Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye, 20. yüzyılı sanayileşme çabasıyla geçirirken, tarıma verilmesi gereken önemi vermediğini, ihmal ettiğini söyledi.

Eker, bugün 5 milyar 700 milyon lira çiftçiye destek verildiğini belirterek, '''Türk çiftçisi öldü, destek verilmiyor' diyenler doğru söylemiyor. Ölen falan yok. Türk çiftçisinin ürünün değeri arttı'' dedi. Bakan Eker, şöyle devam etti:

'''Kendi kendine yeterlilik' diye bir şey söylüyorlar. Öyle bir şey yoktu. Hiç bir zaman da yoktu. Kim söylediyse Türkiye'ye yanlış bilgi verdi. Olduğunu kabul etsek bile geriye kalan 6 ülkenin üç tanesini bana biri çıksın söylesin inanayım. Yok öyle bir şey. Çünkü böyle bir kavram ölçüsü yok. Kişi başına yılda 20 kilo mu, 2 kilo mu domates yetiyor? Bunun ölçüsü ne? Kim, neye göre koydu?

''Arnavutluk'un 1970'lerde yaptığı gibi sınırları kapatır, 'Hiç bir şey almıyorum. Çayı kuru üzümle içerim' derseniz, o zaman kendi kendime yetiyorum dersiniz. Doğrudur. Ama bunun bir uluslararası standart yok.''

TARIMIN TEMEL SORUNLARI İHMAL EDİLDİ
Eker, Eker, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından Elazığ'da düzenlenen ''Türkiye'nin Tarımsal Gücü ve Geleceği'' toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'de genelde tarımı bilenler değil bilmeyenlerin konuştuğunu, çok kolay siyaset meselesi yapıldığını, bireysel olayların sektörün olayları gibi anlatıldığını belirterek, bu nedenle işin esasına uygun çok fazla konuşulmadığını, sorunun esasını teşkil eden temel konulara hiç dokunulmadığını kaydetti.

Türkiye'nin 19. yüzyılda sanayileşmeyi kaçırması nedeniyle tüm dikkat ve çabasını bu sektöre yönlendirdiğini, bu durumun da Türk tarımının aleyhine olduğunu ifade eden Eker, ''Bunun altını çizmek istiyorum. Bu çok önemli. Biz 20. yüzyılı sanayileşme çabasıyla geçirirken tarıma vermemiz gereken önemi vermedik, ihmal ettik. Bir iktisadi faliyet alanı olarak göremedik. Oradan para kazanılacak, ekonomik katkı sağlayacak bir sektör yerine köylülerin, kırsalda yaşayanların uğraştığı sosyal bir yardım alanı olarak gördük'' dedi.

''TÜRKİYE'NİN TARIMSAL ÜRETİM HAVZALARI MODELİNİ ORTAYA KOYDUK''
Eker, 32 yılını geçirdiği sektörde her zaman ''Türk tarım envanteri yok, tarım politikası yok, tarımsal üretim planı yok''şeklinde sorunların öne çıktığını gördüğünü söyledi. Eker, şöyle devam etti:

''Bu üç sorun ve soruya cevap verecek, çözüm ortaya koyacak çok büyük bir çalışma yaptık. Türkiye'de üzerinde tarım yapılabilir 26-27 milyon hektar tarım arazisi var. Biz bu arazilerimizi, coğrafi, topografi, bio çeşitlilik gibi tüm verileri birleştirerek 527 milyon veri oluşturduk. 200'ün üzerinde uzmanla Türkiye tarımsal üretim havzaları modelini ortaya koyduk. Bu cumhuriyet tarihinde ilkti. Her havzada hangi ürün, hangi verim düzeyinde yetiştirilebilir bunu buluyoruz. Bu Türkiye'nin tarım arazilerinin röntgen değil MR'ını çekmektir. Bu bizim iki yılımızı aldı. Bu üç sorunun da cevabıdır, çözmeye kapı açmaktadır.''

TARIMSAL DESTEKLEME MODELİ
Eker, tarımsal destekleme modelini bütünüyle değiştirdiklerini söyledi. 2002'de arazisi olanın tapuyu ibraz etmesi karşılığında dekar başına para aldığını, devletin orayla neyin hangi verimde, ne kalitede ekildiği konusunda hiçbir bilgi ve ilgisi olmadığını ifade eden Eker, şöyle devam etti:

''Bugün böyle yapmıyoruz. Tüm üretimde desteklerimizi verimlilikle ilişkilendirdik. Sertifikalı tohum kullanan çiftçiye para veriyoruz. Bu tohumu kullanırsa üründe verimi artıyor. Kalitesi, standardı yükseliyor.

Bugün insanlarımızın bir yılda 18 milyon ton kaliteli buğdaya ihtiyacı var. 2002'den önce 20 milyon ton ürettiği yıllar vardı. Ama gelin ki o buğdaylar kalitesizdi. O nedenle Türkiye insanı yediği ekmeğin buğdayının bir kısmını ithal etmek mecburiyetindeydi. Yemek için, işleyip ihraç için değil. Çünkü o 20 milyon ton kalitesizdi. Kimse kalitesiyle ilgilenmiyordu. Kimse soruyu sormuyordu. Biz iki değişiklik yaptık. Bir sertifikalı tohum kullanımı destekleme kararı aldık.''

Eker, süne mücadelesinde uçak kullanımını kaldırdıkları için ''malum zihniyet'' tarafından gericilikle suçlandıklarını anımsatarak, ''Yer aletlerine geçtik. Kullanılan ilaç 900 tonlardan 100 tonlara düştü. Türkiye buğdayının yüzde 4,45'in süneye kaptırırdı. Şunu anlayın bu rakam 900 bin ton buğday demektir. 20 milyon ton buğdayın 900 bin tonunu süne yiyordu. Bu yüzde 0,8'e düştü. Daha az çevre kirliği oluyor, verimliliği daha çok artırıyoruz. Bugün Türkiye buğdayda kalite sorunun aşmıştır. Sanayiciler kalitesiz buğday ithal izni istiyor. (Bisküvilik un yapıyor ihraç ediyoruz.)diyorlar. Türkiye 2002 yılında buğday unu ihracatında dünyada ilk onda değildi. Bugün dünya buğday unu ihracatında birinci sırada.''

KIRSAL KALKINMA DESTEĞİ
Eker, Bakanlık olarak 2006 yılında çıkardıkları Kırsal kalkınma Desteğiyle ürünlerin katma değerini artıracak işletmelere destekte bulunduklarını söyledi.

''Sermayenin yarısına ortağım, karın tamamı sizin'' diyen Eker, ''1 Aralık itibariyle 2 bin 394 tanesi bitti. Faal çalışıyor. Bu yıl sonuna kadar 819 tamamlanacak. 3200 ediyor. Bunlara şu ana kadar 390 milyon hibe ödedim. Ödeyeceklerimiz de var. Yarısı benden yarısı vatandaş kendisi koyuyor. Bu cumhuriyet tarihindeki tarıma dayalı bugünü kadar yapılmış en büyük ki zaten öncesinde yok. Destek.''şeklinde konuştu.

TARIMSAL EKONOMİ BÜYÜDÜ
Eker, Türkiye 26 milyon hektar alanda tarımsal alandan 2002'de 23 milyar dolar gelir elde ettiğini, Türk tarımının milli gelire katkısının 23 milyar dolar olduğunu, bu rakamla dünyanın 11. büyük tarımsal ekonomisi olduğunu anımsattı.

Eker, şöyle devam etti:

''Alınan tedbirler ile bugün Türkiye, 56 milyar dolarlık bir tarımsal üretim değeri ile dünyanın 8. büyük tarımsal ekonomisi oldu. İlk 20'de Güney Kore yok. Yeni alanlar mı kazandık? Topraklarımız mı genişledi? Tarımda yaşayan nüfus mu artı? Tam tersi. 8 yıl önce 100 kişiden 35'i tarım sektöründeydi, bugün bu rakam 24.Daha az insan tarımda çalışıyor. Aynı topraktan daha çok kazanılıyor. İşte verimlilik artışı bu. Bunu ben değil, Dünya Bankası raporları söylüyor. FAO Türkiye'nin tarımdaki gelişimini başarı hikayesi olarak 2009'da yayınladı. Örnek ülke olarak gösterdi.''

Eker, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi şartlar itibariyle tarımsal ekonomi büyüklüğünde Hindistan, ABD, Brezilya gibi ülkelerle mukayese edilemeyeceğini kaydetti.

Fransa, İspanya ve İtalya'nın Türkiye'den sonra geldiğini anlatan Eker, ''Yani biz AB'nin bu ülkelerinden tarımsal ekonomik değer itibariyle daha ilerideyiz. Türkiye 73 milyon insanın besliyor. 30 milyon turistti de besliyor. Artı 11,2 milyar dolar da tarımsal ihracat yapıyor. Türkiye tarımsal ticaretinde net ihracatçı.'' dedi.

TOHUM
Eker, Türkiye'de tohumla ilgili söylenenlerin aksine cumhuriyet tarihinde atılmamış adımlar atıldığını söyledi.

2004'te tohumculukta bir patent kanunu olmadığını, hibrit sebze tohumu yetiştirmek isteyenlerin de bu yüzden sektöre girmediğini anlatan Eker,

''Bu kanun Türkiye'de çıktı. Çıktığından sonra da bizim öncülüğümüzde üretim sektörü, sanayiciler, üniversiteler birlikte yapılan hibrit sebze tohumu projeleriyle de yerli hibrit tohum üretimini üç buçuk kat arttırdı. Kimse Türkiye'nin tohum ihracatından bahsetmiyor. İthalatından... Şehir efsaneleri...

Türkiye'nin İsrail'den aldığı tohum yüzde 6'dır. İsrail ile ticaretimize ilgi duyanlar bunun üzerinden politika yapıyor. 2009'da İsrail'e 142 milyon dolarlık tarımsal ürün ihracatı yaptı. Bunun içinde tohum da var. İsrail'den 27 milyon dolar tarımsal ürün ithal ettik. Tohum da var. Kim kime daha çok mal satmış? Bundan kim avantajlı? Dünyada hiç kimseden bir şey almadan satan ülke varsa ikincisi de Türkiye olsun. Türkiye'de tohum ihracatı yüzde 3.500 arttı 8 yılda. İthalatı yüzde 150 arttı.''