bürokratlarım tarafından Ankara'da konuk etmek istiyoruz, onlara çay ikram etmek istiyoruz, onlarla konuşmak istiyoruz. Çünkü CV üzerinden değerlendirebiliyoruz. Biz yüz yüze konuşmak istiyoruz. Acaba Bankacılık Kanunu'nu okumuş mu? İlgilendiği alandaki hususlara hakim mi? Bu konudaki görüşlerimizi daha sonra ilgili genel müdür veya yönetim kurulu başkanına iletmeyi düşünüyoruz. Sanıyorum siz de bu konudaki hassasiyetimize önem vereceksiniz" dedi.

Yeni uygulamaya ilişkin Reuters'a bilgi veren bir BDDK yetkilisi de, bundan sonra tüm genel müdür ve genel müdür yardımcısı atanmasına ilişkin başvuru yapılmadan önce istisnasız olarak yüz yüze görüşme yapılmasını öngördüklerini söyledi. Mevcut durumda atama kararı alındıktan sonra ilgili banka BDDK'ya başvuruyor. Yedi gün içinde BDDK'dan herhangi bir cevap verilmemesi halinde yöneticiler atanmış sayılıyor.

Aynı yetkili, CV'lere veya rakamlara bakarak, genel müdürü tanımalarının mümkün olmadığını belirterek, "Yüz yüze görüşerek bankacılık hakkında sohbet etmenin, kişileri tanımanın daha doğru bir yolu olacağını düşünüyoruz" dedi.

Toplantı sonrası gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan TBB Başkanı Ersin Özince, "Genel müdür ve genel müdür yardımcılığı görevlerine BDDK onayı olmadan zaten atama yapılamıyor, bu konuda endişelenecek birşey yok" dedi.

TÜRK BANKALARI YURTDIŞINA BAKMALI
Türk bankacıların artık ülke dışında da projeler geliştirmesi gerektiğini belirten Bilgin, Doğu Avrupa, Balkanlar ve Ortadoğu'da en fazla finansal büyüklüğe sahip ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti ve şöyle devam etti:

"Dolayısıyla bankacılarımızın artık ülke içinden ülke dışına da projeler geliştirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Beklediğiniz ve ince hesap yaptığınız her gün bana göre kayıptır. Balkanlar'a, Ortadoğu'ya Kazakistan'a gidebilmeliyiz. Biz size her türlü desteği sağlamaya hazırız. Gerekirse, eğer imkanımız varsa mevzuatımızda size tatlandırıcı unsurlar da getirebiliriz. Yeter ki siz

gözünüzü biraz o ülkelere dönünüz. Bu konuda Türk sermayedarı ağırlıklı bankalara büyük görev düşüyor. Türkiye'nin potansiyeli belli. Bir müddet sonra arasanız da buralarda oyuncu olamayabilirsiniz. Bu konuda gelecek genel kurulda en az 2-3 bankamızın muhtelif aksiyonlar almasını görmek istiyoruz."

Ülke merkez bankalarının fiyat istikrarı amaçlı politika üretmelerinin biraz daha irdelenmesi gerektiğini dile getiren Bilgin, "Bize göre finansal istikrar esastır, finansal istikrar olmazsa fiyat istikrarı zaten olmaz. Krizin sebebi olan merkez bankalarının, krizi çözmeye soyunmuş olmaları ilginç karşılanmakta. Bu hususu inşallah dikkate alırlar" diye konuştu.

KÂRLAR ÇOK FAZLA AŞAĞI İNMEZ
Türk bankacılık sistemindeki bazı rakamlara işaret eden Bilgin, "Şu anda en dikkati çekici husus 2009 yıl sonundan 14 Mayıs 2010 tarihine kadar kredilerdeki 40 milyar liralık, yüzde 10.2'lik artış düzeyi. Menkul değerlerdeki artış 13.8 milyar lira, yüzde 5.3. Lehman'ın batışı sonrasındaki krizin şiddeti ve tedirginliği kısmen kaybolmaya başlamıştır" dedi.

KOBİ kredilerinin 2010'un ilk çeyreğinde en yüksek artış kaydeden kredi türü olduğunu vurgulayan Bilgin, 2009 yıl sonunda yüzde 20.6 olan Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosunun kredilerdeki artışa paralel Mart 2010'da yüzde 19.95'e gerilediğini, aslında bu gerilemenin sağlıklı bir gelişme olduğunu söyledi.

Bilgin, yaptıkları senaryo analizlerine göre sektörün sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 12'ye inmesi için kredilerin takibe dönüşüm oranının yüzde 19'a çıkması, yüzde 8'e inmesi için ise yüzde 24'e çıkması gerektiğini gösterdiğini belirtti.

Bankacılık sektörünün Mart 2010 itibarıyla ilk çeyrek net kârının yüzde 21 arttığı ve 6.3 milyar lira düzeyine ulaştığının altını çizen Bilgin, "Bu yılın ikinci yarısında kârlarda bir miktar aşınma söz konusu olabilir. Bu, çok fazla aşağı ineceği anlamına gelmiyor. Bunun trendini görmekteyiz. Geçen yılki karın çok çok altında olacağını düşünmüyoruz" dedi.

KALDIRAÇ ORANI BÜYÜMELİ
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin karar vermeleri gereken bazı temel hususlar bulunduğunu, bunlardan birinin kaldıraç oranını azaltmak olduğunu belirten Bilgin, şöyle devam etti:

"Çok yüksek kaldıraç oranı kullanılmış. Bunu azaltmakta zorluk çekiyorlar. Bu, bir anlamda biraz fazla kilo almış bir kişinin kilo vermesine benziyor. Diyet yapmak, acı çekmeniz, kendinizi frenlemeniz gerekiyor. Batı ülkelerinin kaldıraç oranlarını düşürmek için biraz acı çekmesi gerekiyor. Elbette ki bizim kaldıraç oranımız düşük bir orandır, daha da büyümeli. Ama onların da bir miktar aşağı gelmesi lazım."

Dünyada tartışılan önemli bir konunun da finansal mimari olduğunu, bununla ilgili Merkez Bankası ve BDDK olarak Finansal İstikrar Kurulu ve Basel'deki toplantılara katıldıklarını hatırlatan Bilgin, bazı kararlar alınmasına yönelik girişimlerde bulunulduğunu, şu ana kadar ülkelerin tam bir mutabakatın sağlanamadığının görüldüğünü söyledi.

Son aylarda Almanya ve özellikle Amerika'da kendi başlarına ve hızlı hareket etme istekleri olduğuna dikkati çeken Bilgin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Finansal İstikrar Kurulu, Basel'de tartışmalar devam ederken bir anda bazı kararlar görebiliyoruz, bazı ülkeler kararlar alıyor. Bunlardan biri de bankalara ön vergi... Biz kurum olarak bankalarımıza, özellikle Türk bankalarına böyle bir verginin gereksiz olduğuna inanıyoruz. Tabii ki bu otoritenin karar vereceği bir konu. G-20'de karar verilecek bir husus. Ama unutmayınız ki bankacılarımız çok zeki insanlardır. Bir yere vergi koyduğunuz zaman bunun maliyetini çok kolay başka bir yere yansıtabilirler. Dolayısıyla bunların çözüm olmadığına inanmak lazım."