Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü.

Görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Dinçer, maden kazasına ilişkin değerlendirme yaptı.

İş kazalarının son dönemde Türkiye'nin gündemini yoğun bir şekilde etkilediğini belirten Dinçer, şunları kaydetti:

"İstatistiklere bakıldığında Türkiye iş kazalarında en önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Serbest piyasa ekonomilerinde devletin rolü çok net. Devlet, düzenleyici ve denetleyici olacak. Bize göre devlet düzenleyici tarafında önemli bir eksiklik olmadığını düşünüyoruz ama denetleme tarafında eksiklikler olduğunu görüyoruz. Bazı sektörlerde denetimin yetersiz kaldığını görüyoruz. Devletten, daha etkili bir denetim bekliyoruz.

Bir taraftan da bir zihniyet sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Kazaları incelediğimizde çoğu kazada, ihmal olduğunu görüyoruz. Burada yapılması gereken, bir seferberlik gerekiyor. Eğitim konusunda, bilinçlendirme konusunda, deneyim ve bilginin paylaşılması konusunda ciddi çaba sarf edilmesi gerekiyor. Devletin daha etkin bir denetim yapması gerekiyor. Diğer taraftan da başarılı uygulamalar da mutlaka ödüllendirilmeli."

Kazaların sorumlularının bulunup, cezalandırılmasının kamuoyunun vicdanının rahatlatılması açısından son derece önemli olduğunu belirten Dinçer, bu konuda gerekli güvenin tesis edilmesinin önemine dikkati çekti.

'ÇÖZÜM SÜRECİ HAYAL KIRIKLIĞI YARATIYOR'
Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Dinçer, "Çözüm sürecinde bir tıkanma olduğu ifade ediliyor. Bu konuda neler görüşüldü?" şeklindeki soru üzerine, sürece ilişkin tutumlarının en başından beri belli olduğunu söyledi.

Çözüm sürecine sahip çıkarak, destek olduklarını dile getiren Dinçer, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin gündemini 30 yıldır işgal eden, bizleri acıya boğan şiddet ve terör ortamından kurtulmak için bunun hayati önemi olduğunu gördük. Bu anlamda, herkesin de bu bilinçte olması gerektiğini düşündük. Türkiye'deki demokratikleşme sorununun uzantısı olarak görebileceğimiz Kürt sorununun da çözümünün yine Türkiye için hayati bir önemde olduğunu gördük. Türkiye'nin kalkınma ve demokratikleşmeyi bir arada gerçekleştirmesi için süreci, 'olmazsa olmaz' olarak gördük. Bugün geldiğimiz nokta maalesef biraz hayal kırıklığı yaratıyor.

Sürecin, son dönemde sağlıklı bir evreye ulaşmadığını görüyoruz. Detaylara çok hakim olmasak da sürecin iyi yönetilmediğini düşünüyoruz. Son dönemde çevresel jeostratejik dalgalanmaların da bu süreci olumsuz etkilediğini görüyoruz. Buna gereksiz bir müsamaha gösterildiğini düşünüyoruz. Son dönemde şiddet, can ve mal kaybı olduğunu, misilleme söylemi olduğunu görüyoruz. Hükümetten de ağırlık bir güvenlikçi tutum görüyoruz. Bütün bunları, kaygı verici buluyoruz. Bundan sonraki süreçte, ümit ediyoruz ki sürecin aktörleri, süreci sağlıklı bir seviyeye taşımak için çaba gösterirler, akıllı çözüm yolları bulurlar. Her şeyden önemlisi şiddet dilinden vazgeçerler, bunu insani bir proje olarak değerlendirip, yol alırlar."