Merkez Bankası "çıkış stratejisi"nde kriz döneminde alınan likidite önlemlerinin önümüzdeki dönemde kademeli olarak geri alınacağını, ilk adımda repo ihalelerinde sabit faiz yöntemine geçileceğini ve TCMB tarafından belirlenecek bu faizin gecelik borçlanma faiz oranının 50 baz puan üzerinde tespit edileceğini açıkladı.

TCMB açıklamasında, "Bir hafta vadeli repo ihaleleri için ilan edilen sabit faiz oranı para politikası açısından referans (politika) faiz oranı niteliği kazanacaktır" denilirken çıkış stratejisinin temkinli, zamana yayılan ve finansal istikrarı gözeten bir nitelikte olacağı da belirtildi ancak TCMB likidite önlemlerinin geri çekilmesine ilişkin hiç bir zamanlama açıklamadı.

TCMB açıklamasında gecelik işlemler için ilan ettiği borçlanma ve borç verme faiz oranları değiştirilmeyeceği belirtilirken, "Ancak bir hafta vadeli repo ihaleleri yöntemi değiştirilerek ihaleler geleneksel yöntemle değil, sabit faiz oranından miktar ihalesi yöntemine göre gerçekleştirilmeye başlanacaktır" ifadesi yer aldı.

Politika faiz oranının gecelik borçlanma faiz oranı yerine bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olarak tespit edilmeye başlanmasının para politikası durusunda bir değişiklik anlamına gelmeyeceğini belirten TCMB, "Zira mevcut uygulamada da bir hafta vadeli repo ihale faiz oranları gecelik işlemler için ilan edilen borçlanma faiz oranının üzerinde oluşmaktadır" dedi. TCMB geçiş döneminde, piyasanın ihtiyacından fazla fonlama yapılmaya devam edileceğini de belirtti.

TCMB açıklamasının beklentiler dahilinde olduğunu belirten Barclay's Capital Kıdemli Ekonomisti Christian Keller veri sonrası yayımladığı notta şöyle dedi:

"TCMB politika faizinin artık 1 haftalık repo oranı olduğunu resmen açıkladı. Dün yüzde 6.8'in biraz üzerinde olan bu oran artık yüzde 7 olarak sabitlenecek (yani 15-20 baz puanlık üstü kapalı bir artış olacak). Burada ilginç olan TCMB'nin borçlanma faizini değiştirmemesi. Daha önce TCMB'nin repo faizini, politika faizi yaparken borçlanma faizini indirerek "teknik faiz indirimi" yapması, böylece getiri farkını devam ettirmesi (yani borçlanma faizini yüzde 6'ya indirerek, yüzde 7 olan repo faizini politika faizine haline getirmesi) bekleniyordu.

Görünen o ki TCMB şu anda herhangi bir faizi 'indirir' gözükmek istemiyor ve borç verme oranını yüzde 6.5'te tutuyor. Borçlanma faizinin bu seviyede kalması ise fazla TL likiditesi olan bankaların bunu gecelik olarak TCMB'ye vermesini avantajını hafifleterek atılan adımın etkinliğini azaltabilir."

ZAMANLAMAYA İLİŞKİN BİLGİ YOK
Öte yandan Merkez Bankası, açıklamasında önümüzdeki dönemde alınabilecek bazı diğer önlemlere de değindi. Ancak repo yönteminde değişiklik de dahil olmak üzere TCMB açıkladığı hiçbir stratejinin uygulanma zamanlamasına ilişkin bir açıklık getirmedi.

Bankaların borçlanma limitleri çerçevesinde Merkez Bankası'ndan alabilecekleri döviz depolarının vadesi 3 aydan 1 haftaya "indirileceğini" açıklayan TCMB, "İlk aşamada, kriz süresince etkin olarak kullanılan piyasanın ihtiyacından daha fazla fonlanması seklindeki politika çerçevesinde arz edilmekte olan miktar tedricen azaltılmaya başlanacaktır. Bu süreçte, Merkez Bankası, repo ihaleleri ile yaptığı fonlamayı, gün sonunda piyasada daha az atıl likidite kalacak şekilde belirlemeye başlayacak" dedi.

Bir bankanın TL masası müdürü, "TCMB'nin repo ile ilgili açıklaması dışında 3 ay vadeli repo ihaleleri azaltacağını düşünüyoruz. Şu anda iki haftada bir 2 milyar TL'lik yapılan bu ihalelerde önümüzdeki dönemde bazı haftalar atlanabilir ya da ihale 1 milyar TL'ye inebilir. Bir de TCMB döviz depoların kaldırılacağını açıkladı ancak o piyasa zaten çok aktif değildi" dedi.

Bankacı, repo ihaleleri ile ilgili olarak zamanlamanın çok önemli olduğuna vurgu yaparak, "Henüz zamanlamalar net değil ancak TCMB'nin eski açıklamasında 'teknik faiz indirimi' olarak yer alan gelişmede şimdi önemli değişiklikler yapılmış ve bu aşamada artık buna 'teknik faiz ayarlaması' dememiz gerekecek" dedi.

FAİZ YÜZDE 9'UN ALTINA İNDİ
Öte yandan TCMB'nin çıkış stratejisi açıklamasına ilk etapta sert tepki vererek yaklaşık 10 baz puan yükselen yeni gösterge tahvilin bileşik faizi, yumuşak bir geçiş dönemi olacağının algılanmasıyla yüzde 8.91 seviyesine kadar geriledi.