Merkez Bankası 2009 yılı ilk Finansal İstikrar Raporu'nu açıkladı.

İlişkili Haberler


Başkan Durmuş Yılmaz'ın imzasıyla yayımlanan raporda ekonomideki yavaşlama ve artan işsizliğe bağlı olarak, önümüzdeki dönemde hanehalkının yükümlülüklerini geri ödemede zorluklar yaşayabileceği belirtildi. Vatandaşların ihtiyaçları için kredi kartına yüklendiğine dikkat çekildi.

Kredi kartlarının daha yoğun kullanılmasının ve faizlerinin tüketici kredilerine göre yüksek olmasının hanehalkının kırılganlığını artırdığı kaydedildi.

"Tahsili geçmiş alacaklar önümüzdeki dönemde artabilir ancak bankacılık sektörünün yapısı bu artışları karşılayacak seviyede" denilen raporda şu ifadelere yer verildi:

"Beklentilerin tekrar olumluya dönerek küresel bazda büyüme sürecine geçilebilmesi, öncelikle kredi kanallarındaki aksaklık ile küresel ekonomik durgunluk arasındaki birbirini besleyen sürecin sona erdirilmesine bağlıdır.

Önümüzdeki dönemde, küresel ekonominin istikrara kavuşmasının zaman alacağı da göz önünde bulundurulduğunda, enflasyondaki aşağı yönlü hareketin devam etmesi beklenmektedir. Cari açığın kısa vadede aşağı yönlü eğilimini sürdürmesi beklenmektedir.

BÜTÇE AÇIĞI ARTIŞ EĞİLİMİNDE
Bir yandan ekonomik aktivitedeki daralmaya bağlı olarak vergi gelirleri düşerken, diğer taraftan iç talebi canlandırmak için alınan mali önlemler giderleri artırmaktadır. Bu nedenle bütçe açığı belirgin bir artış eğilimine girmiştir.

Uygulanan genişleyici maliye politikasından beklenen verimin alınabilmesi için, orta vadede mali disiplinden taviz verilmeyeceğinin somut bir biçimde ortaya konmasının büyük önem taşıdığı değerlendirilmektedir.

KREDİLERDE SINIRLI TOPARLAMA VAR
Son dönemde küresel risk algılamalarında gözlenen olumlu gelişmeler ve para politikası faiz oranlarındaki indirimlerin yurt içi piyasa faizlerine yansıması sonucunda kredilerde sınırlı da olsa bir toparlanma görülmeye başlanmıştır.

Bankacılık sektörü kur riski taşımama eğilimini sürdürmektedir. Sektörün bilanço içindeki açık ve bilanço dışındaki fazla pozisyonunun seviyesi, uluslararası likidite koşullarına bağlı olarak azalmakla birlikte, 2009 yılı Mart ayından itibaren tekrar artış eğilimine girmiştir.

Finansal ve ekonomik istikrar içinde yeniden sürdürülebilir büyümeye geçiş için, Avrupa Birliği’ne uyum ve yakınsama sürecinin devam ettirilmesi, mali disiplinin kalitesini ve verimliliği artırmaya yönelik yapısal reformlar konusunda kararlılık gösterilmesi önem arz etmektedir."