Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ulusal istihdam stratejisi belgesi üzerinde çalıştıklarını ve Haziran ayındaki Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında bu belgenin son taslağını ele alacaklarını, Haziran sonu, en geç Temmuz ayı gibi bu belgeyi açıklamak istediklerini bildirdi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından düzenlenen "İktisadi Dalgalanmalar ve Küresel Kriz" konulu konferansta yaptığı konuşmada Babacan, son yaşanan krizde sadece para politikalarıyla bu işin yürüyemeyeceğinin, tek bir para politikası ve diğer tarafta neredeyse ülkelerin tek başına yürüttüğü maliye politikalarıyla bunun sürdürülemeyeceğinin anlaşıldığını söyledi.

Bu dönemde bazı ülkelerin Maastricht kriterlerini adeta altüst edildiğinin görüldüğünü belirten Babacan, şunları söyledi:

"Biz geçen sene Türkiye'de Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında ekonomiyi canlandırmayla ilgili adımlarımız olmuştu. Krizin o en derin noktasında gerçekten bir canlılık getirdi. Ama Mayıs-Haziran aylarına baktığımızda o politikaları uzun süre devam ettirirsek Türkiye'nin borç stokuyla ilgili risklerin artacağını gördük. Dolayısıyla Haziran ayından itibaren hemen tedbirler almaya başladık. Teşvik tedbirlerimizin yarısını geri çektik, Eylül sonu itibariyle bitirdik. Ocak 2010 yılında vergi gelirlerimizi önemli ölçüde artırdık. Orta vadeli programla da Türkiye'nin bir borç sürdürülebilirlik sorunun olmayacağını kağıt üzerinde ortaya koyduk. Bugün itibariyle orta vadeli programımızda herhangi bir problem yok. Şu anda pek çok gösterge programın da ötesinde. Program daha iyi bir büyüme, daha iyi bütçe rakamları için geçerli, istihdam için geçerli. Şu anda Türkiye ekonomisi, Eylül'de ortaya koyduğumuz programdan çok daha iyi performans gösteriyor."

Krizde dünyanın artık G-7'den ibaret olmadığının görüldüğünü anlatan Babacan, "Çin, Hindistan, Türkiye, Rusya, Brezilya'yı göz ardı edemeyiz. Bugün E-7 dediğimiz ülkeleri ele aldığımızda bu ülkelerin toplam milli geliri bugünkü G-7'nin çok daha üzerine çıkacak. E-7 mi, G-7 mi? E-7 daha ağırlıklı bir ekonomi olacak" diye konuştu.

G-20 ülkeleri arasında krizden çıkışa ilişkin henüz somut bir adım atılamadığına dikkati çeken Babacan, şöyle devam etti:

"Şu anda G-20, finansal düzenlemeler konusunda tam ortadan ikiye ayrılmış durumda. Her ülke kendi işine geleni yapmak istiyor. Ortak payda, ortak zemin yakalayalım dediğimizde, somut adımlarda maalesef sonuç alamıyoruz. Bu bizi daha da kaygılandırıyor. Türkiye ne yapacak? Türkiye kendisi için doğru politikaları seçip yürümeye devam edecek. Biz çıkış stratejisini en erken açıklayan ülkelerden bir tanesiyiz. Mali kuralla bunun çok daha ötesine geçtik. Türkiye için bunun doğru bir kural olduğu, hem içerde hem uluslararası çevrelerde teyit edildi. Türkiye'de bir bakıma öngörülebilirliği, güveni daha sağlam bir zemine oturtmak için önemli bir adım. Biz uyguladığımız politikalarla ve sonuçlarla önemli ölçüde ayrıştık, ayrışmaya da devam etmek istiyoruz. Çok daha farklı, emniyetli, güvenli bir çizgi izleyen bir ülke."