Binali Yıldırım: Tersanelerin kira süresini tekrar 49 yıla çıkarıyoruz

Başbakan Yıldırım, 18 yıl kalan tersanelerin kira sürelerinin sıfırlanarak tekrar 49 yıla çıkarılacağı müjdesini verdi.

Binali Yıldırım: Tersanelerin kira süresini tekrar 49 yıla çıkarıyoruz

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul'da Tuzla Tersanesi'nde düzenlenen "TCG YZB. Güngör Durmuş" adlı lojistik destek gemisinin denize indirilmesi töreninde konuştu.

TERSANECİLERE MÜJDE

Devletin 14 yıl boyunca denizcilik sektörüne yaptığı katkılar ve desteklerin, Türkiye'nin dünyada 14. büyük denizci ülke unvanına kavuşmasını sağladığını dile getiren Yıldırım, "Bugün dünya deniz ticaretinin yüzde 85'ini kontrol eden 30 ülke içinde Türkiye 14. olarak yerini almıştır. Bu önemli bir başarıdır ancak yeterli değildir" dedi.

Tersaneler için önemli destekleri devreye soktuklarını aktaran Yıldırım, şöyle konuştu:

"13 yıldır onayı gerçekleşmeyen Tuzla Tersaneler Bölgesi İmar Planı nihayet Mayıs 2016'da onaylanmış, yürürlüğe girmiştir. Tersanelerimizin imar planı için ödemeleri gereken 5 milyonu da almamak suretiyle tersanelerimize bir katkı temin edilmiştir. Ayrıca tersanelerimizin Hazineye ödedikleri kira bedellerinde de 10 katın üzerinde indirim sağlanmıştır. Yıllık yaklaşık olarak 40 milyon lira civarında bir kira ödemesi yapılırken, neredeyse bu sıfıra indirilmiş ve cirodan yüzde 1 ödenmesi şeklinde bir esasa bağlanmıştır. Her tersane cirosunun sadece binde 1'ini kira bedeli olarak ödeyecektir. Bir örnekle açıklayacak olursak, 2015'te 1 milyar lira ciro oluştuysa, tersanecilerimizin bunun için 40 milyon lira kira bedeli ödemeleri gerekiyordu. Şu anda ödeyecekleri miktar sadece 3 milyondur. En büyük desteklerimizden birini de bugün burada açıklıyor ve müjdeyi veriyorum. Tersanelerimiz 49 yıllığına kiralanmıştı, bu kira süresinin bitmesine 18 yıl kaldı. Bir karar aldık, sıfırlıyoruz, tekrar 49 yıla çıkarıyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun. Bu ne işe yarıyor Bu, tersanelerimizin geleceği daha iyi görmesi, daha iyi plan yapması, bundan daha önemlisi kredi saygınlıklarının artmasına yarıyor. 18 yıl kalan süre olduğu zaman, kredi imkanları da ona göre sınırlı oluyor. Bu süreyi uzatmakla birlikte kredi kapasitelerini de 3 kat artırmış olacağız. Yani 6 milyar liralık ilave bir kredi hacmine tersanelerimiz sahip olacak."

Yıldırım, ülkenin gücüne güç katan, milli savunmaya katkı sunan her gelişmeyi, her projeyi iftiharla, heyecanla karşıladıklarını söyledi. Bir gemi inşa yüksek mühendisi olarak, yapılan, denize indirilen her geminin kendisini mesleğe girdiği ilk günkü gibi heyecanlandırdığını vurgulayan Başbakan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu gemileri yapan mühendisler, ustalar ve çalışanların inşa sırasında nasıl olaylarla karşılaştıklarını, bu işleri yaparken nasıl heyecan duyduklarını aklımdan bir film şeridi gibi geçiririm. Onun için bu tören de benim için ayrı bir anlam ifade ediyor. 14 yıldır ülkemizin gücüne güç katıyor, güçlü ve büyük Türkiye için durmadan çalışıyoruz. Siyasi istikrarsızlık ve şiddet olaylarının yaşandığı bölgemizde huzur ve istikrar adası inşa etmek, bölgede denge ve istikrara katkı sağlamak için Türkiye olarak bütün gücümüzle gayret ediyoruz."

"Bayraktar" gemisini denize indirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Askeri güçle desteklenmeyen diplomasi bizi yolda bırakır, bizim yolda kalmaya tahammülümüz yok" dediğini anımsatan Yıldırım, "İşte biz de bu inançla hareket ediyoruz. Her gemi inşasında, her fabrika açılışında gayemiz Türkiye'nin gücüne güç katmaktır. Bizim için asıl olan işte bu hizmetlerdir. Denize inen gemiler, bacası tüten fabrikalardır. Bu doğrultuda atılan her adımı destekliyoruz, ürünlerini gördükçe memnuniyetimiz artıyor. Taş üstüne taş koyan herkesi sonuna kadar destekliyoruz'' diye konuştu.

"SANCAKTAR'I 15 TEMMUZ İHANETİ YÜZÜNDEN DENİZE İNDİREMEMİŞTİK"

Yıldırım, 18 Haziran'da "Burgazada" korvetini denize indirip, 16 Temmuz'da da "Sancaktar" amfibi gemisini denize indirmeyi planladıklarını ancak bir gün önce 15 Temmuz gecesinin yaşandığını anımsatarak, "O karanlık gecede, hain darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Maalesef 16 Temmuz'da denize indirme törenini gerçekleştiremedik. Üzüldük ama ülkemizi ikinci Kurtuluş Savaşı'ndan zaferle çıkardığımız için de sevindik. Daha sonra 19 Temmuz'da gemimiz törenle denize indi. Şimdi TCG Yüzbaşı Güngör Durmuş'u denize indiriyoruz." dedi.

Yüzbaşı Güngör Durmuş'un, Deniz Kuvvetleri'nin kahraman bir subayı olduğunu vurgulayan Yıldırım, bugün adını yaşatacak bu geminin merasimi esnasında şehit yüzbaşının babası Abidin Durmuş, annesi Mürüvvet Durmuş, eşi Belgin, kızları Berru ve Derin'in törende kendileriyle beraber olduğunu kaydetti.

Yıldırım, şehidin isminin sadece bu gemide yaşatılmayacağını ifade ederek, "Yüzbaşı Güngör Durmuş ve bütün şehitlerimiz, 79 milyonun kalbinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü onlar Türkiye'nin geleceği için, bu milletin istiklali için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden birer kahramanlardır" değerlendirmesinde bulundu.

Geminin birçok teknik özelliği olduğuna da işaret eden Yıldırım, şu bilgileri verdi:

"Bunlar, gerek Deniz Kuvvetleri Komutanımız gerek Erkan Selah kardeşimiz tarafından anlatıldı. Bir lojistik gemisi. 9 bin ton yaklaşık deplasmanı var. 5 bin ton yakıt, su ve diğer imkanları barındıran, 9 bin mil yakıt almadan kesintisiz seyir yapabilen çok gelişmiş bir gemi. Helikopter pisti, en ağır helikopterin bile inip kalkabileceği, yakıt ikmali yapabileceği ayrıca 8 adet de lojistik amaçlı konteyner taşıyabilen, küçük tıbbi cerrahi müdahaleleri yapabilecek çok gelişmiş bir tekneden bahsediyoruz."

Tüm bunların, Türkiye'nin savunma sanayinde katettiği mesafeyi gösterdiğine de dikkati çeken Yıldırım, "Bir gemi inşa mühendisi olarak 1978'de mesleğe başladığımda senede bir sefer gemi indirebilirsek büyük bir bayram olurdu. Türkiye bunu konuşurdu. Bazen bir sene boyunca gemi indiremediğimiz yılları da hatırlıyorum. Şimdi artık gemi indirmek, gemi teslim etmek, gemi kızağa koymak vakayı adiyeden oldu" diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, her gün, her yerde yeni bir geminin kızağa konulduğunu, bir başka geminin denize indirildiğini, teslimatının yapıldığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Bu konuda büyük mesafe katettik. Türkiye artık gemi inşa sanayinde kendi kendine yeterli olmanın ötesinde, bütün dünyaya her tür gemi ihraç edebilen bir kabiliyete sahip oldu. Bununla da yetinmedik, yerlilik oranını da süratle artırıyoruz. Hele hele savunma sanayinde yüzde 20'lerden yüzde 60 yerlilik oranına gelmiş olmak, bu konudaki ülkemizin imkan ve kabiliyetlerini en açık şekilde göstermektedir."

Başbakan Binali Yıldırım, savunma sanayine son 14 yılda çok büyük yatırım yaptıklarını vurguladı.

Türkiye'nin savunma sanayini, yaklaşık olarak 35 milyar dolarlık bir yatırımla bugün sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil dost ve müttefiklerin savunma ihtiyaçlarına da cevap verecek bir yetkinliğe ulaştırdıklarını dile getiren Yıldırım, "Bununla yetinecek değiliz. 70'li yılların başında Kıbrıs Barış Harekatı esnasında ambargo karşısında yaşadığımız sıkıntıları unutmadık. Derler ya 'Kötü mal sahibi kiracıyı ev sahibi yapar', o bize ders oldu ve biz savunma sanayimize 80'li yıllardan itibaren yatırım yapmaya başladık. Geldiğimiz noktada hamdolsun hem yerlileşme hem millileşme konusunda çok büyük mesafe kat ettik. Yapacağımız işler yaptıklarımızdan daha fazla'' diye konuştu.

"İLERİ GERİ LAF EDENLERİN NE SÖYLEDİKLERİ ÖNEMLİ DEĞİL"

Savunma sanayinde, savunma yönünde gerekli başarıyı sağlamanın yetmediğini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Türkiye, istikrarsızlık ortamında bir istikrar adasıdır, komşu ülkelerimiz için bir teminattır. Bu bakımdan savunma yeterliliğimizin yanında caydırıcılık kabiliyetimizin de aynı derecede geliştirilmesi, etrafımızdaki ülkelerin barışına, istikrarına çok büyük katkı sağlayacak. Suriye'de, Irak'ta, bölgede yaşanan olayların maalesef en büyük bedelini Türkiye ödemektedir. Bir yandan mültecilerin, ülkelerini terk eden günahsız, mazlum insanların yükünü hafifletirken bir yandan da etrafımızdan kaynaklanan terör hareketleriyle mücadelemiz amansız şekilde devam etmektedir. İçeride PKK terörü, dışarıda DEAŞ, YPG, PYD terör unsurlarıyla Türkiye kararlılıkla mücadelesini sürdürmektedir. Fırat Kalkanı Operasyonu, Doğu ve Güneydoğu'da devam eden operasyonlar, Kuzey Irak'taki faaliyetlerin tek ama tek amacı vardır: Ülkemizi terör belasından kurtarmak, komşularımızda yaşanan terör olaylarının ülkemize yansımalarını ortadan kaldırmak. Bunun için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu konuda ileri geri laflar edenlerin ne söyledikleri bizim için hiç ama hiç önemli değil. Esas olan Türkiye'nin güvenliğidir, Türkiye'nin birliği, beraberliğidir, milletin huzur ve barışıdır. Bunu sağlamak için güvenlik güçlerimiz, askerimiz, polisimiz, jandarmamız, korucularımız var gücüyle ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. "

Konuşmasında 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimine değinen Başbakan Yıldırım, "15 Temmuz gecesi yaşanan alçak darbe girişimi sonrası haksız yere Silahlı Kuvvetlerimiz maalesef itibar kaybına uğramıştır. Sebebi, asker kılığına girmiş FETÖ terör örgütünün eli kanlı mensuplarıdır. Milletimiz sağduyu sahibidir, basiret sahibidir. Bu terör elamanlarıyla, vatanına, milletine, bayrağına sahip çıkan yurtsever askerlerimizi kısa sürede birbirinden ayırt etmiş ve bu alçaklara gereken dersi vermiştir" ifadelerini kullandı.

Yıldırım, "TCG YZB. Güngör Durmuş Gemisi"nin Deniz Kuvvetlerinin gücüne güç katmasını, ülke savunmasına hayırlı hizmetler ifa etmesini dileyerek, geminin yapımında emeği geçen mühendislere, işçilere, Deniz Kuvvetleri mensuplarına, Savunma Sanayi Müsteşarlığına ve Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'a teşekkür etti.

Sayfa Yükleniyor...