Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz son kez geldiği Dünya Ekonomik Forumu'nda NTV/CNBC-e ortak yayınına katıldı.

Yılmaz şunları söyledi: "Bize düşen görev görüş ortaya koyanları dikkatli şekilde dinlemek. Sadece olumlu değil, olumsuz konuşanları da dinlemek. Şu anda biz var olan enstrümanları kullanarak yeni bir para politikası bileşimi ortaya koyduk. Bu açıdan politika faizleri, zorunlu karşılıkların bileşimi yeni bir üst kategori oluşturuyor. Bunun üzerinde tartışılması gayet doğal. Biz oturduk elimizdeki verilere baktık ve onun çözümü için na tür politika ortaya koyarız dedik. Biz ne yaptığımızı biliyoruz, buradan sonuç alacağımızı düşünüyoruz.

Merkez Bankası açısından iletişim son derece önemli. MB tahmin edilebilir olmalı, yol gösterici olmalı. İletişim bir sanat, bu zaman içerisinde öğreniliyor. Aralık ayı PPK'dan sonra ortaya çıkan durum çerçevesinde belli kesimlerle iletişim sorunu olduğu ortaya kondu. Ben çok ciddi iletişim sorunu olduğunu düşünmüyorum. Bir sorun varsa eksik bizde. İletişimde ne yaptığımızı kendi açımızdan ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. Bazı yanlış anlaşılmalar olmuş olabilir, gidermeye çalışıyoruz. Bİr taraftan faiz indiriyorsunuz, öbür taraftan zorunlu karşılıklar artıyor. Bunun anlaşılması kolay değil. Bizim görevimiz de anlatmak.

Orta vadede bizim de gideceğimiz nokta ABD Merkez Bankası'nın gittiği nokta. Bu daha şeffaf olabilir. Bir hazırlık döneminin geçmesi lazım. Üyeliğin oylarının açıklanması yönüne doğru gidebilir. Fakat Avrupa Merkez Bankası Fed gibi yapmıyor. Şu anda bu bizim yakın gündemimizde değil.

Son faiz toplantıda bizim açımızdan değişiklik olmadı. Gün içinde faiz kararının açıklanması son derece önemli ve iyi oldu. Bundan sonraki faiz kararlarını eldeki verilere bakarak vereceğiz.

İLK ÇEYREKTE ENFLASYON DÜŞECEK
Biz dün enflasyon raporu açıkladık. Varsayımların bir kısmını güncelledik. Bu veriler üç ay sonra tekrar gözden geçirilecek. Biz bugün itibariyle dünyada gıda fiyatlarından hareketle gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun yavaş yavaş kıpırdadığını görüyoruz. Biz kendi ekonomimizin iç ve dış talep koşulları açısından ülkemizde enflasyon dinamiklerinin orta ve uzun vadede hedeflerle uyumlu. Ama temel baz senaryonun dışından dünyada enflasyonist baskı olursa buna vereceğimiz tepki var. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Yılın ilk çeyreğinde enflasyonda önemli düşüş olacak ama geçici olacak. Sonra tekrar yükselecek. Yıl sonunda hedefle uyumlu enflasyonu sağlayacağımızı düşünüyoruz.

BİLİNÇLİ OLARAK BELİRSİZLİK YARATTIK
TL'de bir değer kaybı söz konusu oldu. Bunun ihracat üzerinde olumlu etkisi olacak. Biz zorunlu karşılıkları da sıkılaştırarak faiz indiriminden dolayı ortaya çıkacak ithalat artışını kısıtlamış olacağız. Kur üzerindeki etkilerini görmüş durumdayız. Kısa vadede bilinçli olarak bir belirsizlik yarattık. Bu da sonucunu verdi, yabancılar kısa vadeden çıktı. Bir kısmı uzun vadeye gitti.

Bizim ortaya koyduğumuz politika bileşeni doğrudan doğruya finansal istikrar riskine yönelik. Fiyat istikrarını göz ardı etmiş değiliz. Finansal istikrarla ilgili olarak sorumlu tek kurum biz değiliz. Şu anda üzerinde düşünülen bir politika bileşenini ortaya koyduk, uygulamasını takip ediyoruz. Cari açık ülkemiz için bir finansal risktir.

KUR BACAĞI ÇALIŞIYOR
WSJ'de dört-beş yazı çıktı, Financial Times'ta çıktı. Şu ana kadar MB'nin risk aldığı söyleniyor ama genelde programın çalıştığı söyleniyor. Kur bacağı çalıştı, kredi bacağının çalışıp çalışmadığını göreceğiz. Biz kumar oynamıyoruz, rasyonel bir biçimde elimizdeki sorulara cevap arıyoruz.

MB olarak gelişmelerin farkındayız. Ekonomimiz açısından baktığımızda bugün itibariyle enflasyonun hedefle uyumlu gerçekleşeceğini düşünüyoruz.

Ne kadar çok hedef koyarsanız, işiniz o kadar zorlaşır. ABD Hazine Bakanı cari açığa hedef koyalım dedi, karşı çıkanların başında gelen bizdik. Bizim söylediğimiz birer tavsiye. Bunlar enflasyon hedefi gibi nokta hedefler değil. İnsanların işlerini doğru yapmaları için dikkate alınması gereken hususlar.

İLK KEZ UYGULANAN BİR ŞEY YAPIYORUZ
Biz verilen görev çerçevesinde orta ve uzun vadede nereye gittiğimizin sorusunu sorarak bir cevap çıkarmaya çalışıyoruz. Aralık 2010'daki harcama artışını bekliyorduk, sürpriz olmadı. İlk kez uygulanan bir şey yapıyoruz, soruların gelmesi gayet doğal. Uyguladığımız politikanın gerekli çözümü sağlayacağına inanıyoruz.

G20'DE BALAYI BİTTİ
Merkez bankası başkanları iki ay öncesine göre fazla iyimser buldum. 2008 yılı zararın tespit edilmesi, zaiyatın sayılmasıyla geçti. Zaiyatın arttığı görüldü. 2009 yılı yeşil filizler dediğimiz bir dönem oldu. İki yılda ülkelerin çıkarları ortaktı. 2010 ve 2011'de artık yeşil filizler kurumadı ama zaman zaman sorunlar çıktı. Bunun sonucunda ülkelerde ayrışmalar başladı. Hızlı büyüyenler var, az büyüyenler var. 2008-2009'da gördüğümüz koordinasyon ihtiyacı o günkünden fazla ama koordinasyonu sağlamak artık kolay değil. G20'nin başı balayı dönemiydi. Bazı ülkelerde borç yükleri önemli ölçüde arttı. G20 açısından bakınca balayı dönemi de sona erdi. Uluslararası politika yapıcılarının çok daha dikkatli olması gerekiyor.

Fransa'nın G20 başkanlığı döneminde üzerinde duracağı konu uluslararası finansal mimarinin daha adaletli, dengesizleri ortadan kaldırıcı yeni düzene kavuşturulması yönündeki adımlar olacak."