Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, takibe düşmüş kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasında ilk bir aylık sonuçların beklentilerin oldukça altında gerçekleştiğini belirterek, kalan süreyi hem bankaların hem de kredi kartı kullanıcılarının daha etkin kullanmasını istedi.

Reuters'ın sorularını yanıtlayan Bilgin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten 7 Ağustos 2009'a kadar varlık yönetim şirketleri dahil, ödeme planına bağlanan kredi kartı alacağının Mayıs sonundaki toplam takipteki kredi kartı borcuna oranının yüzde 6.4, kredi kartı sayısına oranını ise yüzde 4.5 olduğunu açıkladı.

Kredi kartlarında, 31 Mayıs 2009 itibariyle takibe düşen borcun yeniden yapılandırılmasına olanak tanıyan yasa 7 Temmuz'da yürürlüğe girmiş ve bu kapsamdaki borçlarını yeniden yapılandırmak isteyenlere 60 gün süre tanınmıştı. Söz konusu süre 5 Eylül'de doluyor.

Bilgin, "Yaklaşık 10 günlük bir süre daha var. Kanunla, genel olarak esnek ve kart kullanıcılarının lehine hükümler getirildi. Temennimiz kanunun sağladığı imkandan ilgililerin kalan süre sonuna kadar yararlanmalarıdır. Bunun dışında, banka veya varlık yönetim şirketlerince bir isteksizliğin söz konusu olup olmadığını Kurum olarak banka bazında yapılandırma performansından görmemiz oldukça kolay. Dolayısıyla hem takibe düşen kredi kartı kullanıcılarının hem de bankaların, kanunun daha etkin uygulanması anlamında işbirliği yapmaları çok büyük önem kazanmakta" dedi.

Bilgin'in verdiği bilgiye göre, 7 Ağustos 2009 itibariyle sektördeki bireysel krediler toplamı 121 milyar lira. Bu tutarın 86 milyar lirası tüketici kredilerinde, 35 milyar lirası kredi kartlarından oluşuyor. Bireysel krediler içinde ilk sırayı 41 milyar lira ile konut kredileri alıyor.

Geçen yıl sonunda bireysel krediler toplam 117 milyar liraydı, bunun 83 milyar lirası tüketici kredilerinden, 34 milyar lirası kredi kartlarından oluşuyordu. Konut kredileri ise 39 milyar lira düzeyinde bulunuyordu.

Bilgin, "Gözlemlerimiz, özellikle Eylül'den sonra hemen hemen durma noktasında olan bireysel kredilerin son bir kaç aydır bir miktar hareketlendiği, özellikle konut kredilerinde geçmişle karşılaştırılmayacak düzeyde de olsa bir miktar hareketlenmenin olduğu şeklinde. Genel olarak kredilerde bir miktar yukarı yönlü hareketlenme var" şeklinde konuştu.

KONUTTA BÜYÜK RİSK YOK
Bilgin, konut kredilerinde son dönemde bir hareketlenme olduğunu, bunun piyasalara olumlu etki yapacağını ve bu alanda çok büyük bir risk beklemediğini söyledi.

Geçen yıl sonunda 39 milyar lira olan konut kredisi tutarı, bu yıl 7 Ağustos itibariyle 41 milyar liraya yükseldi.

Bilgin, "Bu rakamlar okunurken ödemeler yapıldığını unutmamak lazım. Geçmişte kullandırılan krediler, özellikle konut kredilerinde ödeme yapıldıkça tutarlar aşağıya iniyor. Dolayısıyla onları
düştüğümüz zaman kullandırılanların hacmi daha da büyük oluyor" dedi.

Türkiye olarak konut kredilerinde diğer ülkelerden farklı olduklarını vurgulayan Bilgin, şunları kaydetti: "En büyük farkımız faizlerin sabit olması, teminatlı bir kredi türü olması, ikincil piyasasının oluşmamış olması ve yeni yeni gelişen bir enstrüman olmasıdır. Türk bankacılık sisteminde ve Türk ekonomisinin geleceğinde konut kredileri en önemli enstrümanlardan biri olacaktır. Bugün itibariyle, dünyada yaşadığımız derin krize rağmen, konut kredilerinde çok büyük bir risk beklememekteyim."

BANKALARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Konut kredilerinde büyüme potansiyeli bakımından şu anda işin başında olduklarının ve bu kapsamda bankalara büyük görev düştüğünün altını çizen Bilgin, şöyle konuştu: "Son günlerde bu alandaki hareketlenme elbette ki önemlidir ve bunun piyasalara olumlu etkisi görülecektir. Ancak, kredi kartlarının canlandığı ilk yıllarda olduğu gibi pazar payını ölçüsüzce büyütmeyi, komşu bankanın aldığı karara reklamdan başka bir işlerliği olmayan başka bir kararla cevap vermeyi, maliyet-kâr analizini yapamayacak durumda olan konut kredisi kullanıcılarına her şey dahil fiyatı yansıtmamayı, büyük umutlarla şubeye giden müşteriye reklamlarda hiç de yer alamayan yeni masraflar çıkarmayı, krizde rüştünü ispatlamış ve dünya çapında gurur kaynağımız olan bankalarımızın yapmayacağını beklemekteyiz. Diğer yandan, kredi kartlarında belirttiğim gibi konut kredileri trendinde de Türk bankacılık sisteminin ortalama takibe dönüşüm oranına göre göze çarpacak kadar üzerinde olumsuz performans gösteren bankalar için geçici de
olsa Bankacılık Kanunu'nun 4. maddesi gereği işlem yapılması da gündeme gelebilir."

TAKİPTEKİ TUTARLAR

Varlık yönetim şirketleri dahil, 31 Mayıs 2009 itibariyle kredi kartlarındaki takip tutarı 3.541 milyar lira, kredi kartı sayısı 2,268 milyondu. Böylece, bir aylık dönemde ödeme planına bağlanan kredi kartı borcu 227.606 milyon lira, kart sayısı da 101,500 oldu.

Bilgin'in verdiği bilgiye göre, 7 Ağustos itibariyle takipteki bireysel kredi toplamı 7.015 milyar lira oldu. Bunun 3.7 milyar lirası kredi kartları, 3.3 milyar lirası da tüketici kredilerinde oluşuyor. Takip tutarı konut kredilerinde 812 milyon lira, ihtiyaç kredilerinde 1.6 milyar lira olarak belirlendi. Aynı tarih itibariyle takipteki bireysel kredilerin oranı yüzde 5.4 düzeyinde bulunuyor. Bu oran kredi kartlarında yüzde 9.57, diğer kredilerde yüzde 3.69, konut kredilerinde yüzde 1.95 düzeyinde oldu.

Takip oranı geçen yıl sonunda bireysel kredilerde yüzde 3.66, kredi kartlarında yüzde 6.52, diğer kredilerde yüzde 2.43, konutta yüzde 1.32 olmuştu.

Bu yıl Haziran sonu itibariyle takipteki kredi kartı sayısı 2.069 milyon, konut kredisi müşterisi sayısı 15,000, ihtiyaç kredisi müşterisi sayısı 385,000 oldu.

Bilgin, yeniden yapılandırmanın bir aylık sonuçlarına bakıldığında vade itibariyle yüzde 25.4'ünün 36 aya, yüzde 20.9'unun 24 aya yayıldığını vurgulayarak, "Yani yüzde 46.3'ü 24 ay ve daha uzun vadede yapılandırılmış. Yeniden yapılandırılan kredi kartı sayısının yüzde 37.3'ünün borcu 1,000 liraya kadar, yüzde 22.6'nın borcu 1,000- 2,500 lira arasında, yüzde 20.9'unun borcu da 2,500- 5,000 lira arasında bulunuyor. Buradan çıkan sonuç, bu kanundan

yararlananların genelde bankalara yüksek boyutlarda borcu olmayan kredi kartı müşterilerinden oluştuğu. Vade olarak da en uzun vadenin tercih edildiğini görmekteyiz" dedi.

GEÇİCİ OLARAK KREDİ KARTI VERMEYİ ASKIYA ALABİLİRİZ
Kredi kartı genelinde, kullanıcılar kadar bankaların da pazarlama hataları olduğunu dönem dönem dile getirdiklerini anımsatan Bilgin, şunları söyledi:

"Tespit ettiklerimize cezalar vermekteyiz. Ancak, cezaların, Kabahatler Kanunu'ndan kaynaklanan özelliği, caydırıcılıktan uzak boyutta olmasıdır. Bu enstrümanı, bizim koyduğumuz kurallar dahilinde kullandırmamakta ısrar eden ve kredi kartı takip oranı, bundan sonraki dönemde Türk bankacılık sisteminin genel ortalamasının, dikkat çekici şekilde üzerinde olan bankalarımızın kendilerine bir miktar çeki düzen vermesi önem arz etmektedir. Bunu

göremediğimizde, caydırıcılıktan oldukça uzak olan para cezalarının yanı sıra Bankacılık Kanunu'nun 4. maddesinin verdiği yetkiyle geçici süreyle de olsa ilgili bankanın yeni kredi kartı çıkarma yetkisini askıya almayı çok hızlı ele alabiliriz."