Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, bilişim sektörü sivil toplum örgütleri değerlendirme toplantısında, bilişim sektörünün özelliği gereği herkesin münferit çalışmayı sevdiğine değinerek, organize olup güçlerin birleştirilmesi ve büyük projelerin birlikte gerçekleştirilmesi gibi bir anlayış gelişemediğini vurguladı.

Farkındalık olmadan, yapılan işin öneminin tüm toplum kesimlerine ulaştırılmaması halinde istenilen hızda yol alınamayacağını, 2012'de kamu kuruluşlarının bilişim projelerine 2,6 milyar lira bütçe ayırdığını belirterek, şunları kaydetti:

''Bu bütçe bu yıl 3 milyar lirayı geçiyor. Seneye bu 4'ü de geçecek. Yıllar geçtikçe bilişime ayrılması gereken kaynak gittikçe artıyor. Peki bu kaynağı etkin kullanabiliyor muyuz Bu kaynaktan Türk insanının akıl teri ne kadar payını alıyor Bu soru önemli... Asıl çalışmamız gereken yer burası. Türkiye'ye 4 milyar liralık akıllı telefon geldi. Bununla ilgili kamuoyunda bir şey söyleyince bana en acımasız eleştiriyi yine bilişimciler yaptı. 'Bu şirketler, arama motorları, her şeyi arayıp buluyor vergi dairesini bir türlü bulamıyor' deyince 'Sen Maliye Bakanı mısın' diye bilişimcilerden tepki aldım. Neyin yanındayız. Neyin karşısındayız. Nerede durmamız gerektiğini çok iyi düşünmemiz lazım. Benim kimsenin ticareti ile işi ile derdim yok. Bu ülkeden para kazanan, bu ülkeyi pazar olarak gören mutlaka bu ülkenin hakkı olan payı vermesi lazım. Derdim bu...

4 milyar lira mal giriyorsa buraya, bu ülkeden 4 milyar lira para çıkıyorsa, toplam elektronik için bu ülkeden 15 milyar lira para çıkıyorsa, en az başlangıç için 1,5 milyar liranın kalması lazım. Vergiyi konuşmuyorum. Katma değer... Bunu istemeye hakkımız var. Herkes işini gücünü yapacak. Malını da satacak, iş yeri de açacak, insanlarımızı da çalıştıracak, ürünlerinin bir kısmının yazılımını, donanımını burada yapacak. Küçük bir pazar değil bu...''

Önemli olanın bu sektörün gelişmesi olduğunu kaydeden Yıldırım, ''Biz bu mutlaka fark oluşturacak bir iş yapmamız lazım. Aklımıza güvenelim. Bilgimize güvenelim. Marka yapalım. Marka yapamazsak, marka geliştiremezsek hamallığa devam ederiz. Başka yolu yok'' dedi.