Gümrük Bakanı Nurettin Canikli'den Bank Asya açıklaması

Gümrük Bakanı Nurettin Canikli, NTV canlı yayınında BDDK'nın Bank Asya kararını değerlendirdi: ''BDDK bu işlemi yapmasaydı suç işlemiş olurdu.''

nurettin-canikli-6-2-15

Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, NTV Ankara İstihbarat Şefi Ahmet Ergen'in sorularını yanıtladı.

''BDDK SUÇ İŞLEMİŞ OLURDU''

BDDK, Bank Asya'nın yüzde 63'ünün TMSF'ye devrine karar verdi. Kararı değerlendiren Canikli,'' BDDK bu işlemi yapmasaydı suç işlemiş olurdu. 122 imtiyazlı ortakla ilgili bilgiler verilmemiş'' dedi.

ŞEFFAFLIK PAKETİ ERTELENDİ Mİ?

Gümrük Bakanı Nurettin Canikli, mal bildirimi ve imar düzenlemelerini de içeren ''Şeffaflık Paketi''nin ertelenip ertelenmediğini de açıkladı: ''Bu paketin seçim öncesi yasalaşması zaten kolay görünmüyordu. Esas olan kararlılıktır, seçimden sonra hayata geçirilmesidir.''

Şeffaflık Paketi ile ilgili basına yansıdı ama içinde mal bildirimi imar yasasıyla ilgili maddeler de vardı. Öncelikle erteleme olduğuna yönelik haberler var böyle bir karar aldınız mı hükümette?

Zaten planlanırken özellikle yasal düzenleme gerektiren bölümlerin bu dönem yetişmeyeceği çok açıktı. Milletvekili aday listelerinin verilmesinden sonra YSK'ya artık meclis fiilen çalışamıyor seçime yoğunlaşıyor. Dolayısıyla bir aylık bir çalışma süresi kaldı. İç güvenlik paketi başta olmak üzere iş güvenliği ile ilgili bazı düzenlemeler var. Orada esas olan kararlılıktır kamuoyuna taahhütte bulunmuştur hükümetimiz. Esas olan seçimden sonra hayata geçirilecektir. Zaten yasalaştırılması konusunda zaman konusunda bir açıklama yapılmamıştı. Sadece bunlar bizim için önemli yakın yol haritamızda bunları gerçekleştireceğiz fiilen de uygulanacağı zamana denk gelecek şekilde yani seçimden sonraki hükümeti kapsayacak şekilde.

Öyle görünüyor ki meydanlarda en çok konuşulacak olan şey başkanlık sistemi...

Bizim başkanlık sistemi konusunda özellikle kamuoyuna olumlu yönlerini öne çıkacak şekilde ve bu milletin yapısına uygulamalarına fiiliyatına en uygun sistem olduğunu yoğun şekilde bu seçim çalışmaları sırasında işleyeceğiz. Kaçırılan önemli bir nokta bizim şu andaki sistemimiz yarı başkanlık sistemidir. İki temel unsurdan birisi parlamenter demokratik sistemlerde cumhurbaşkanlarına verilmeyen yönetsel yetkilerin verilmesi. Yani her noktada cumhurbaşkanları yetkilidir ve yönetsel yetkiler. Parlamenter sistemlere kesinlikle cumhurbaşkanlarına bu tür yetkiler verilmez. İkincisi de başkanların veya yarı başkanların doğrudan halk tarafından seçilmesi. Daha önce yoktu ama bu da geldi. Dolayısıyla iki ana unsur bizim anayasamıza monte edilmiş vaziyette. Fakat başkanlık sistemini tamamlayacak olan bazı düzenlemeler eksik. Esasında onların katılması gerekir. Yoksa bu saatten sonra hiçbir siyasi iktidar cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesini elinden alamaz. Böyle seçtiğinize göre de dönüşü yok bu işin. Gelin tamamlayıcı olan noktaları tamamlayalım.

Muhalefetin ya da bazı çevrelerin ''Başkanlık sistemi diktatörlük getirir'' eleştirisi var. Sayın Cumhurbaşkanı da ''Yeni 'milli şef' özentileri çıkmasın diye fırsattır'' değerlendirmesi yaptı.

Sayın cumhurbaşkanımızın söylediği son derece önemli. Esas şu andaki sistem yanlış ellerde tehlikeli sonuçlara götürebilir. Parlamenter sistemlerde yasama ile yürütme iç içedir. Esas bu iki gücün birleşmesi halinde bir güçlü bir cumhurbaşkanı ile birleştiğinde esas sıkıntı o zaman olabilir. Yasama ile yürütme arasında farklı güç dengesini sağlayacak mekanizmaların kurulması gerekir. Şu anda hükümetle başbakan iyi anlaşıyor ve problem teşkil etmiyor ama milli şef özlemi içinde olan anlayışlar iktidara gelirse o zaman büyük tehlike olur. Bir de bu haliyle eğer cumhurbaşkanı ve başbakan farklı siyasi partilerden ya da farklı dünya görüşlerinden oluştuğu taktirde çok ciddi bir çatışma ortamını doğurabilir. İkisi de yetkiyi halktan alıyor. Bu çatışmayı doğurabilir. Dolayısıyla bir an önce bu tehlikeli yapıdan vazgeçmemiz gerekir.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın adaylığı konusu ve 700'e yakın bürokratın istifa edip aday olmak istediği sayın başbakanında devleti kiminle yöneteceğiz gibi bir kaygıyla kendilerine yanıt verdiği haberleri var. Bu sayıya ulaştı mı istifa etmek isteyenler ve siz sayın Hakan Fidan'ın adaylığına nasıl bakıyorsunuz?

Öncelikle sayın fidan eğer isterse aday olabilir. Ama sayın hakan Fidan kendi alanında son derece başarılı hizmetlere imza atmış çok riskli ve sor dönemlerde bu görevi ifa etmiş olan bir arkadaşımız. Eğer bu yönde tercihini kullanırsa gereken prosedür uygulanacaktır. Bütün seçimlerde bir çok arkadaş siyasete geçmek isteyebilir. Bende bürokrasiden geliyorum. Siyasette her kesimden insanın bulunması gerekir. Ama bunun bir dengede olması gerekiyor. Aday belirlemelerde bu kriterler hep göz önünde bulunduruluyor. Belli bir grubun mecliste hakim olması gibi bir duruma müsaade edilmez. Bu seçimde de AK Parti'ye büyük bir teveccüh var.

Bank Asya kararı ile ilgili kararın hukuki ve teknik olduğu yönünde olsa da açıklamalar bir siyasi karar olduğu eleştirileri devam ediyor.

Sadece bankacılık kanununun 18.maddesinin 5.fıkrasını okuyacağım. İmtiyazlı paya sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır. İki, kurucularda aranan nitelikleri kaybeden imtiyazlı paya sahip ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz, bu halde diğer ortaklık hakları kurumun bildirimi üzerine fon tarafından kullanılır. 122 imtiyazlı paya sahip ortakla ilgili bilgiler süresinde verilmediği için hatta ek süre verilmiş buna rağmen bu bilgiler verilmemiş. Burada BDDK'nın yapacağı bir şey yok tek bir adım vardı atacağı o da bildirilmeyen 122 kişiye ait ortaklık yönetimin belirlenmesine ilişkin haklarını fona devretmesi ve fon tarafından kullanılmasıdır. Bunu yapmasaydı BDDK suç işlemiş olurdu. Tek başına bu 122 kişi bankanın yönetimini belirleyebiliyorlar. Dolayısıyla bunların kanunun aradığı şartlara sahip olup olmamaları son derece kritik. Özellikle mal bildiriminde bulunmaları gerekiyor. Ayrıca bazı suçlardan mahkum olmaması filan gerekiyor, dolandırıcı olmaması gerekiyor daha önce banka batırmamış olması gerekiyor filan. Dolayısıyla bunlar geçmişte banka batırmış, dolandırıcılık yapmışlar bunlara banka yönetimini teslim edebilir misiniz? Bundan sonra bankanın içinin boşaltılıp boşaltılmadığı, bazılarına kredilerin dönüşü olmayacak şekilde verilip verilmediği ortaya çıkacak. BDDK alınması gereken zamandan daha geç almışsa bu kararı o zaman gereken yine yapılacaktır.

Enflasyon ve ona bağlı olarak faiz indirimini bu aralar sıkça tartışıyoruz. Burada sizin bakanlığınızı da ilgilendiren bir boyutu sormak istiyorum. Enflasyonda gıda fiyatlarının etkisi tartışılıyor ve merkez bankası bünyesinde yapılan çalışmalarda çıkan sonuçta sebze meyve için sorunun adresi perakende piyasa olarak gösteriliyor. Olası müdahale noktası olarak perakendecilerin kar marjlarına dikkat çekiliyor. Öncelikle buna katılır mısınız hal yasasının uygulanmasında eksikler var mı sizce?

Bu tartışmalar hal yasası yürürlüğe girmeden öncede vardı. Hal yasası bunları izlemeyi ve zapturapt altına almayı ve rekabeti sağlamayı amaçlıyor. Siz fiyatlara müdahale edemezsiniz. Fiyatların tekelci bir yaklaşımla birileri tarafından sınırlı sayıda üretici olmaz ama nakledici, komisyoncu bir araya gelip fiyatları belirliyorsa esas ona müdahale edilmesi gerekir. Yapılmaya çalışılan odur. Hal kanunundan önceki duruma göre bu alanda rekabet daha da yoğun şekilde yapılmaktadır. Şu anda yaş sebze meyve hareketleri hal sistemine girmiyor şu anda. Onunla ilgili gerekli kıralar hayata geçirilmiştir onu sağlamak için şu anda çiftçi kayıt sistemi ile bu sistemi entegre etmeye çalışıyoruz. Bununla en ufak bir üretim dahi hal kayıt sistemine girip girmemesi konusunda bilgi verecek bize. Dolayısıyla bu noktada son aşamadayız.

Dün oyuncakta büyük tehlike başlıklarıyla haberler vardı bazı gazetelerde. Şüpheli ithal oyuncakların tahlil sonucu beklenmeden ithalatçısına teslim edileceği belirtiliyor. Böyle bir karar var mı?

Biz oyuncak ve bazı ürünlerin girişinde tümünden numune alıyoruz ve tahlile gönderiyoruz. 2 ay önce başladık bu uygulamaya. Bütün oyuncaklar için bu işlem yapılınca bütün laboratuarları kullanıyor şu anda. Tabi bu tür eşyalarda gümrükte bekliyor onları depolayacak yerimiz yok. O nedenle ithalatçılar kendi depolarına götürecekler bunları ama piyasaya sürmeyecekler. Tüm giren ürünler seçilen ürünler değil bu dünyada uygulanmayan bir sistemdir. Peki o malı deposuna koymadan piyasaya verebilir mi? Veremez. Çünkü henüz ithali gerçekleşmediği için kaçakçılık fiili oluşturur hapis cezası ve ciddi para cezası gerektirir. Biz sadece onun deposundan faydalanıyoruz.

İran ziyaretinizde birkaç önemli başlık var. 1 Ocak'tan itibaren tercihle ticaret anlaşması yürürlükte. Bu Türkiye'ye ne kazandıracak İran'la serbest ticaret anlaşması gündemde mi? Ve ticarette mili para kullanımına ilişkin bir gelişme var mı?

İnanılmaz verimli bir ziyaret gerçekleştirdik. İran'ın çok büyük koruma duvarları var. Özellikle tekstilde yüzde 200'e varan vergilerle korunuyor. Tercihli ticaret anlaşmasıyla 125 adet üründe ciddi anlamda gümrük verdilerini azalttı İran. Hatta orada çok ciddi tartışmalar var siz bunu yaparak Türk tekstilinin önünü açtınız İran'a girecek ve İranlı tekstil üreticilerini zor durumda bırakacak diye. Bu hassasiyet doğru değil bizde gümrük birliği anlaşmasını yaptığımız zaman benzer eleştirilerle karşı karşıya kaldık. O zaman Türk firmalarının böyle bir rekabete dayanamayacağı ve bizim sektörün zarar göreceği şeklinde eleştiriler vardı. Gelinen bu noktada Türk firmaları dünyanın her yerinde rekabet sağlıyorlar. Tercihli ticaret anlaşması Türkiye için çok önemli bir anlaşmadır. Ama başlangıçtır devam edecek. TIR geçişleriyle ilgili ciddi problem vardır o bitmiş vaziyette. Dolayısıyla İran'la yeni bir dönem başlıyor. Sayın Ruhani'nin Türkiye ile ilgili bütün tüm problemleri çözüm talimatını verdiğini ve tüm bakanlarında bu hareket içinde olduğunu görüyoruz. Yeni bir gümrük kapısı ve hat açıyoruz orada da 300 milyon dolarlık bir yatırım var. Türk firmaları tarafından yapılacak biz finansman sağlayacağız ve daha sonra bize ödeyecekler.

Sınır kapılarının yenilenmesi ve bazı ülkelerle kapı sayılarının artması da vardı gündemde. Orada önceliğimiz nereler olacak?

Irak başta olmak üzere İran içinde geçerli şu anda Habur günlük 2000 araç girip çıkıyor ve tıkanıyor. Orada yatırımlarımız var. Irak'a iki kapı daha açacağız, İran'la kapılar açacağız. Bizim Uzak Asya'ya ve Ortadoğu'ya daha rahat bir şekilde girmemiz gerekiyor. Hızlı bir şekilde ticaretin sağlanması ama aynı zaman güvenli olması gerekiyor. Türkiye ile komşu ülkeler arasında özellikle bazı ürünlerde fiyatlar arasında uçurumlar olunca arbitraj dürtüsü devreye giriyor. Bizim şu anda yapacağımız bir projemiz var ve Türkiye'ye giren tüm araç, TIR, kamyon, otobüs, yolcu, küçük araç ve konteynır tüm eşyanın hangi şekilde gelirse gelsin yüzde yüz denetimden geçmesi. Çok iddialı bir proje olduğunu biliyorum ama son aşamadayız. Teknolojiyi kullanacağız. O kadar yoğun kaçakçılık ve kayıt dışı giriş baskısı var ki petrolden bir çok ürüne kadar bunları yüzde yüz denetime almazsanız bunu sağlamanız mümkün değil. Dünyada da uygulanan bir yöntemle ortalama olarak 100 TIR'ın 10 tanesini denetleyebiliyorsunuz.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...