İşe derelerden başlanıyor...

Depremler, seller, heyelanlar... Kısacası dünyayı sarsan felaketler... Önlemler alınmadığı takdirde hayat felç olacak. Bunun en son örneğini ise 2 ay önce bir sabah ansızın bastıran yağmurla yaşadık. İstanbul'un sel gerçeği ve alınacak tedbirler...

10.11.2009 - 16:31

İşe derelerden başlanıyor...

İstanbul bugünlerde hummalı bir çalışma içerisinde. Eylül ayında yaşanan sel felaketinde İstanbulların korkulu rüyası oldu. Aşırı yağış nedeniyle Ayamama Deresi taştı, İkitelli Basın Ekspres yolu sular altında kaldı, TEM otoyolu, Silivri E-5 yolu ve İkitelli’ye çıkan yollar kapandı. Birçok ev ve işyerlerini su bastı, pek çok kişi yollarda mahsur kaldı, adeta hayat durdu. Bu acı felaketin bilançosu ise 150 milyon avroluk zarar ve 31 can kaybı...


Türkiye'de en çok maddi hasara yol açan bu felaketin ardından yaralar sarılmaya çalışıyor. Bu bağlamda başlatılan çalışmaların bir bölümü de istanbul'daki derelerin ıslahı...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sel felaketinin etkisini en çok hissettirdiği bölgelerde Dünya Bankası kredisiyle dere ıslah çalışması için ilk adımı atıyor.

Dünya Bankası’ndan alınan 322 milyon 150 bin dolar kredinin, 200 milyon TL'lik kısmıyla 19 derenin ıslahı gerçekleştirilecek.

SON 5 YILDA NELER YAPILDI?
İBB, 2004 yılına kadar 603 kilometre uzunluğundaki, 68 adet dere ve 58 adet yankolunun 203 kilometresinin ıslahını gerçekleştirdi. 2004-2009 yılları arasındaysa, İSKİ ve Altyapı Hizmetleri Müdürlüğü’nce 128 kilometre dere ıslah edildi. Böylece toplam 331 kilometre dere ıslahı tamamlanmış oldu.

5216 sayılı yasa ile İstanbul sınırlarının il sınırlarına çekilmesiyle, İBB'nin sorumluluk alanına giren dere uzunluğu bin 855 kilometreye ulaştı.

2004-2009 yılları arasında; dere ıslahı çalışmaları için İSKİ 345 milyon 330 bin 950 TL; Altyapı Hizmetleri Müdürlüğü 289 milyon 770 bin TL harcama yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Dere Islahı Amaçlı Kamulaştırma Bedeli olarak da 181 milyon 812 bin TL ödeme yaptı.

Son 5 yılda dere ıslahı çalışmaları için tüm bedeller toplamı; 816 milyon 912 bin 950 TL.

İstanbul genelinde kamulaştırmaları talep edilen derelerin tahmini kamulaştırma bedellerinin 1 milyar 263 milyon 384 bin 622 TL olarak tespit edildiği belirtildi.

Belediyeden yapılan açıklamada, Altyapı Hizmetleri Müdürlüğü'nce ıslahı yapılacak 35 bin 587 metre uzunluğundaki 19 dereye ait ihalelerin revize aşamasında olduğu ve yıl sonuna kadar ihalelerin tamamlanması hedefleniyor.

ISLAH EDİLMESİ KARARLAŞTIRILAN DERELER VE UZUNLUKLARI ŞÖYLE:
Eşkinoz Deresi Islah İnşaatı  1450 metre
Eşkinoz Deresi Islah İnşaatı  2000 metre
Fener Deresi Islahı 235 metre
Fener Deresi Islahı  510 metre
Haramidere Islah İnşaatı 1500 metre
Kemerdere Anakol Islah İnşaatı 920 metre
Üsküdar Kuzguncuk Mahallesi İcadiye Caddesi ve Sokakları Atıksu ve Yağmursuyu İnşaatı ve Bekar Deresi Islah İnşaatı 1000 metre
Beykoz Genelindeki Derelerin Islahı ve Ortak Altyapı 1. Kısım İnşaatı 3772,5 metre
Beykoz Genelindeki Derelerin Islahı Ve Ortak Altyapı 2.Kısım İnşaatı 4272,75 metre
Çatalca Lomborloz Deresi Islahı İnşaatı 1830 metre
Çayırbaşı Deresi Islah İnşaatı 2663 metre
Kağıthane Deresi Islah İnşaatı 1225 metre
Kağıthane Deresi Islah İnşaatı 1160 metre
Kemerdere Çırçır Kolu Islah İnşaatı 1948,5 metre
Kurbağalı Dere - Gümrük Önü, Dere Islahı  ve Ortak  Altyapı Tamamlama İnşaatı 2700 metre
Kurbağalı Dere Islah İnşaatı 4000 metre
Şile Pot Deresi Islah İnşaatı 1000 metre
Halkalı Nakkaş (Hasanoğlu) Deresi Islah İnşaatı 1700 metre
Kaynarca Papaz Deresi Islahı ve Ortak Altyapı İnşaatı 1701 metre

UZMANLAR NE DİYOR?
İstanbul'un yapılaşmasını ele alan Tüm Mühendisler ve Mimarlar Birliği Platformu (TMMBP) Genel Başkanı Remzi Kozal, "Dere yatakları, düşük kotlardaki su seviyesi yüksek düzlükler kesinlikle yapılaşmaya uygun değil. Bu yerler şehir yerleşimleri açısından; seller, heyelanlar ve hatta depremler için de çok riskli." diyor.

Kozal'a göre; dereler ıslah edilirken dere yatağını daraltarak iki yanına perde beton yapmak yanlış bir uygulama. Dere yatakları, olabildiğince genişleterek dışa doğru eğimli istinat duvarları yaparak ıslah edilmeli; kat kat fazla miktardaki suyu, taşmadan taşıyabilecek genişlikte olmalı ve olası bir taşma durumunda dahi çevreye zarar vermeyecek şekilde güvenlik şeritleri oluşturulmalı.

İSTANBUL'UN KUZEYE KAYIŞI HIZLANACAK
İstanbul ele alındığında Marmara kıyılarındaki düşük zeminler yalnızca deprem ve tsunami açısından değil aynı zamanda seller açısından da yerleşimler için büyük riskler taşıyor. Son yağmurlarla oluşan seller bunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Deprem yanında sellerin de gayrimenkul fiyatlarını etkileyeceğini söyleyen Kozal, yeni yerleşim tercihini şöyle anlatıyor:

"Marmara kıyılarına göre daha yüksek olan Karadeniz tarafı, hem deprem açısından ve hem de seller açısından daha güvenli olduğu için, İstanbul’un kuzeye kayışı daha da süratlenecek. Üçüncü köprünün kuzeye inşa edilmesi ise; şehrin kuzeye kaymasına hız kazandırmasının yanı sıra yaşanacak bir afet anında güvenli bir çıkış yolu olarak da stratejik önemini artıracak."

DERE YATAKLARI HEM ULAŞIM HEM DE TURİZM İÇİN KULLANILABİLİR
Kozal, derelerin kontrol altına alınır ve doğru bir şekilde değerlendirilirse önemli bir yatırım kaynağı olacağının da altını çiziyor.

"Dere yataklarını denize döküldüğü yerlerden itibaren uygun şekilde düzenleyip genişleterek birer yat limanı haline kolaylıkla çevirebiliriz. Yer yer dere yataklarını sandallarla gezilebilecek şekilde düzenleyebiliriz. İtalya’nın Venedik’inde dolaşan ve milyonlarca turisti çeken Gondollar benzeri bizim derelerimizde de saltanat kayıkları dolaşır ve önemli bir turizm geliri temin edebiliriz. Turizmin yanı sıra bu dere yataklarını ulaşım için de kullanabiliriz." diyen Kozal, bazı derelere özel projeler de sunuyor:

"Haliç’e akan Kağıthane deresinin yatağını temizleyip genişleterek Hasdal’dan ve Ayazağa’dan gelen derelere kadar uzattığımızda; Galatasaray için inşa edilen Seyrantepe Stadyumu’nun önüne sandalları ulaştırmış oluruz. Yani Seyrantepe Stadyumuna sandallarla da su yolundan ulaşabiliriz. Bu su yolunu aynı zamanda turistlerin gezeceği saltanat kayıkları ile de donatabiliriz.

Benzer şekilde İstanbul’daki bütün dereleri projelendirerek, şehrin her bölgesine, su ve yeşilin kucaklaştığı insanların nefes alacağı çok önemli alanlar kazandırabiliriz.

Bu alanlarda yer yer kazıklar üstünde yükselecek, yanı sel geldiğinde suyun geçmesini engellemeyecek şekilde binalar; restoranlar, kafeteryalar vb. hizmet binaları inşa edebiliriz." 

Şehir yerleşimlerinde bütün yüzeylerin betonlaşması, suyun toprakla buluşmaması, yağmur suyu tahliye sistemlerinin olmayışı ve mazgalların tıkalı olması özellikle düşük kotlardaki yolları nehir yatağına çevirebiliyor.

Kozal, şehir planlamaları yapılırken ya da binalar konuşlandırılırken; düşük kotlardaki yerlerin mutlaka yapılanmanın dışında tutulması gerektiğini söylüyor. "Bu gibi yerler otoyol, otopark olarak da kullanılmamalı" diyen Kozal, bu yerlerin zemin suyu da oldukça yüksek olduğu için yeşil alan ya da rekreasyon alanı olarak düzenlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.



JAPONYA'DA İNSANLAR ÖLMÜYOR
Türkiye ile Japonya'yı kıyaslayan mimar Kozal, Doğu Asya'daki ada ülkesindeki yapılaşmayı şu sözlerle örneklendiriyor:

"Japonya bir adalar ülkesi olmasına rağmen şehir yerleşimlerine denk gelen dereleri kapatmamış, bizdeki gibi su yatağını daraltarak ıslah etmemiş; aksine dere yatakları olabildiğince genişletilip derinleştirilerek, suyun şehir yerleşiminin içerlerine kadar dolaşması sağlanmış durumda.

Başkent Tokyo’da dahi şehrin muhtelif bölgelerinde, bu su dokusunu, binaların arasında görmek mümkün. Yine Japonya’nın yüzölçümü bizim yüzölçümümüzün yarısı kadar olmasına ve bu yüzölçümünde yüzde 20’si kadarının yerleşime uygunluğuna rağmen 130 milyonu aşkın nüfus depremlere, sellere ve diğer afetlere karşı güven içerisinde barındırılabiliyor.

Biz yurdumuz yüzölçümünün yüzde 40’ını kullanabilmemize rağmen maalesef depremlere, sellere ve diğer afetlere kurban veriyoruz.

Japonya’da belli miktarda orman olmasına rağmen inançları gereği pek ağaç kesmiyorlar. Yine toprakları maden bakımından çok fakir olduğu için başta demir-çelik olmak üzere çok büyük ölçüde inşaat malzemelerini yurt dışından ithal ediyorlar.

Japonya, bir deprem ülkesi olduğu için binaların inşası; üç kata kadar ahşap iskeletle yapılırken üç kattan yüksek inşa edilecek binalarda taşıyıcı sistem tamamen çelik sistem kullanılarak yapılıyor. Dışarıdan ithal ederek bina inşasında kullandığı malzemelerin değerini ve insan hayatının değerini çok iyi bildiği için her bir malzemeyi deyim yerindeyse kırk ölçüp bir kere kullanıyor.

Gerek Japonya’daki bu örnekler ve gerekse İtalya Venedik’teki nehirlerde dolaşan gondollar şehirleşmede örnek teşkil ediyor. Bizde ise olumsuzluk örneği göze çarpıyor."

'ÜLKEMİZİN BAŞI SAĞOLSUN'
İstanbul üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ömer Faruk Kültür, yaşanan sel felatindeki yanlışlığı ve bundan sonra yapılması gerekenleri Ntvmsnbc'ye anlattı.

"Bundan ders çıkaralım, çabuk unutmayalım" diyen Kültür, problemin devlet politikalarından kaynaklandığını vurguladı. 

Kültür şunları söyledi:

"İnşallah bundan sonra alınacak tedbirlerle bilgisizliğimiz, cahilliğimiz ve aymazlığımızın faturasını masum insanlara ödettirmeyiz. Problemin kaynağında devlet politikalarının yanlışlığı yatıyor. İstanbul gibi eşi benzeri olmayan tarihi ve kulturel bir şehri yoğun nüfus ve üretim merkezi haline getirmek yanlışların en büyüğü. Bu durumda erken uyarı sistemi olmuş olsa bile aniden oluşan selde bölgedeki insanları kısa sürede tahliye etmek çok mümkün değil.

Ülkemizde toplam nüfusun şehirlere dağılımı, gelir dağılımında olduğu gibi çok dengesiz. Bu da kısır bir döngü şekline girerek sürekli bir göç hareketi doğuruyor. İstanbul'un yaklaşık 15 milyon olan nüfusu 7.5 milyona düşürülmesi gerekirken adeta yapılan faliyetlerle kısa surede 30 milyona çıkarılmak istendiği anlaşılıyor. Deprem ve sel gibi afetlerde de yıkım ve büyük zararlar karşımıza çıkıyor.

Bu durumun önlenmesi için şunlar yapılmalı:
- Acil durum bakanlığı kurulmalı. Deprem, sel, fırtına, tsunami, heyalan gibi afetler için donanımlı ekipler ve erken uyarı sistemleri oluşturulmalı.
- Şehirlerin afet risk senaryoları hazırlanmalı ve buna uygun gerekli tedbirler alınmalı.
- Anadolu'ya tersine göç gerçeklesmesi için sanayi tesisleri devlet politikası olarak kaydırılmalı."




  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...