Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Fatih Üniversitesi Genç Girişimciler Kulübünce tarafından düzenlenen ''Ekonomik Kriz Döneminde Türkiye Ekonomisi'' konulu sempozyumda yaptığı konuşmada, sanayi üretiminde ihracata dayalı sektörlerde büyük düşüş yaşandığını belirterek, bugün yatırımcıların önlerini iyi göremediğini, stok tutmak istemediklerini söyledi.

İhracatın sadece Türkiye'de düşmediğini, dünyada şu anda her tarafta mal ticaretinin düştüğünü ifade eden Şimşek, ''Bu krizi çok iyi anlamak lazım, Türkiye'yi doğru bir bağlamda değerlendirmek gerekir. Türkiye'ye özgü olarak değerlendirmek, yapacağınız en büyük haksızlıktır. Bu kriz dünyanın krizidir. Türkiye önemli ölçüde de direnç göstermiştir'' diye konuştu.

Para birimlerindeki değer kaybının da sadece Türkiye'ye özgü olmadığının altını çizen Şimşek, Türkiye'den çok daha kötü durumda olan ülkeler bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin daha önce yaşadığı krizlere de değinen Bakan Şimşek, dünyanın rahat sularda yol alırken Türkiye'nin kendisini kriz içinde bulduğunu hatırlattı.

Bugün Ukrayna ve Macaristan gibi ülkelerde IMF programlarının bulunduğunu, buna rağmen o ülkelerde faizlerin yükseldiğini vurgulayan Şimşek, Türkiye'de ise faizlerin bu denli yükselmediğine işaret etti.

BANKA BATMADIYSA BU BAŞARIDIR
Bakan Şimşek, enflasyonun bugün düşüş trendinde olduğunu dile getirerek, Türkiye'de bankacılık sektörünün de sağlam temeller üzerinde olduğunu anlattı.

Avrupa ve ABD'de büyük bankaların kamulaştırıldığını anımsatan Şimşek, ''Bugün vatandaş açısından bakmak lazım. Türkiye'de banka batmadıysa, bunu vatandaşa ödetmediysek bu başlı başına başarıdır. Şu anda dünyada yapılan bu. Türkiye'de buna bile ihtiyaç görülmedi'' dedi.

Bankaların bu dönemde bile karlı kalmaya devam ettiğinin altını çizen Şimşek, ''Bize ne demeyin, eğer zor duruma girselerdi başka ülkelerde olduğu gibi zararlarını vatandaşımız ödeyecekti'' şeklinde konuştu.

Türkiye'nin sağlam temellerinden birinin de hane halkı borçluluğunun düşük olması olduğunu anlatan Şimşek, şöyle devam etti:

''Eğer sizin bankalarınız güçlüyse, hane halkı borçlu değilse, dünya normalleşme sürecine girer girmez toparlanmanın güçlü olmasını beklersiniz. Hane halkı sahip olduğu döviz ile liradaki değer kaybından da faydalanmıştır. Bunu bankalardaki mevduata bakarak anlıyoruz. Özel sektöre ilişkin kaygılar ifade ediliyor. Burada da iddia edildiği gibi durum kötü değil. Özel sektörün 173 milyar dolar dış borcu var. 87 milyar dolar da varlığı var. Ortalama vade ise 3,5 yıl.''



BU YIL BÜTÇE AÇIĞI ARTACAK
Devlet Bakanı Şimşek, Türkiye'nin bu krizden dünya ekonomisinden yüksek pay aldığı için etkileneceğini, temelleri sağlam olduğu için ise direnç gösterdiğini söyledi.

Türkiye'nin uzun yıllar kronik bütçe açıkları verdiğini, bu açıkları son yıllarda neredeyse sıfırladıklarını hatırlatan Şimşek, kamu kesiminin son 4 yıldır borçlanmadığını, borç ödediğini anlattı.

Şimşek, ''Tabii bu yıl bütçe açığı da artacak, borçlanma ihtiyacı da artacak. Bu çok doğal çünkü gelirlerimiz düşecek'' dedi.

Borç dinamiklerinde büyük iyileşme olduğunu belirten Şimşek, Türkiye'nin net dış borç stokunun milli gelirine oranının da düştüğünü hatırlattı.

Türkiye'nin eskiden enflasyon liginde dünyada ilk 10'da olduğunu ifade eden Şimşek, ''Bugün 60. sırada dahi değil. Biz Türkiye'yi cazip hale getiriyoruz'' dedi.

Türkiye'nin önemli bir probleminin de işsizlik olduğunu anımsatan Şimşek, ''İşsizlik var, artıyor. Artış aslında mevcutların işini kaybetmesinden çok iş piyasasına girip de iş bulamayanlardan kaynaklanıyor. Türkiye her yıl 700 bin kişiye iş bulmak zorundadır. Kriz ortamında mevcutların korunmasında bile ciddi sıkıntı olabilir'' diye konuştu.

Özel tüketiminde yüzde 10'luk daralmanın önemine işaret eden Şimşek, şöyle devam etti:

''Krizin başından beri biz bankalarımıza dedik ki; 'ne kadar likidite istiyorsanız buyurun verelim'. Faizleri de indirdik. 'Size nakit lazımsa gelin verelim' dedik. Ama kullanmak istemiyorlar. Bu dönemde kredi verirlerse geri gelmeyebilir. Verilen paraları da kullanmıyorlar. 'Bu dönemde ihracatçıya destek olmamız lazım' dedik. İhracat desteklerini yüzde 37 artırdık, hala tümünü kullanamıyorlar. Kullasınlar onu ikiye üçe katlarız.

Varlık Barışı'nı getirdik. O kanalla önemli bir kaynak temin etme durumuna geldik. 'Biz devlet olarak sizin ücretlerinizi kısmen karşılarız' dedik. Kısa çalışma ödeneğini getirdik. Şimdi bütün bunlar yapılmıştır. Vergi prim alacakları yapılandırıldı.''

ÖZEL SEKTÖRÜN TALEPLERİNİ SINIRI YOK
Bu dönemde özel sektörün taleplerinin sonu olmadığını dile getiren Şimşek, ''Her sektörle bir araya geldik. Talepler çok benzer. Deniliyor ki; 'efendim mümkünse vergi almayın, mümkünse hiçbir şey almayın, hatta eğer mümkünse cebimize biraz da para koyun' diyenler dahi oldu. Devlet tabii böyle olmaz. Devletin çalışanı var maaşını ödemek zorundasınız. Sağlık harcamalarını karşılamak zorundasınız. O ülkenin sosyal güvenlik sistemi var. Bugün bu sistem batıktır'' şeklinde konuştu.

''Hiç vergi almayın, prim toplamayın'' şeklindeki yaklaşımların makul yaklaşımlar olmadığını ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:

''Bu dönemde reel sektörü tabii ki destekleyeceğiz ama bir yandan da orta uzun dönemde bütçe kredibilitesini de korumaya çalışacağız. Bütçe açığı tabii ki artacak, ama bunu kontrolsüz şekilde yapılmaması lazım. Ama bu dönemde tabii bütçe gelirleri bir miktar düşecek. Biz tedbir alırız almaya da devam ediyoruz, ama bu krizin kökü de temelleri de gelişmiş dünyada yatıyor.''

Türkiye'de sistemin sadece bankacılık ile çalışmadığını ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:

''Bankacılık sistemi dışındaki süreçlerde de güven sorunu var. Eskiden bir çek sistemi vardı çalışıyordu. Bu dönemde bunlar yok oldu. Bu dönemde bunları yeniden tesis edecek tabii ki tedbirleri aldık, alıyoruz. Ama bunun bir dünya boyutu var. Çünkü kötümserlik bulaşıcıdır. Hele bizim gibi bir ülkede duygusallık ön planda ise bu kötümserlik daha da bulaşıcı olabiliyor. Bizim gibi sorumluluk makamındaki insanlar, ateşe benzinle gitmezler. Bizler tabii ki ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları çok iyi irdeleriz. Ama bu güven konusunda insanların morallerini yüksek tutmaları açısından da biz güçlü tarafları vurgularız, sistem çalışmaya devam etsin diye.''

Şimşek, konuşmasının ardından gazetecilerin 4. paketle ilgili soruları üzerine, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'in gerekli açıklamaları yaptığını belirterek, ''Sayın Başbakan Yardımcımız açıkladılar, inşallah 1-2 hafta içerisinde gerekli açıklama gelir'' dedi.