Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Para Politikaları konulu konferansta yaptığı sunumda, finans piyasalarında yaşanan olumlu havanın reel kesime ilişkin göstergelerde de gözlendiğini belirtti.

Son dönemde küresel ekonomiye ilişkin beklentilerde kısmi de olsa bir toparlanma yaşandığına işaret eden Yılmaz, bununla birlikte yaşanan krizin dünya ekonomilerinde çok büyük bir tahribata yol açtığının unutulmaması gerektiğini vurguladı.

''Varlık fiyatlarında görülen sert düşüşler ve geleceğe ilişkin olumsuz beklentiler, ihtiyati tasarruf eğilimini de artırarak şiddetli bir talep daralmasına neden olmuştur'' diyen Yılmaz, insanların artık daha az para harcadığını ve tasarrufa yöneldiğini belirtti.

SON ÇEYREKTE POZİTİF BÜYÜME OLACAK
Vergi indirimlerinin etkisiyle Mart ayından itibaren stok eritme sürecinin hızlandığının gözlendiğini, bununla birlikte, iç talepte gözlenen canlanmanın bir bölümünün tüketim talebinin öne çekilmesinden kaynaklandığının unutulmaması gerektiğini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

''Bunun yanı sıra reel kesim güven endeksinin ve tüketici güven endeksinin artış eğilimine girmesi, önümüzdeki dönemde iktisadi faaliyette kısmi bir toparlanma yaşanabileceğine işaret etmektedir. 2008 yılı Kasım ayından itibaren gerileyen tüketici kredileri, son haftalarda ılımlı bir artış eğilimine girmiştir. Ancak, zayıf seyreden yatırım eğilimi nedeniyle işletme kredilerinin gerilemeye devam ettiği ve toplam kredi hacmindeki düşüşün Mayıs ayında da sürdüğü görülmektedir. Son dönemde politika faizlerindeki indirimler ve alınan mali tedbirler sonrasında içinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde ülkemizde yurt içi talebin göreli olarak istikrar kazanabileceğini ve son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif olacağını öngörmekteyiz.''

'FİNANS SİSTEMİMİZ SAĞLAM VE İSTİKRARLI
Türkiye'nin kredi notunun 2B olduğuna ve bunun yatırım yapılması riskli ülkelere verildiğine işaret eden Yılmaz, ''Türkiye'nin finans sistemi krize, kredi notunun ima ettiğinden çok daha fazla direnç göstermiştir'' dedi.

Kriz boyunca Türkiye'nin finans piyasalarındaki oynaklığın sınırlı kaldığını ve Türkiye'nin risk priminde gerçekleşen artışın diğer birçok yükselen piyasa ekonomisinin gerisinde kaldığını vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:

''Türkiye'nin Finansal Stres Endeksindeki bozulma, diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha sınırlı olmuştur. Birçok ülkenin bankacılık sektörünün, bu ülkelerin finansal sistemleri üzerinde yüksek oranda baskı oluşturduğu, Türkiye'de ise bu baskının düşük seviyelerde kaldığı görülmektedir. Küresel kriz karşısında ekonomimizin dayanıklılığını artıran temel unsur, finansal sistemimizin sağlam ve istikrarlı yapısıdır. Bankalarımızın bilançolarında sorunlu yabancı menkul kıymetlerin bulunmaması, sermaye yeterlilik ve likidite yeterlilik oranlarının yüksek seviyesi, Türkiye'de kredi piyasalarının dünyadaki örneklerine göre daha erken normalleşmesine destek verecektir.''

Yılmaz, yaşanan ekonomik krize rağmen Türkiye'de bugüne kadar bankacılık sistemi için bir tedbir paketine ihtiyaç duyulmadığına da işaret etti.

Bankacılıkla ilgili algılamanın çok nazik bir algılama olduğunu ifade eden Yılmaz, ''Bankacılıkla ilgili son derece dikkatli ve ihtiyatlı olmamız gerektiğini düşünüyoruz'' dedi.

MEVCUT KRİZDEN ÇIKIŞ, YAVAŞ VE KADEMELİ
1994 ve 2001 krizlerinin ardından iktisadi faaliyette hızlı bir toparlanma yaşandığına işaret eden Yılmaz, yaşanan ekonomik krizde hızlı bir toparlanmanın beklenmediğini söyledi.

Toparlanmanın, alışılagelmiş tecrübelerden farklı olacağına işaret eden Yılmaz, ''Yatırım ve istihdam göstergeleri, 1994 ve 2001 krizlerinin ardından iktisadi faaliyette gözlemlediğimiz hızlı toparlanmanın aksine, mevcut krizden çıkışın yavaş ve kademeli olacağına, kısa vadede toplam talepte belirgin bir ivmelenme yaşanmayacağına işaret etmektedir'' diye konuştu.