Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, 2001 yılında babası Ayhan Şahenk’i kaybetti ve kriz döneminde 37 yaşındayken şirketin başına geçti. Doğuş Holding, Ferit Şahenk’le birlikte yeni sektörlere girdi, hep büyüdü. Başarı grafiği hep yükseldi. Doğuş Holding’in 2012’de de yeni yatırımları olacak.

2012’nin fırsatların kaçırılmayacağı bir yıl olacağını vurgulayan Ferit Şahenk, grup olarak hedeflerini şöyle sıraladı: “2012 yılında sürprizlerimiz inşaat ve turizm sektörlerinden gelecek. Yeme-içme, eğlence sektöründe hayal edemeyeceğiniz bir noktaya geleceğiz, çok büyüyeceğiz. İstanbul’a çıta atlatacağız. Hırvatistan’da yeni 2 marina aldık. Önümüzdeki haftalarda imzalayacağız. Bu yıl Yunanistan’da 4 marina alacağız, Adriyatik’teki en güçlü şirket olacağız. İnşaat şirketimiz Afrika’da iş kovalıyor.”

Şahenk, Türk ekonomisiyle ilgili beklentilerini ve grup olarak hedeflerini Vatan gazetesine anlattı:

2012’de nasıl bir Türkiye görüyorsunuz? AB’de kriz Türkiye’yi ne kadar etkileyecek?
Türkiye cazip, dinamik, hızlı, yaşayan, bulunduğu bölgede yalnızca köprü değil, ticari ve kültürel bir köprü oldu. Zamanında potansiyel dediğimiz şeylerin realize olduğunu görüyoruz. Hep Türkiye’nin potansiyeli var denirdi... İşte o potansiyel harekete geçti. Türkiye’ye gelip yatırım yapanlardan da bunları duyuyoruz. Eskiden bırakın Türkiye’yle iş yapmayı, seyahat etmeye bile çekinirlerdi. Dünyanın bu ortamında bu dinamizmi devam ettirmek, Türkiye’deki istikrarın sonucunda da olan bir şey. 2001 yılı krizi bize çok şey öğretti. 2008’de dünya değişik bir döneme başladığında Türkiye bunu daha rahat yüzerek geçmeye başladı. Bundan sonra ne olacak, diye soruyorsunuz?

Yine yüzebilecek miyiz?
Geçen hafta Avrupa’da çok önemli ülkelerin notları değişti. Her ülkenin kendi gerçekleri var, bunu görmeliyiz. Finansal bankacılık krizi olarak başlayan, sonra borçlanma krizine giden bir süreç yaşandı, devam da ediyor. Bu artık aynı zamanda politik bir kriz.

Liderlik krizi de yaşanıyor...
Öyle. Ama hiç kolay değil. Onların yerine koyun kendinizi. Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkeler... En son AB’ye giren diğer ülkelere, Yunanistan’a bakın, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra pek kriz yaşamamışlar, devletler sistemi iyi kurmuş. Kriz yaşamayınca kriz refleksiniz de ortadan kalkıyor. AB karar almak için büyük bir konsensüs sağlaması gerekiyor. Avrupa’nın bir aksiyon planına ihtiyacı var.

Türkiye’nin AB süreci sizce bundan nasıl etkilenecek?
AB serüveni bizim için uzun ince bir yol. Bizim girmek istediğimiz AB değişiyor. Ben şahsen bir Türk vatandaşı olarak AB’nin sosyal ve hukuki standartlarına Türkiye’nin kavuşması gerektiğini düşünüyorum. AB’ye ekonomi olarak bakmıyorum. Orayı daha çok belirli standartlarına erişmemiz gereken bir yer olarak düşünüyorum. Bizim için amaç değil araç. Belki bir zaman sonra AB Türkiye için daha rahat ortaklık yapılacak hale geliyor. Belli süre sonra AB’ye bu kriz Türkiye’nin önemini gösterebilir.

Güler Sabancı, ‘Komşuların bizden öğrenecekleri var, belki farklı bir modelle AB’ye girebiliriz’ dedi... Katılıyor musunuz bu fikre?
AB’nin silkinip AB gerçeğine daha gerçekçi bakması gerekebilir. AB yaşlanıyor. Avruplılar’ın yerinde olsam Türkiye’yi kapmanın tam zamanı diye düşünürdüm.

Türkiye’nin bölgesel güç olma iddiası var. Çok sorunlarımız var. Bölgesel güç olacak mıyız her şeye rağmen? Arap ülkelerine rol model olarak gösterilen Türkiye’nin avantajları ve dezavantajları neler?
Ekonomik performansı yükseldi Türkiye’nin. Eskiden Ortadoğu’da da bizle ilgili olumlu düşünülmezdi. G20’ye girdik. Şimdi hepsi, ‘Biz de Türkiye gibi olalım’ diyorlar. Sorunlar elbet var. Yok denemez. Şu çok önemli, Soft Power her zamankinden önemli artık.

Türkiye Soft Power’ı, yumuşak gücünü iyi kullanabiliyor mu?
Kullanıyor, daha da iyi kullanmalı. İstanbul önemli destinasyon... İstanbul insanların solumak istedikleri, kaliteli gezip yemek yemek istedikleri bir yer haline geldi. Türkiye sporuyla, sanatıyla, TV dizileriyle biliniyor. Çok sayıda başarılı Türk şirketi yurtdışında. Balkanlar, Rusya ve Ortadoğu’da Türk dizileri izleniyor. Türk sporcuları dikkat çekiyor. Türkiye ekonomik, sanat, spor yönüyle de ve yaptığı her türlü ihracatla ilgi çekiyor.

Sizin 2012 planlarınız neler?
Yeni girdiğimiz sektörlerde hızla büyüyeceğiz. Bizim tabii ki lokomotifimiz bankacılıktır. Türkiye Garanti Bankası lokomotifimiz.

Yabancı ortağınız İspanyol BBVA var...
Evet, çok doğru bir grupla ortaklığımız var. BBVA’nın uluslarararası resmini tamamlayan bir banka olduk. Bizim büyümek istediğimiz bazı alanlarda onlar çok başarılı. İkinci sektörümüz otomotiv. Volkswagen markasını yüceltme anlamında Almanya’dan daha başarılı çıktı Türkiye. Almanlar bunu kendileri ölçtü. Türkiye’deki marka pozisyonlanmamızı ölçtüler. Çok başarılı gidiyor.

Yeni yatırımlarınız hangi sektörlerde olacak? Marina sayınız artacak mı?
Bu senenin sürprizleri inşaat ve turizmden gelecek. Hırvatistan’da yeni 2 marina aldık. Önümüzdeki haftalarda imzalayacağız. Didim, Turgutreis, Dalaman açılacak, Göcek ve Hırvatistan’da 3 marinamız olacak. Komşu Yunanistan’da birkaç aya kadar 4 marina alacağız. Adriyatik Denizi’nde bir Türk marina şirketi çok iyi bir yapıya kavuşacak. Son Zadar’da yaptığımız anlaşmayla alacağımız marina bölgenin en büyük marinası.

Yeni otel yatırımlarınız da var...
Nisan’da D Hotel-Maris otelini açacağız. Eskiden adı Maris Select’ti. Çok güzel oldu otelimiz. Turizm grubumuzu değiştiriyoruz.

Doğuş İnşaat, Sofya Metrosu’na imza attı. Bu proje gibi yatırımlarınız olacak mı?
Birkaç ülkede inşaat işi kovalıyoruz. Rusya değil. Afrika ve Avrupa’da. Afrika’da Libya’yı Afrika sayarsak orada işlerimiz vardı. Libya’yı bekliyoruz. Umarım yakın zamanda Türk iş alemi Libya’ya yeniden gider. Ortadoğu’daki atmosfer bir günde düzelmeyecek. Ama bence müthiş bir değişim olacak. Bizim Bulgaristan’daki başarımız çok duyuldu. İnşaat şirketimize çok talep geliyor. Ucuz değil, kaliteli iş yapan şirketler olarak ilgi görüyoruz.