Hükümetin otomotiv sektörüne yönelik uygulamaya koyduğu geçici vergi indiriminde süre 15 Haziran'da sona erecek. Ancak sektör temsilcileri, krizin etkisini azaltmak için bu indirimlerin devam etmesini talep ediyorlar.

Türk Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Küresel Kriz Çalışma Grubu tarafından hazırlanan "Otomotivde vergi indirimleri: Şirketlerin yeniden vadeli mal satmaya başladıklarını mı, birikimlerini koruyabilen tüketicilerin olduğunu mu gösteriyor?" başlıklı notta, otomotiv sektöründe 2008'in Kasım ve Aralık aylarında yüzde 60'lara yaklaşan daralmanın ardından vergi indirimlerinin etkisiyle bir önceki yılın aynı dönemine göre artış gözlendiği bildirildi.

Tüketicilerin vergi indirimlerini fırsat olarak değerlendirdiği, satışların binek otomobil pazarında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 arttığı ifade edilen, notta şöyle denildi:

"Taşıt kredisi ve otomobil satışları verilerinin son yıllardaki seyri incelendiğinde, her iki serinin birlikte hareket ettiği gözlenmektedir. Benzeri bir eğilim son krizle birlikte de kendini göstermiştir. Yıllık binek otomobil satışlarının düşüş eğilimine girdiği Temmuz ayından itibaren TL cinsi bireysel tüketici kredileri de azalmaya başlamıştır. Her iki seride düşüş, vergi indirimlerinin başladığı Mart ayına kadar devam etmiştir. Mart ayından sonra ise otomobil satışları artarken, taşıt kredisi stoku düşmeye devam etmiştir."

Notta, kredilerdeki daralmaya rağmen otomobil satışlarının artmasının, 2-2.5 milyar lira düzeyinde olan harcamaların finansmanında çoğunlukla tüketicilerin kişisel birikimlerini ve/veya satıcı kredilerini kullandıklarını gösterdiğine dikkat çekildi.

Satıcı kredilerinin yoğun olarak kullanılması durumunda önümüzdeki döneme ilişkin riskin arttığı kaydedilen notta, şöyle denildi: "Stoklarını düşürmek için aşırı risk alan satıcı şirketler ödenmeyen alacaklardan dolayı zarar görebilecektir. Öbür taraftan tüketicilerin birikimlerini kullanmaları olumlu bir gelişmedir. Tüketicilerin ekonomiye olan güvenlerinin düzelmeye başladığı ve birikimlerin kolayca harcamaya dönüştürülebileceği yönünde bir sinyal olarak algılanabilecektir. Ayrıca, bu durum kriz yüzünden gelirini kaybeden kesimlerin yanında, bu dönemde kişisel birikimlerini koruyabilen ve hatta artırabilen kesimler olduğu yönünde sinyaller de içermektedir. "