Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan, IMF ile anlaşma yapılmamasını Yerel Seçimler'e bağlayan yorumlara cevap geldi. Erdoğan, ''Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum; ne olursa olsun IMF ile biz masada bu işi ertelemenin gayreti içinde değiliz'' dedi.

İlişkili Haberler


Erdoğan, Eskişehir Girişimci Sanayiciler ve İşadamları Derneği tarafından Anemon Otel'de düzenlenen 2. Beyaz Altın Ödül Töreni'nde bir konuşma yaptı.

IMF ile yapılacak anlaşmaya değinen Başbakan, ''Müzakereleri sürdürüyoruz. En son IMF'den öneri paketi geldi. Bunu da arkadaşlarımızla değerlendirecek ve inşallah nihayi halini vereceğiz. Ancak, tüm bunların ötesinde IMF tedbir paketlerinin ötesinde, kriz karşısında sağlam durmak ve beklentilerimizi olumlu yönde tutmak çok daha fazla önem arz ediyor.

Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum; ne olursa olsun IMF ile biz masada bu işi ertelemenin gayreti içinde değiliz. Biz IMF'ye ortağız. Sanki IMF bizimle doğdu, bizimle devam ediyormuş gibi bir hava meydana getiriyorlar. Dürüst olun, doğru olun. Dönemimizi IMF ile başarıyla sürdürdük, ama bakın bir yıldır IMF ile imza atmadık. Niye atmıyoruz? Çünkü getirdikleri teklifler, metinler, ülkemizin menfaatlerini gözardı ediyor da onun için. Eğer bize kalkar, bazı ekonomik olmayan dayatmalarla yaklaşırlarsa, bunu kabul etmeyiz'' dedi.

''BİZ BU GEMİYİ BATIRMAYACAĞIZ''
IMF'den gelen bütün tekliflerin Türkiye'nin itibarına, ekonomik koşullarına da uygun olması gerektiğine işaret eden Erdoğan, ''Çok farklı ülkelerdeki uygulamalar aynen bu ülkede geçerli olmayabilir. Siz bize kalkar da 'Gelir İdaresini özerkleştirin' derseniz, biz bunu kabul etmeyiz. 'Varlık Barışını geri alın, bundan vazgeçin' derseniz, kusura bakmayın kanun çıkarmışız, neyi geri alıyoruz. Olmaz böyle bir şey. 'Mali milat veya nereden buldunuz, buna geçin' kusura bakmayın böyle şey olmaz.


Biz bunları şu anda uyguluyoruz. Böyle bir adım atamayız. Bunları kendilerine açık açık söyledik. 'Belediye Gelirleri Kanununu kaldırın' Olmaz kardeşim, bu işler bitmiş. 8 aydır belediyeler yeni kanuna göre bütçeden payını alıyor. Belediyeler öyle bir hale gelmişti ki ayakta duracak mecalleri yoktu. Onların kaynağı vergi. Vergiden payını almadığı taktirde belediyeler çöker. Çöktüğü zaman bunu kim taşıyacak sırtında; devlet. Biz istiyoruz ki onlar da ayakları üzerinde dursunlar.

Dediğim gibi eğer bir anlaşma noktasına varırsak anlaşacağız. Aksi, Türkiye'de kıyametin kopması değildir. Bunu da bilmemiz lazım. Çünkü Türkiye yere sağlam basıyor, tedbirlerimizi ona göre alacağız. İşte burada kendine güvenen, inanan yürekli girişimciler olduğu müddetçe de evel Allah biz yolumuza devam ederiz. Bu ülke hepimizin. Bu ülkenin geleceğini hep beraber kuracağız. Bu gemide hep birlikte gidiyoruz. Bu gemi batarsa hep beraber batarız, ama biz bu gemiyi batırmayacağız'' şeklinde konuştu.





Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Merkez Bankasının almış olduğu karar bir sinyaldir. Ha şunu da söyleyeyim; kamu bankalarının dışındaki bankalar da kamu bankalarıyla Merkez Bankası'nın sinyaline uygun adım atmazlarsa kusura bakmasınlar karşısında bizi bulacaklardır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'de 'felaket tellallığı' yapmanın ekonomiye hiçbir katkısının olmayacağını söyledi.

Bazılarının ''nasıl kriz tellallığı yaparım da bu krizden faydalanırım'' anlayışında olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Ben de diyorum ki o alıştığınız Başbakanlardan değilim'' dedi.

''MERKEZ BANKASININ SİNYALİ...''
Küresel krizin Türkiye'nin krizi olmadığını vurgulayan Erdoğan, ''Ben 'bu bizi teğet geçecek' dediğim zaman hala dalgaya vuranlar var, kendilerine göre. Kusura bakmayın, ama gırgır geçenler varsın geçsinler. Hala diyorlar 'teğet geçmedi.' Arkadaşlar bizi teğet geçecek. En az zarar gören ülke olacağız. Krize yönelik açıklamalarda bulunanlar, geçmişte '5 yıldır bire iki, üç, dört, beş katladım.' diyenler vardı. Şimdi de farklı bir şey. Zaman gelir kar ile zarar ortaktır. Kardeşim zarar edersin, stoklarını da yeri geldiği zaman buna göre yaparsın, ama bir felaket tellallığına çevirecek olursak o zaman bazı sıkıntıların önü alınmaz, çünkü bu bir psikolojik baskı oluşturur. Bu psikolojik baskıya kimsenin vesile olmaması lazım, fırsat vermemesi lazım.

Biz devlet olarak tabii ki elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Özellikle kamu bankalarıyla elimizden gelen desteği vereceğiz. Merkez Bankası'nın almış olduğu karar bir sinyaldir. Ha şunu da söyleyeyim; kamu bankalarının dışındaki bankalar da kamu bankalarıyla Merkez Bankası'nın sinyaline uygun adım atmazlarsa kusura bakmasınlar karşısında bizi bulacaklardır. 'Merkez Bankası bu şekilde faiz oranlarını açıklayabilir. E biz ona uymak zorunda değiliz.' Değilsin doğru. O senin doğal hakkındır, ancak normale döndüğünüzde o zaman kapısını çalacağınız insanların, şu anda kredi vermediğin insanlar olduğunu da herhalde biliyorsun değil mi, ama şimdi kapıyı kapatıyorsun. Ben de diyorum ki kamu bankaları da şu anda piyasayı balanse etmesi gereken bir görevin sorumluluğu içinde hareket edecekler. Onlar da piyasayı balanse edecekler'' dedi.

Küresel krizden sinyaller almaya başladıklarından itibaren gerekli tedbirleri hayata geçirdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, gerektiği anda müdahalelerin yapıldığını, şu anda da bu süreci aynı şekilde devam ettirdiklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şu ana kadar 30'dan fazla tedbiri uygulamaya koyduklarını belirterek, ''Diyorlar ki 'tedbir almıyorsunuz.' 30'dan fazla tedbir aldık, ama bu tedbirlerin sana yansıması şöyle olmuştur, böyle olmuştur. Sen bunun farkında değilsin'' dedi.

Kamu net borç stokunu yüzde 63'ten yüzde 25'e düşürdüklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin borcunun 500 milyar dolara yükseldiğini iddia edenlerin bulunduğunu, ancak böyle bir şeyin söz konusu olmadığını kaydetti. Erdoğan, ''Kılavuzları kim bilmiyorum'' diye konuştu.

''ARZUM, FAİZİ DE TEK HANELİYE DÜŞÜRMEK''
Devletin borçlanma faizinin yüzde 63'ten yüzde 13-14'e düştüğünü, Merkez Bankası'nın açıkladığı faiz oranının ise yüzde 11.5'e gerilediğini anlatan Başbakan Erdoğan, ''Arzum, enflasyonda nasıl tek haneliye düştüysek faizi de tek haneliye düşürmek. Niye ABD'de Avrupa'da düşüyor da biz düşürmeyelim? Bunu başaracağız'' dedi.

Ekonomideki felsefesinin bu olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, zaman zaman ekonomiyle ilgili kullandığı bu ifadelerden dolayı bazı hocaların ''Geçmişten bu yana yüzyıllardır lugatta böyle bir şey yok'' şeklinde değerlendirmeler yaptıklarına değindi Erdoğan, ''Yaşayarak geliyorum, damdan düşerek geliyorum. Bu ülkede maliyetleri düşürmek için kesinlikle faizleri düşürmek lazım'' şeklinde konuştu.

Kredi kartı borçlularına da değinen Başbakan Erdoğan, '''Kredi kartı mağdurları' ifadesini kullanıyorlar. En akıllısı bile kullanıyor. Kusura bakmasınlar kredi kartının mağduru olmaz. Kredi kartı sebebiyle borçlananlar olur. Kredi kartıyla borçlananları şöyle bir farklı yere koyuyorum, onlara da dürüst gözüyle bakmam. Kredi kartı kullanıyorsan fazlasını kullanma. Zaman zaman bunu yaptılar. Şimdi diyorlar ki 'bunları bağışlayın, affedin, bunun üzerine çizgi çekin.' Nasıl çekeceksin? Kart mağduru olmayıp da alın teriyle kazananın hakkı ne olacak? Kredi kartı mağduru diye bir kurum oluşturacaksınız, bunların bedelini de onlara ödeteceksiniz. Biz burada emanetçiyiz. Siz bize bir emanet veriyorsunuz, biz bu emaneti adil biçimde kullanmak, kullandırmak zorundayız'' dedi.

Geçmişte 16 bankanın fona devredildiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, ''Bu dönemde batan banka var mı?'' diye sordu. Erdoğan, bakkal dükkanı açar gibi banka kurdurtmadıkları için Hükümetleri döneminde batan hiçbir bankanın olmadığını söyledi.

Küresel krizi istismar etmeye, buradan çıkar sağlamaya dönük yaklaşımların devam ettiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, Ocak 2009 itibariyle Türkiye'de sanayi üretiminin yüzde 21 oranında azaldığını belirtti.

Erdoğan, sanayi üretimindeki düşüşün Macaristan ve Kore'de yüzde 21, İspanya'da yüzde 23, Japonya'da yüzde 46 oranlarında gerçekleştiğini kaydetti.

Ocak ayında ihracatta yüzde 29 oranında azalma görüldüğünü belirten Başbakan Erdoğan, Rusya'da bunun yüzde 50, Endonezya'da yüzde 35, Meksika'da yüzde 32, Brezilya'da yüzde 26,dünyanın en gelişmiş ekonomilerinden biri olan Japonya'da yüzde 46 oranında olduğunu söyledi.




Erdoğan'ın konuşmasının ardından ''Yunus Emre Sevgi ve Barış Ödülü''ne layık görülen Emine Erdoğan'a, ödülünü Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar'ın eşi Yrd. Doç. Dr. Arzu Kılıçlar sundu.

Konuşmalardan önce EGSİAD tarafından ödüle layık görülen kişi ve kurumlar ödüllerini aldı. Ödüller ve ödül alan kişi ve kurumlar şöyle:

Uluslararası Başarı Ödülü; AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barasso adına AB Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini,

Uluslararası Başarı Ödülü; TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan,

2008 yılı Girişimci İş Kadını; Feyhan Yaşar,

Yılın Gazetecisi; Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya,

Yılın Bürokratı; TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin,

Yılın Dünya Spor Girişimcisi; Hakan Şükür,

Yılın Eskişehir Marka Katkı Ödülü; Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal,

Yılın Eskişehir Girişimcileri; TÜLOMSAŞ Genel Müdürü Hayri Avcı, TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) Genel Müdürü Akın Duman, Türkiye'nin ilk yerli ticari aracını üreten Hiscar AŞ Başkanı Fazlı Türker,

Yılın İnevasyon Ödülü; Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv,

Yılın Yabancı Yatırımcısı; ECE Türkiye Genel Müdürü Andreas Hohlmann,

Yılın Sivil Toplum Kuruluşu; Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Nedim Öztürk,

Yılın Ekonomi Destek Ödülü; Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın, Özel Eskişehir Sakarya Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Emeksiz, Sürat Kargo Genel Müdürü Halis Sağırlı,

Dünyada Yılın Girişimci İşadamı; Mübariz Masimov,

Yılın TV Programı; Samanyolu Haber Yayın Koordinatörü Metin Yıkar (Marka Programı), EGSİAD Prof. Dr. Sabahattin Zaim Bilim Ödülü; Muhammad Yunus adına Gramen Bankası Genel Müdürü Nurcihan Begüm.