'TÜBİTAK'la yapılan birçok gizli proje var'

NTV canlı yayınına katılan Sanayi Bakanı Fikri Işık, Almanya ile ABD'nin Türkiye'yi dinlediği iddiaları ve teknolojik saldırılarla ilgili, ''Devlet güvenliği bizim için vazgeçilmez. Devlet kurumlarımızın TÜBİTAK'la yaptığı birçok gizli projemiz var'' dedi.

Haberler 03.09.2014 - 10:50

'TÜBİTAK'la yapılan birçok gizli proje var'

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, NTV Ankara İstihbarat Şefi Ahmet Ergen'in sorularını yanıtladı.

Ağustos ayı enflasyon beklentileri açıklandı çok yüksek olmamakla birlikte bir artış olduğu gözlendi. Siz bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben de Ağustos ayında bir miktar düşüş olacağını düşünüyordum. Ama tahmin ettiğimiz gibi özellikle gıda fiyatlarındaki yükselme enflasyonda bir miktar yukarı yönlü etki yapmış. Tahmin ettiğimiz gibi bu sene yaşadığımız meyvedeki don olayının arkasından kuraklığın gıdaya etkisinin bir sonucu. Dolayısıyla çok beklenenin dışında bir şey değil. Yılbaşında iki parametre vardı kurun enflasyon üzerindeki baskısı ve işlenmemiş gıdaların enflasyon üzerindeki baskısı. Kurum baskısı minimize oldu ama işlenmemiş gıdanın baskısının hala sürdüğünü görüyoruz.

Yıllık rakama baktığımızda yüzde 9,54'e yükselmiş görünüyor. Merkez Bankası Mayıs ayında yıllık rakam açısından zirveyi görüp düşüle geçecek demişti ama Temmuz-Ağustos'ta tekrar yükseliş var. Bir de yıl sonuna ilişkin sizin tahmininiz nedir?
Türkiye son 14 yılın en kurak mevsimini geçiriyor. Tarımdaki rekolte düşüşü arz talep dengesinde talep yönünde bir bozulmanın olması enflasyon üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. 14 yılın en kurak sezonu değil de normal ortalama bir sezon geçirmiş olsaydık merkez bankasının öngörülerinin gerçekleşeceğini söyleyebilirdik. Ama buna yapabilecek bir şey kimsenin çünkü mevsim şartlarını belirleme gücümüz yok. Yılsonunda şimdi Merkez Bankamız 3'er aylık periyotlarla enflasyon tahmini açıklıyor. En 7,6'ıydı belki bir miktar yukarı yönlü revizyon beklenebilir Merkez Bankası'ndan.

Koordinasyon Kurulu üyesisiniz ve ilk toplantıyı hemen yaptınız. Özellikle büyüme konusunda bir değerlendirmeniz oldu mu? İlk çeyrek rakamı ortada ikinci çeyrek rakamı gelecek ama büyüme konusunda yılsonu hedefi tutar mı?
Büyüme konusunda yılsonu hedefine çok yaklaşırız. Haziran ayındaki sanayi üretimi yüzde 1,4 arttı. Fakat bölgemizde olağanüstü bir dönem yaşıyoruz. İşte Suriye, Rusya, Ukrayna, Mısır. Bunun da hemen sanayi üretimimize hem de ihracatımıza bir miktar olumsuz yansıdığını kabul etmemiz lazım. Türkiye'de cari açığın kontrol edilmesi için hükümet iradesiyle ortaya koyduğumuz bazı tedbirler var. Böyle olunca bunu büyümeye çok küçükte olsa etkisi beklenebilir. Bizim orta vadeli programda aşağı yönlü çok küçük bir sapma beklenebilir. Bu arada gerek IMF gerek derecelendirme kuruluşları Türkiye için yılbaşında verdikleri büyüme oranı 2,4 civarındaydı hemen hemen hepsinin. Şu anda hepsi 3 seviyelerine çektiler. Bu inanıyorum önümüzdeki süreçte daha yukarı çekilecektir.

Rusya'daki özellikle gıda ve tarım ürünleri alımına ilişkin kararları bizim Irak pazarında kaybettiğimiz ihracat rakamlarını telafi edebilir mi?
Telafi etmesi için bakanlıklarımız ciddi bir gayret gösteriyorlar. Irak pazarında da özellikle Ağustos ihracatı Temmuz'a göre daha olumlu gelmeye başladı. Bu arada Rusya'ya olan ihracatımızı biraz daha arttırabilirsek Irak'ı telafi etme imkanımız olabilir. Ticaret her zaman sükunet ister istikrar ister. Bölgemizde istikrarsızlık sürdüğü sürece bunun bize az da olsa olumsuz yansıması olacaktır.

Özellikle son günlerde Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'yi dinlemesi ile ilgili konu tartışma yaratmış durumda. Türkiye bu tip teknolojik saldırılara ne kadar hazırlıklı?
Bu siber saldırı olayı inanılmaz bir boyut değişimi yaşadı. Önceden PC'nize programlar yoluyla girebilecek virüsleri antivirüs programları ile temizlemek yetiyordu. Daha sonra internet çağına geçince internetten gelebilecek saldırılara yönelik bir tedbir alma şimdi bulut bilim var. Dolayısıyla siber güvenlik her geçen güç çok daha önem kazanıyor. Bizde gerek TÜBİTAK gerek bakanlık bünyesinde yeni gelişen teknolojilerle özellikle teknolojinin gittiği yönü takip ederek siber güvenliğin nasıl sağlanacağı yönünde çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Devlet güvenliği bizim için vazgeçilmez. Devlet kurumlarımızın TÜBİTAK'la yaptığı birçok gizli projemiz var.

Güçlü ekonomi başlığı ile açılan bölümde bilim ve teknoloji yeni Türkiye’nin ekonomisinde çok daha kritik bir role sahip olacak deniyor. Bilim, teknoloji ve araştırma geliştirme çalışmaları bu kritik rolü nasıl yerine getirecek?
Özellikle Türkiye 2002’de aldığı yüzde 48 civarındaki düşük teknolojili üretim yapısını yüzde 30’lara çekti ve düşük ve orta yükseklikli teknolojili üretim yapısında bir üretim kaydetti. Bizim Türkiye'de mutlaka üretim yapımızı daha yüksek teknolojili ürünlere doğru kaydırmamız gerekiyor. Burada düşük ortadan, orta yükseğe, orta yüksekten de yüksek teknolojiye bir evrimi özellikle sanayimizde yaşamamız gerekiyor. Bunun birkaç tane temel gerekçesi var. Birisi ihracat için artık bu şart. Katma değer için gerekli, ithalatın azaltılması için gerekli, cari açığın düşürülmesi için gerekli ve belki toplumun refah düzeyini artırmak için gerekli. Biliyorsunuz, bilişim teknolojisinin asgari ücreti ile bizim düşük teknoloji ile çalışan sektörlerimizin asgari ücreti aynı değil. Oradaki toplumun refah seviyesinin yükseltilmesi asgari ücretin artırılması, gelir seviyesinin yükseltilmesi açısından da teknoloji düzeyimizi yükseltme zorunluluğumuz var. Hedef olarak 2023 yılında yüksek teknolojilerin üretimdeki payını yüzde 15’e çıkarmayı programımıza koyduk. Dolayısıyla bununla ilgili nasıl yapacağımız konusunda teknoloji de derinlik, AR-GE ve yenilikte yetkinlik stratejisini artık hayata geçiriyoruz. Burada öncelikle öncelik ve stratejik yaklaşımı ve ihracat odaklı teknolojik dönüşümü tamamen bundan sonra en önemli öncelik alanları olarak belirledik. Türkiye'nin güçlü olduğu alanlarda bunu makine, otomotiv, bilgi iletişim teknolojileri, hazır giyim gibi güçlü olduğumuz sektörlerde hedef odaklı yaklaşım, marka üretmek, tasarım yapmak ve dünya pazarlarına çok daha yüksek katma değerli ürün sunmak. İvme kazanmamız gereken gelişmekte olan alanlarda da bunun savunma, uzay, gıda, enerji, su gibi alanlarda da ihtiyaç odaklı yaklaşımı benimsiyoruz. Enerjide Türkiye'nin ihtiyacı dışa bağımlılığı azaltmaktır. Yenilenebilir enerjilere yatırım yapmak, güneş enerjisine yatırım yapmak, otomotivde işte batarya sistemini Türkiye'de geliştirmek gibi çok özel olarak çalıştığımız ve hükümet programına koyduğumuz bu alanlarda pazar ve stratejik yaklaşım hedef odaklı ve teknolojik dönüşümü ihracat odaklı yapmak durumundayız.

Siz öncelikli alanları saydınız ama örneğin yerli otomobil üretimi konusunda uzunca bir süredir destek var. Ama bu konuda yeni destekler neler olacak ve biz bunun somut sonucunu ne zaman göreceğiz?
Öncelikle biz bu teknolojik dönüşüm için üç temel kaldıraç kullanacağız. Bunlardan birisi, kamu alımları. Bu son 8 ayda TBMM, 3-4 çok önemli düzenlemeyi hayata geçirdi. Bizde bakanlık olarak ikincil düzenlemelerini birini yayınladık, biri yayına hazır birini de hemen yayımlamaya hazır hale getiriyoruz. Kamu alımlarında teknolojik dönüşümü gerçekleştirmek için bir kaldıraç olarak kullanacağız. Devlet desteklerini teknolojik dönüşüm için bir kaldıraç olarak kullanacağız. İhtiyaç odaklı yaklaşımda hangi noktada ihtiyacımız varsa AR-GE ve diğer desteklerimizi buna göre şekillendireceğiz. Teşviklerimizi de yine aynı şekilde bir kaldıraç olarak kullanacağız. Bu üç alanı teknolojik dönüşümde bir kaldıraç olarak kullanacağız. Elektrikli otomobilde Türkiye'nin önünde güzel bir fırsat var. Dünyada içten yanmalı motor teknolojine dayalı otomobilden elektrikli otomobile doğru bir evrim var. Burada da bir ara dönem olarak hibrit otomobil dönemi var. Türkiye bu içten yanmalı motor teknolojisinde bana göre treni kaçırdı. Burada üretim maliyetleri bizim dünya ile rekabet etmemiz açısından son derece dezavantajlı bir durumdayız. Ama hibrit ve elektrikli otomobil teknolojilerinde dünyada devlet bir dönüşüm içindeler ve devlerin dönüşümü çok hızlı olmayacağı için bizim önümüzde altın bir fırsat var. Burada da ar-ge boyutunda TÜBİTAK’ı işin lideri yapmak istiyoruz. Bu teknolojilerin gerekirse transferiyle gerekirse ülke içinde teknolojinin geliştirilmesiyle bunu sağlayalım ama ondan sonra bu işin sürekli AR-Ge boyutu olacağı için TÜBİTAK’ı burada Ar-Ge’nin lideri pozisyonunda tutalım ki bunu hükümet programımıza da yazdık. Ama üretimi de o aradığımız babayiğitler noktasında da bu biz bu işte varız diyen Türkiye'nin özel sektöründen önemli isimleri var. Üretimi de onlarla birlikte yapıp, Türkiye'ye bir yerli otomobil markası kazandırmak istiyoruz. Bunun hibrit ve elektrikli araç olması noktasında da yol haritamızı belirledik. İnşallah 2020’den önce Türkiye'de yerli elektrikli veya hibrit otomobili yollarımıza çıkarmak olacak.

Sayın Cumhurbaşkanının başbakanlığı dönemindeki çağrısı ile başlayan süreçte biz bir yön mü değiştirdik? O dönemde aranan babayiğit artık elektrikli otomobil üretmek için mi söz konusu?
Eğer çağ elektrikli otomobile doğru hızla gidiyorsa bizim içten yanmalı motor teknolojisinde ısrar etmemizin bir anlamı yok. Bizde yükü bir insanın omzuna değil de belki birkaç insanı… Şimdi elektrikli otomobil teknolojisinde birkaç önemli bileşen var. Birisi batarya sistemi. Bunun üretimini bir babayiğit üstlenebilir. Elektrik motorlarını bir başka isim üstlenir, tasarımını bir başka isim, yazılımı ve donanımını bir başka babayiğit üstlenebilir. Çok daha güçlü bir işbirliğini oluşturabiliriz. Stratejimizi belirledik, yol haritamızı belirledik, şimdi adımlarımızı atıyoruz.

2020’den önce dediniz ama daha net bir tarih var mı?
Bu dediğim gibi yaptığımız çalışmalar netleştikçe bunları paylaşma imkanımız olacak. Ama 2020’den önce bir Türk markasını yollarımız çıkarmak istiyoruz.

Yine somut proje bazında uydularla ilgili TÜRKSAT 6A uydusu tamamen yerli olacak, TÜRKSAT 5A için kısmen yerli olacak ifadeleri var. Özellikle tamamen yerli olması planlanan TÜRKSAT 6A ile ilgili gelişmeleri sormak istiyorum.
TÜRKSAT 6A bir AR-GE projesi olacak. Türkiye bu haberleşme uydusunu yaptığı zaman uydu teknolojisinde dünyadaki birkaç seçkin ülkeden biri olacak. Bu proje hazırlandı, Eylül ayı içinde startını vereceğiz. Burada hükümet programımıza yazmadık ama 2015 seçimlerinden sonraki zannediyorum hükümet programına yazacağımız daha yüksek çözünürlüklü bir yer gözlem uydusunun da konsept çalışmalarına başladık. Dolayısıyla her şeyiyle Türkiye, uydu yapan ülke konumuna hızla yükseliyor.

Türk Uzay Kurumu kurulacak, bu da programa girmiş durumda. Nasıl bir yapısı olacak ve ne tür bir çalışma yürütecek?
Bizim hükümet programımızda ilk defa yer alan kurullardan biri. Burada da havacılık ve uzay teknolojilerinin geliştirilmesinde bir koordinatör kurum olacak. Şu anda uzayla ilgili havacılıkla ilgili çalışan pek çok kurumumuz var ama bunların koordinasyonunu sağlayacak bir çatı kurum olacak.

Askeri alanda da bu konuda bir yapılanma oldu bu anlamda Türk Uzay Kurumu sadece sivil ayakta mı çalışacak, yoksa bir işbirliği halinde mi çalışması olacak?
Savunma sanayi askeri alanla sivil alanın kesiştiği bir kesişim noktası. Dolayısıyla biz TSK’nın ihtiyaçlarının yerli kaynaklardan teminini hükümet programımıza bir öncelik olarak koyduk. 2002’de yüzde 24’lerde olan savunma sanayindeki ihtiyaçları karşılanmasındaki yerlilik oranı yüzde 54’lere çıktı.

Yine hükümet programında KOBİ desteklerinin artacağı belirtiliyor. Somut ifadelerde biri vergi sayısının azaltılacağı yönünde.
Aslında AK Parti iktidara geldiğinden beri KOBİ'lerin iki noktada güçlendirilmesini hedef belirledi. Bunlardan birisi KOBİ'lerin kurumsallaşması. İkincisi rekabet edebilme, marka oluşturabilme, gelişen piyasalara ayak uydurma konusundaki eksiklerini gidermeye yönelik adımları sürekli atıyoruz. Özellikle KOBİ'lerin birlikte iş yapma kültürünü bizim mutlak oluşturmamız gerekiyor. Burada bakanlık olarak daha önceden başlatılan programlarda var yeni programlar üzerinde de çalışıyoruz. Bazı programları da yeni hayata geçirdik. Kümelenme programını başlattık bütçemizde bir kaynağımız var bununla ilgili devam eden bir süreç var.

KOBİ'lerin özellikle finansmana erişimini kolaylaştırmak istiyoruz. Bunlardan birisi KOBİ'lerimizin borsaya açılmasını sağlamak. KOSGEB destek veriyor ve devam edecek destek vermeye. KOBİ'lerimizin kurumsallaşma noktasındaki eksiklikleri borsaya açılımlarının önündeki en büyük engel. KOBİ'lerin bizim girişimci bilgi sistemimiz dediğimiz aslında sanayi envanteri olarak başlayan ama şu anda çok daha ileri noktaya gelen adeta reel sektörün MR'ını çektiğimiz bir sistemimiz var artık. Bu sistemden çıkardığımız çok önemli analizlerimiz var. Bir şirkette ölçek büyüdükçe karlılık artıyor. Teknolojik düzey yükseldikçe karlılık artıyor, ihracat yaptıkça karlılık artıyor ve tasarım yaptıkça karlılık artıyor, ölçek büyüdükçe karlılık artıyor. Bu bize önümüzdeki süreçte KOBİ'leri hangi yöne yönlendirmemiz gerektiğini çok net ortaya koyuyor. Biz de kamu alımlarını devlet desteklerini ve teşviklerini bu dört alanda kobilerin güçlenmesi için kullanacağız.

Sanayi envanteri çalışması bitti mi yoksa devam ediyor mu?
Bu çalışma bitti ve aslında Ali Coşkun bey zamanında başlayan sanayi envanteri çalışması Zafer Çağlayan döneminde devam eden Nihat Ergün arkadaşım döneminde de olgunlaşan benim dönemimde de artık nihayete eren bu girişimci bilgi sistemi artık bize Türkiye'de reel sektörle ilgili çok ciddi bir veri tabanı oluşturdu. Her türlü değerlendirmeyi yapma imkanımız var. Şu anda da titizlikle yapıyoruz. Biz bakanlıkta etki değerlendirme daire başkanlığı kurduk. Artık GBS'den veri alıyoruz, diğer kurumlardan vergi alıyoruz ve devlet desteklerinin, Ar-Ge desteklerinin diğer alanlarda verdiğimiz desteklerin hem firmaya hem sektöre hem ülkeye geri dönüşünü artık çok daha milimetrik ölçüde izleme imkanımız olacak.

Sayfa Yükleniyor...