İnönü Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, önümüzdeki aylarda, baz etkisi nedeniyle enflasyonda gözlenecek yükselişin beklentiler üzerindeki olası etkisini önemli bir risk unsuru olarak gördüklerini belirterek, şunları söyledi:

"Bununla birlikte, ekonomideki kaynak kullanımının bir süre daha düşük seviyelerde kalacağı, istihdam ve kredi koşullarının tüketim talebinde güçlü bir genişlemeye imkan tanımayacağı ve maliye politikasının kademeli şekilde daraltıcı yönde etkili olacağı varsayımı altında, bir seferlik şoklardan kaynaklanan fiyat artışlarının genel fiyatlama davranışları üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını düşünmekteyiz İktisadi birimlerin söz konusu unsurların geçici niteliğini doğru algılaması ve orta ve uzun vadeli beklentilerin bozulmaması önem taşımaktadır. TCMB, enflasyonun geçici de olsa yüksek seviyelerde seyretmesi nedeniyle fiyatlama davranışlarını yakından takip etmektedir. Enflasyonun bir müddet hedefin belirgin şekilde üzerinde dalgalı bir seyir izledikten sonra yılın son çeyreğinden itibaren geçici etkilerin kalkmasıyla tekrar düşüş sürecine gireceğini ve 2011 yılının ilk aylarında hedeflerle uyumlu seviyelere gerileyeceğini öngörmekteyiz."

Yılmaz, 2008 yılı Kasım ayından bu yana sürdürülen faiz indirimlerinin etkisi ve küresel risk algılamalarındaki iyileşmenin desteği ile kredi piyasasında olumlu gelişmeler gözlendiğini belirterek, "Özellikle son dönem gelişmelerine baktığımızda, şirket kredilerinde gözle görülür bir canlanmanın olduğu gözlenmektedir. Buna paralel olarak istihdam piyasasında önemli bir ağırlığı olan KOBİ firmalarına verilen kredilerin de artış eğilimine girmesi, iktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma yaşandığına işaret etmektedir. Kriz döneminde en yüksek seviyeleri gören takibe giren alacak oranları ise son dönemde yavaş ve kademeli de olsa düşmektedir. Sonuç olarak banka kredilerinde 2009 yılının ikinci çeyreğinde ortaya çıkan artış eğilimi istikrarlı bir şekilde devam etmektedir" dedi.

İktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma sürecinin devam ettiğini söyleyen Yılmaz, "İktisadi faaliyeti desteklemek amacıyla yapılan vergi indirimlerinin kademeli biçimde geri alınmasıyla birlikte özel tüketim talebi, yılın ikinci çeyreğine göre daha ılımlı bir artış göstermiş ve özel tüketim harcamalarında gözlenen kademeli toparlanma yılın son çeyreğinde de devam etmiştir" dedi.

Özel yatırım harcamalarının son çeyrekte toparlanmaya devam etmekle birlikte, güçlü büyüme dönemlerine kıyasla düşük seviyesini koruduğunu söyleyen Yılmaz, "Mevcut ortamda iç ve dış talebe ilişkin belirsizlikler ve düşük kapasite kullanım oranları dikkate alındığında, yatırım harcamalarının krizden önceki seviyelerine ulaşmasının uzun süreceği tahmin edilmekte ve kısa vadede belirgin bir ivmelenme beklenmemektedir. Son dönemde ithalatın ihracattan daha hızlı bir artış eğilimi göstermesi, ekonomide gözlenen canlanmanın esas olarak iç talepten kaynaklandığını göstermektedir. Önümüzdeki dönemde ihracatın izleyeceği seyir küresel toparlanmanın hızına bağlı olacaktır. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Bölgesine ilişkin tahminler, dış talebin eski düzeylerine dönmesinin uzun zaman alacağına işaret etmektedir" diye konuştu.

İşsizlik oranlarında 2009 yılı üçüncü çeyreği ile birlikte sınırlı bir iyileşme eğilimi başladığını söyleyen, "Bu iyileşmede, ekonominin tekrar istihdam yaratmaya başlaması etkili olmuştur. Krizden en çok etkilenen ve tarım dışı istihdamdaki daralmanın temel belirleyicisi olan sanayi istihdamında ılımlı bir artış eğilimi başlamıştır. Hizmet ve inşaat sektörleri de tarım dışı istihdama olumlu katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, son dönemdeki kısmi iyileşmeye rağmen issizlik oranının, kriz öncesi döneme kıyasla halen oldukça yüksek olduğunu da vurgulamak istiyorum. İşsizlik oranının yüksek seviyesi tüketim talebini sınırlamaktadır" dedi.

Yılmaz, "Türkiye'nin işgücü piyasasındaki kronik sorunları iyileştirici yapısal reformların bir an önce uygulamaya geçmesi, küresel kriz sırasında yükselen issizlik oranlarının kriz sonrasında kalıcı hale gelmesini önleyecek ve ekonominin potansiyel büyüme oranının artmasına destek verecektir" diye konuştu.