Euro'nun, 2009'un Aralık ayında başlayan düşüş süreci Euro/dolar paritesini 1,50'li seviyelerden,, 1,19'un altına çekti. Paritenin yıl başından bu yana değer kaybı yüzde 20'yi aştı. Analistler, paritenin 1,15'e kadar gidebileceğini belirtiyor.

Euro'nun değer kaybetmesinin temelinde Avrupa'daki borç krizi ve düşük büyüme beklentileri yatıyor. Euro'nun düşüşü Yunanistan krizinin patlak vermesiyle başladı.

Papandreu hükümetinin, Yunanistan'ın bütçe açığının bilinenin iki katı kadar olduğunu açıklaması, Avrupa'daki borç krizinin başlangıcı oldu. Euro Bölgesi'nin Yunanistan için 110 milyar Euro'luk kredi paketi hazırlaması, Portekiz ve İspanya ekonomisine ilişkin endişelerin gölgesinde kaldı.

Avrupa ülkelerinin kredi notlarının arka arkaya düşürülmesi Euro'ya değer kaybettirdi. Avrupa Birliği ile IMF ise, en sonunda piyasalardaki korkuyu yatıştırmak için 750 milyar Euro'luk yardım paketi açıklamak zorunda kaldı. Bu devasa yardım paketi Avrupa'da bir iflas yaşanma endişesini azaltsa da bu kez bölge ekonomisinin büyüme hızı sorun oldu. Alınan sert bütçe önlemlerinin büyümeyi yavaşlayacağı beklentisi Euro'nun zayıflamasına yol açtı.

İngiltere, Fransa ve İtalya'nın kredi notlarının düşeceği spekülasyonu huzursuzluğu artırdı. Son olarak Macaristan ekonomisine ilişkin endişelerin ortaya çıkmasıyla Euro/dolar 1,20'nin altına indi.

AVRUPA RAHATSIZ DEĞİL
Paritedeki düşüşe rağmen Avrupa'nın bu durumdan rahatsızlık duymaması dikkat çekiyor. Eurogroup Başkanı Jean-Claude Juncker, Euro'nun durumundan endişe duymadığını kaydetti.

Fransa Başbakanı Fransua Fillon, Euro/dolar paritesindeki düşüşü iyi haber olarak nitelendirdi. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet ise Euro'nun güvenilir bir para birimi olduğunu kaydetti.