NTV

Şerafetin Nine’lerin sayısı 80 bin mi 80 mi?

Ekonomi

Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel, “80 bin ölünün devletten emekli maaşı aldığı”na ilişkin iddiaların gerçekçi olmadığını söyledi. Tezel’e göre, SGK bilmeden 80 bin ölüye aylık gönderiyor olabilir ama bu aylıkları çekenlerin sayısı 100’ü geçmiyor.

SGK’dan üst düzey bir yetkilinin açıklamaları olarak basında yer alan haberde, 80 bin kişinin maaşlarının nüfus kayıtlarında ölmüş görünmelerine karşın yakınları tarafından çekildiğinin tespit edildiği ve emeklilerin hesaplarının bloke edildiği bildirilmişti. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu sayede devletin kasasından her ay 40 milyon YTL’nin çıkmasını engellediği bilgisine yer verilmişti. NTVMSNBC’ye bilgi veren Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Ali Tezel’e göre, hem rakam, hem olay afaki.

80 bin kişi aylık alırken biz neredeymişiz, biz neciyiz burada” diye açıklama yapması gereken yetkililerden bir açıklama gelmediğini söyleyen Tezel, “Madem büyük bir reform yapmışlar, esas gündemlerinin bu olması gerekir. Bunu anlatsınlar ama anlatmıyorlar. 80 bin vatandaş düzenbaz, üç kağıtçı, SGK’nın başında oturanlar ise şövalye! Kurumu vatandaşlardan korumaya çalışıyorlar. Kendilerini öyle rahatlatıyorlar” dedi.

Tezel, NTVMSNBC’nin sorularını yanıtladı.

VATANDAŞLARIN ÖLÜMÜ BİLDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOK

Siz öldüğü halde yakınları tarafından aylık almaya devam edenlerin sayısını ne kadar tahmin ediyorsunuz?
80 bin ölüye aylık gönderebiliyor olabilirler. O ayrı bir mesele. Aylıkları çekenlerin sayısı 80, bilemediniz 100 kişiyi geçmez.

“80 bin ölü emekli” rakamı gerçek kabul edilse bile, sizce rakamın 80 bine yükselmesi nasıl oldu?
SGK’dan önce SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı gibi üç ayrı kurum, üç ayrı bilgisayar sistemi, üç ayrı uygulama varken de Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürüğü’nün bilgisayarları bu üç kuruma her zaman açıktı. Veri girişi sürekli sağlanabilirken bu belgelere güvenmeyip, kurum vatandaşların kendilerine yakınlarının öldüğünü bildirmesini beklerdi. Yasada, mevzuatta vatandaşların böyle bir bildirim yükümlülüğü olmadığı halde. Herhangi birisinin yakını vefat ettiğinde vatandaşın o yakınının öldüğünü herhangi bir kuruma bildirme yükümlülüğü yok. Medeni Kanun ve ilgili kanunlar gereğince ölümü bildirme yükümlülüğü bazı kurum ve kuruluşlara verilmiş. Onlar dışında herhangi bir kurumun birinin öldüğünü bildirme veya nüfustan, kayıtlardan düşürme yetkisi yok.

Kurum yetkilileri durumu şununla karıştırıyor. Medeni Kanun gereğince yakınlarımızın vefatından itibaren bir ay içinde Asliye Hukuk Mahkemelerine veraset ilamı için başvururuz. Bunun Sosyal Güvenlik Kurumu’yla alakası yok. Ölen kişinin mirasçılarının belirlenmesi amacıyla yapılır.

KAYITLARA İTİBAR ETMİYORLAR

Nüfus Genel Müdürlüğü’nün verilerinden yararlanma olanağı varsa vatandaştan bildirim yapması beklenebilir mi?
Beklenemez, doğrusu kayıtlara bakmak ama SGK, bu kayıtlara itibar etmeyip vatandaştan bilgi bekliyor.

SGK’nın artık elektronik ortama aktarılan kayıtlarının 15 günde bir yenilendiği ve ölen kişilerin maaşını almanın artık mümkün olmadığı söyleniyor.
SGK, şu anda bu kayıtların doğru olup olmadığı konusunda otomatik olarak nüfus bilgilerini dikkate alıp aylıkları hemen kesmiyor. Yine vatandaştan başvurmasını bekliyor. 15 günde bir kontrol ettikleri açıklaması da doğru değil. SGK merkezi bilgisayarında bununla ilgili henüz bir program yok.

ÖLÜYE 3 SENE, 5 SENE AYLIK GÖNDERMİŞLER

SGK, bugüne kadar yaptığı hataları vatandaşın suçu gibi yansıtıyor. Yani “80 bin ölü aylık alıyor” diyemezler, “Biz 80 bin ölüye aylık göndermişiz” diyebilirler. Çünkü 3 sene, 5 sene ölüye aylık göndermişler ama kimse çekmemiş. Bu aylıkların çoğu bankadan, hesaplardan çekilmemiş aylıklardır. “Biz paraları niye gönderiyoruz, bu aylıkları çeken yok” diyen de olmamış. Takibi de yapılmamış. Kötü bir reform çünkü, vatandaşın haklarını elinden alan bir reform. Seçimden önce bu kötü reformun dile getirilmesini, konuşulmasını istemedikleri için böyle açıklamalar yapıyorlar. Rakamlarda afaki abartmalar var, başkasının yerine geçerek aylık alan sayısını tahmin ederek söylüyorum; 100 kişiyi geçmez.



“ŞERAFETTİN NİNE”LERİN CEZAEVİNDE OLMASI GEREKİRDİ

Sözkonusu 80 bin kişiyle ilgili yasal işlem başlatıldığı ve maaşların yasal faiziyle geri alınması için açılan davaların sürdüğü söyleniyor...
Hem rakam, hem olay afaki. Eğer 80 bin kişi ölenin yerine aylık almışsa bu ceza kanunları açısından dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gibi suçlarla cezalandırılabilecek bir olay. Şerafettin Nine diye basına yansıyan olayı hatırlayalım.Ölümünden sonra annesinin kılığına girerek emekli aylığını aldığı için 2,5 yıl cezaevinde yattı. Öyleyse tıpkı Şerafettin Nine gibi 80 bin kişinin yakınlarının da şu anda cezaevinde olması gerekirdi. Şu anda ceza ve tutukevi istatistiklerine göre 101 bin kişi, bunlardan 35 bini hüküm giymiş, 65 bin kişi de tutuklu. 101 bin kişinin yüzde 70’i de kapkaç ve hırsızlık olaylarından yakalanmış. Bunların dolandırıcılık ve SGK ile de ilgisi yok.

80 BİN KİŞİ AYLIK ALIRKEN BİZ NEREDEYMİŞİZ...

SGK’dan konuyla ilgili herhangi bir doğrulama ya da yalanlama geldi mi?
Hayır. Haberle ilgili doğruluğu veya yanlışlığı konusunda resmi makamlardan en ufak bir açıklama gelmedi. “80 bin kişi nasıl olabilir, 80 bin kişi aylık alırken biz neredeymişiz, biz neciyiz burada” diye açıklama yapması gereken yetkililerden ses yok.

80 bin kişinin maaşının iptal edilmesiyle SGK’nın ayda 40 milyon YTL kazançlı çıktığı da söylenmiş.
O rakamda da yanlışlık var. 80 bin ölünün yerine aylık alan olmayınca 40 milyon YTL’nin tasarruf edildiği bilgisinin doğruluğuna inanmıyorum.

VATANDAŞ DÜZENBAZ SGK’NIN BAŞINDA OTURANLAR ŞÖVALYE

“SGK görevlileri mezarda gözüken ancak her ay maaşı bankamatikten çekilen kişilerin evlerine ziyarete gitti. Aile fertleri ve komşularıyla görüşerek bu kişilerin gerçekten ölüp ölmediğini tespit etti” deniliyor. Sizce SGK, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nün bilgilerine ulaşmak yerine neden böyle yöntemlere gerek duymuş olabilir?
Absürd bir şey, hem kayıtlarda bu kişi ölü görünüyor diyorsunuz, bir de onlara aylık ödüyoruz deyip evlerine ziyarete gidiyorsunuz, ölümü değil mi diye. Aklın hafsalanın alabileceği birşey değil. Doğrusu şu: SGK, 100 yaşını geçen yaklaşık 1100 vatandaşımızla, 90 yaşını geçen yaklaşık 3 bin vatandaşımızın, emeklimizin evlerini ziyarete gittiler. Bu kişiler yaşıyor olabilir mi, ölmüş olabilir mi diye. Buradan da yaklaşık bir 50 kişiyi buldular. Yani 90 yaşını geçmiş ve öldüğü halde nüfusa bildirilmeyen 50 kişi. Bu olağan bir şey.