Depresyonu hafife almayın

Dünya genelinde etkilediği kişi sayısı: 121 milyon. İşgücü kaybına yol açan hastalıklar sıralamasındaki yeri: İlk üç. Türkiyede 100 bin kişiye düşen psikiyatr sayısı: 23

  • 1

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Dünya genelinde etkilediği kişi sayısı: 121 milyon. İşgücü kaybına yol açan hastalıklar sıralamasındaki yeri: İlk üç. Türkiye’de 100 bin kişiye düşen psikiyatr sayısı: 2–3

    National Geographic Türkiye, bu ayki sayısında depresyonu kapağına taşıdı. Depresyon dosyasını derginin Genel Yayın Yönetmeni Nesibe Bat kaleme aldı..

    Depresyonun belirgin yansımalarından biri, bireyin kendini çevreden soyutlaması. İlerleyen aşamalarda kişi kendini eve kapatıp yataktan çıkmayı dahi reddedebiliyor.
  • 2

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Araştırmalar yaşam alanı daralan bireyin öfke ve saldırganlık dürtülerinin arttığını gösteriyor. Kent yaşamının getirdiği stres, depresyon konusunda kayda değer faktörler arasında ilk sıralarda. Uzmanlar özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren depresyon oranlarında yaşanan artışa işaret ediyor.
  • 3

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Türkiye’de yapılan bazı çalışmalar insanların depresyonu bir hastalıktan çok zayıflık, çökkün ruhsal durum ya da aşırı üzüntü olarak gördüğünü ortaya çıkarıyor. Erkeklere oranla kadınlarda depresyon 2–3 kat fazla görülüyor. Genellikle bir sevgi nesnesinin kaybı (ölüm ya da ayrılık) tetikleyici faktörler arasında ilk sıralarda. Çocuklarda depresyon cinsiyet açısından değerlendirildiğindeyse kızlarda 12 yaşından sonra depresif bozukluk görülme oranı yükselirken, erkeklerde 9 yaşından sonra düşmeye başlıyor.
  • 4

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Aralarında Victor Hugo, Edgar Allan Poe, Leo Tolstoy ve Virginia Woolf da olmak üzere edebiyat dünyasının adını tarihe yazmış pek çok ismi depresif ünlüler listesinde anılıyor. Bazı uzmanlar manik depresiflikle yaratıcılık arasında bağ kurarken bilim insanlarının kayda değer bir bölümüyse arada bu tip bağ kurulmasının söz konusu olamayacağının altını çiziyor.
  • 5

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Edgar Allan Poe
  • 6

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Leo Tolstoy
  • 7

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Virginia Woolf
  • 8

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Depresyon toplum sağlığını doğrudan ilgilendiren bir problem. Yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık yüzde 17’lerde. Bu da hastalığın tanımlanması, tedavisi ve koruyucu önlemler alınması konusunda hiç de azımsanmayacak bir rakam anlamına geliyor. Depresyon sadece psikolojik tetikleyiciler değil bir takım hastalıklar nedeniyle de ortaya çıkabiliyor. Hipotiroidi ve hipertiroidi, B 12 vitamini eksikliği, epilepsi ve MS gibi nörolojik hastalıklar da depresyon nedeni olabiliyor.
  • 9

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Meditasyon, yoga, kas gevşetici egzersizler ve yürüyüş başta gelmek üzere düzenli spor depresyon karşısında bireyi güçlendiren aktiviteler.
  • 10

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Albrecht Dürer tarafından 1514’te yapılan “Melencolia I”in bu adı alması konusunda farklı görüşler var. Bir grup bu Rönesans dönemi gravürünün bir serinin ilk eseri olduğunu öne sürerken, daha çok kabul gören bir diğer görüş de Cornelius Agrippa tarafından üç tip altında tanımlanan melankolinin ilk tipini yansıttığını savunuyor. Melencolia I yazısı gravürün sol üst köşesinde de yer alıyor.
  • 11

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Gelişen teknoloji SPECT ve PET gibi tarama yöntemlerini de beyin tarama seçenekleri arasına ekledi. Başta hipokampus volümünün küçülmesi ya da kabuk altında beyaz madde lezyonları olmak üzere, yoğun ve sık aralıklarla yaşanan depresyon beyin sağlığında bir takım hasarlara yol açıyor.
  • 12

    Depresyonu hafife almayın

    Depresyonu hafife almayın
    Yaşamın hüznüne set çekmek, kafanın çoğu kez dayanılmaz fırtınalarına karşı koymak için hepimiz içsel dalgakıranlar kurarız. Bunu hangi yolla –sevgi, çalışma, aile, iman, dostlar, körletmeler, alkol, narkotikler, ilaçlar– yaparsak yapalım, o duvarları bir ömür boyu taş üstüne taş koyarak yükseltiriz. Bu arada en önemli sorun şudur elbette: Bu duvarlar öyle yüksek ve öyle dayanıklı olmalı ki insanı acıdan, keşmekeşten koruyan bir liman, gerçek bir sığınak oluştursun; ama aynı zamanda öylesine alçak ve geçirgen olmalı ki içeri yeterince taze deniz suyu girip kurumayı, çürümeyi önlesin...

    Ve daha fazlası National Geographic Türkiye'nin Mart sayısında...