Devrim sineması

Devrim sineması

  • 1

    Alexander Nevsky

    Alexander Nevsky
    Sinemanın ustası Eisenstein, 1938 yılında, Batılı büyük devletlerin Hitler ile Münih Anlaşmasını yaparak, Nazi Almanyası'nı Sovyetler Birliği üzerine sürme çabasında olduğu tarihsel dönemde, ‘Aleksander Nevski'yi Sovyet yurtseverliğini ateşlemek için gerçekleştirdi. ‘Aleksander Nevski’ 13. yüzyılda yaşamış bir Rus prensi; Cermen kavimlerinden Töton şövalyelerinin saldırısına karşı halkı ve soyluları birleştirmiş, Cermenleri bozguna uğratarak yurdunu savunmuş. Eisenstein da yıldırım savaşlarına hazırlanan Hitler'e, 13. yüzyılın derinliklerinden Aleksander Nevski ile sinema diliyle bir mesaj ve bir kararlılık bildirisi iletir, Nazizme karşı anti-faşist sinemanın bir başyapıtını ortaya çıkarır. Donmuş Peypus Gölü üzerindeki olağanüstü savaş sahnesi sinema tarihine geçen filmin, filmin gösterime girmesiyle Eisenstein’ın yazdığı yazısının başlığı şöyleydi: ‘’Konum, Yurtseverliktir”
  • 2

    Devrim sineması

    Devrim sineması
  • 3

    Devrim sineması

    Devrim sineması
  • 4

    Ana

    Ana
    Toplumcu gerçekçilik akımının öncüsü Maksim Gorki’nin, dünyanın tüm dillerine çevrilen ünlü romanı ‘Ana’, Sovyet sinema ustası Vsevolod Pudovkin tarafından sinemaya etkili bir şeklide uyarlandı. Rus Çarlığı’na bağlı patronların fabrika ve atölyelerindeki son derece zor ve acımasız koşulları anlatan filmde başkarakter yaşlı Vlasov, içinde bulunduğu durumu alkolle unutmaya çalışır. Karısı ise gelişmelere karşı çaresizdir. Oğul Pavel, devrimci çalışmaları nedeniyle tutuklanır ve mahkum edilir. Tüm bu altüst oluşlar Pavel’in anasının bilincinde bir sıçrama yaratır. Ve Ana da, oğlu Pavel gibi sınıf mücadelesine katılır; işçi sınıfının birliği ve kurtuluşu için mücadeleye öncülük eder.
  • 5

    Devrim sineması

    Devrim sineması
  • 6

    Asya Üzerinde Fırtına

    Asya Üzerinde Fırtına
    Vsevelod Pudovkin’in ‘Ana’ ve ‘St. Petersburg’dan sonra, stüdyo dışına çıkarak, doğa koşullarında, Asya steplerinde çevirdiği önemli yapıt ‘Asya Üzerinde Fırtına’, gösterildiği Avrupa sinemalarında büyük başarı kazandı. Öyküde Moğol asıllı olan Amogalan’ın, eski bir belgeye dayanılarak, Cengiz Han’ın torunu olduğu ileri sürülür ve kukla imparator ilan edilir. Sonunda gerçeği öğrenen Amogalan, Asya’da bir fırtına estirir.
  • 7

    Ekim

    Ekim
    Sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olan ‘Ekim’, Amerikalı gazeteci John Reed’in, 1917 Sovyet Devrimi’ni anlatan ‘Dünyayı Sarsan On Gün’, adlı ünlü romanından, Eisenstein tarafından sinemaya uyarlandı. Bu nedenle romanın adıyla da anılıyor. Eisenstein, ‘Ekim’de, bu olağanüstü günleri çarpıcı bir görsellikle anlatırken, devrimin anlamını ve düşünsel temelini de ortaya koyuyor. Sinema tarihinin en önemli kuramcısı olan Eisenstein, ‘Ekim’de kurguyu salt bir öykülemenin ötesinde, düşünceleri, kavramları -hem de soyut kavramları- anlatmada kullandı. Filmin sanatsal değeri ve sinema diline katkıları, günümüzde özellikle sinemada dilbilim ve göstergebilim araştırmaları sonucu daha iyi anlaşıldı ve önem kazandı.
  • 8

    Dünyayı Sarsan On Gün

    Dünyayı Sarsan On Gün
    ‘Dünyayı Sarsan On Gün’, tüm yönleriyle Sovyet Devrimi'nin canlı tanıklığını yapan filmlerin başında geliyor. Filmde, gerçek tanıklar ve görüntülerle, Rus tarihinin Çarlık rejiminden Bolşevik Devrimi'ne doğru akan zaman dilimindeki tüm evreler ve olaylar anlatılıyor. Filmde, Çarlığın baskı ve zorbalığı, halkın durumu, saray entrikaları, Rasputin, Kanlı Pazar, sosyal-demokratların tarihsel işlevi, Menşevikler/ Kerenski, Lenin ve teorisi gibi önemli tarihsel dönemeçler, isimler ve unsurlar yer alıyor.
  • 9

    Devrim sineması

    Devrim sineması
  • 10

    Kameralı Adam

    Kameralı Adam
    “Ben göz’üm. Ben mekanik bir göz’üm. Beni bir amikena olarak, size benzerlerini yalnızca benim görebileceğim bir dünyayı gösteriyorum. Ben bugün sonsuza kadar, insanoğlunun sahip olduğu her türlü durgunluk ve tutukluktan uzağım... Ben bir alet olarak, haketetin kaosunda dilediğim gibi manevra yapabilir ve en karmaşık olasılıkları bile birbiri ardına kayıt edebilirim. Benim yolum dünyanın, daha taze bir algımasının yaratımına doğrudur. Böylece; sizce bilinmeyen bir dünyayı, size yeni bir biçemde açıyorum.” (D.Vertov) Senaryosu dahil her aşamasıyla, tek bir kişinin deneysel zekası ve bir grubun başkalarına örnek olmak için verdiği karşılıksız mücadelenin bir ürünü olan ‘Kameralı Adam’ın yapımında sinema tarihinin her türlü başarısının yanında, bir kameranın yapabildiği muhteşem değişiklikler de görülebiliyor.
  • 11

    Devrim sineması

    Devrim sineması
    Sanatsal drama alanında bilinen teknikleri değiştiren, hatta yıkan bir film olarak ‘Kameralı Adam’, aynı zamanda sinema ve sinema tarihine bir tür saygı olarak da kabul ediliyor. Gündelik yaşamı herhangi bir oyuncu, dekor ya da kurmaca olmadan kendi akışı içinde anlatmaya çalışan film, şehirleşme, makineleşme, insan ve makinenin eşgüdümlü uyumu üzerine odaklanır.Sinemanın "gerçeğin düzenlenmiş hali" olması gerektiğini savunan Vertov, filmlerdeki kurmacanın bir afyon olduğunu savunur.
  • 12

    Devrim sineması

    Devrim sineması
    ‘Kameralı Adam’, daha çok bir simge niteliği taşıyor; Vertov sineması senaryoya karşıdır; diyalog ve açıklama imlerine karşıdır; rol yapan oyunculara ve yapay dekora karşıdır. Kısacası, edebiyat ve tiyatro gibi diğer sanat dallarının gölgesinde kalmış, bağımlı bir sinemaya karşıdır. Vertov için sinema, hayatı olduğu gibi yansıtmalıdır. Sinema arzu edilen ya da hayali yaşamların iliştirildiği bir sanat değildir. Geleneksel sinema anlayışının "sine-dram" adını verdiği anlayış, Vertov'da yerini "sinema-göz" kavramına bırakır. Zira ona göre sinema, kendi özgün ve bağımsız "bakış"ına sahip olmalıdır ve evrensel bir dil keşfedilmelidir...
  • 13

    Korkunç İvan

    Korkunç İvan
    Eisenstein, en son ve en anıtsal yapıtı ‘Korkunç İvan’da, bütün sanatların öğelerini toplayıp, bunları birbirleriyle kaynaştırarak, sinemayı bütün sanatların bileşkesini sağlayan bir araç durumuna getirmeyi amaçlamıştı. ‘Korkunç İvan’da, bir devlet kurucusunun her alanda verdiği savaş anlatılıyor. Devlet kurma uğruna yüksek bedeller ödemekten çekinmeyen İvan, devleti soyup talan eden, parmağında oynatan, iktidarı vermek istemeyen ve kukla bir çara razı olan boyarlarla, dış düşmanlar ve işbirlikçileriyle, ülkeyi soylularla birlikte soyan ve yönetmek isteyen kiliseyle savaşır. İki bölüm olarak tasarlanan ‘Korkunç İvan'ın ilk bölümünü bir yılda bitiren Eisenstein, 1945 yılında ikinci bölüm olan ‘Boyarların Düzeni'ni bitirdi. Eisenstein, ‘Boyarların Düzeni'nin son yarısını renkli çekti. Renk kavramını da kurgu kuramının, çoksesli kurgu kuramının, içine yerleştirdi.
  • 14

    Kronştadtlıyız

    Kronştadtlıyız
    1919 yılından itibaren, beyazlar, genç Sovyet iktidarına dört bir yandan saldırır. Bolşevikler bu sefer, devrimi savunmak için savaşmaya başlarlar. Kronstadtlı denizciler, gemilerini terk ederek, kasaba ve kentlerini beyaz rejim artıklarının, saldırısından korumak için savaşırlar. İç Savaş'ta yaşanan tarihsel olaylar, ‘Kronstadtlıyız’da filminde yeniden yaratılır. Film bir anlamda Sovyet sinemasının genel tarzı olan, doğalcı anlatım yerine, filme daha işlevsel bir akış katma denemesidir. ‘’Yaşlı ve üzgün partizan, Petrograd köprüleri altında gecenin geç saatlerinde hala yanan ışıklardan, limanın ışıklarına doğru gürültüler çıkararak ilerlediğinde, ‘Biz Kronstadtlıyız’ filmi beyinlerimize silinmemek üzere yerleşti.’’(Graham Grene) Şiirsel sinemanın ruhunu yansıtan film, Sovyet sinemasında olduğu kadar dünya sineması içinde de önemli bir yere sahip.
  • 15

    Potemkin Zırhlısı

    Potemkin Zırhlısı
    Eisenstein’ın ikinci filmi olan ‘Potemkin Zırhlısı’ konusunu Potemkin Zırhlısı Ayaklanması olarak bilinen gerçek bir olaydan almıştı. Filmde, 1905 yılında Rusya'nın Karadeniz filosuna bağlı Savaş Gemisi Potemkin'de dayanılmaz yaşama şartlarından bezmiş mürettebatın Çar rejimine bağlı subaylara karşı başlattıkları bir ayaklanmanın sonunda gemiyi ele geçirmeleri ve sonrasında gelişen olaylar anlatılıyor. "Potemkin Zırhlısı Ayaklanması" 1917'de gerçekleşecek olan Ekim Devrimi'nin bir provası niteliğinde olduğu için film, 1925 yılında Sovyet hükümeti tarafından bir devrim propagandası filmi olması için özellikle ısmarlandı. Ama Eisenstein bunun çok ötesine geçerek filmde montaj ile ilgili kuramların tamamını deneme fırsatı buldu. Ortaya sinemasal açıdan da devrimci bir film çıktı, artık sinemada kurgunun hayati bir önemi olduğu anlaşılmıştı.
  • 16

    Devrim sineması

    Devrim sineması
    ‘Potemkin Zırhlısı’ tüm zamanların en etkileyici filmlerinden biri oldu ve tüm zamanların en büyük filmlerinden biri ilan edildi. Özellikle Odessa merdivenlerindeki sahne sinema tarihine geçti ve ‘Brazil’den ‘Dokunulmazlar’a kadar birçok film bu sahneye ve filme göndermede bulundu.
  • 17

    Yaşasın Meksika!

    Yaşasın Meksika!
    Eisenstein'ın “bitmemiş başyapıt”ı ‘Yaşasın Meksika!’, Amerika kıtasının bulunuşunun çok öncesinden başlayıp 1930'lara dek uzanan bir hikaye anlatıyor. Eisenstein’ın, öyküler arasında kronolojik bir sıra gözetmeden, çekim sırasında rastlantılara ve buluşlara açık bir senaryo ile çalıştığı filmin en önemli özelliği, görüntüleri ve yönetmenin erotizme en çok yer verdiği yapıtı olmasıdır. ‘Yaşasın Meksika!’ bir önsöz, dört öykü ve bir sonsözden oluşuyor.Birinci öykü “Sandunga”, Meksika'nın henüz anaerkil dönemini yaşayan en eski uygarlığında, Concepcion'un genç kızlığa adım atışını, nişanlısını seçebilmek için çeyiz düzmesini ve ana oluşunu anlatıyor. İkinci öykü “Maguey”, Porfirio Diaz diktatörlüğü dönemindeki yoksul köylülerin ayaklanmasını ve bunların acımasızca öldürülüşünü ele alıyorr. Üçüncü bölüm “Fiesta”da İspanyol sömürgeciler dönemindeki yaşam canlandırılıyor. Çekilemeyen dördüncü bölüm “Soldera” ise, 1910 Meksika Devrimi ve kadınların devrimde oynadıkları rolü yansıtmayı amaçlıyordu. Yapımcılığı üstlenen Upton Sinclair, politik kaygılar sonucu yapımı durdurur ve filmin dördüncü bölümü çekilemez. Eisenstein, filmin negatiflerini ele geçiremediği için kurgusunu da yapamaz. Ve ‘Yaşasın Meksika!’ tarihe bitmemiş başyapıt olarak geçer.
  • 18

    St. Petersburg’un Sonu

    St. Petersburg’un Sonu
    Her planı inceden inceye düşünülmüş, yaratıcı bir dehanın izlerini taşıyan bu yapıtta Pudovkin, geliştirdiği kurgu kuramını uygular. Pudovkin’e göre, doğa ancak kurgunun üzerinde çalıştığı ham maddeyi verebilir. Bu doğrultuda Pudovkin, sık sık filmdeki gerçeğin yaratıcı öğesi olarak kurgunun önemine vurgu yapıyor.
  • 19

    Devrim sineması

    Devrim sineması
    Bu arada Eisensten da Ekim’i kutlamalara yetiştirmeye çalışıyordu. Pudovkin, Aurora gemisinden Kışlık Sarayı bombalarken, Eisenstein da sarayı, St. Peter ve Pol Kalesi’nden bombalıyordu…
  • 20

    Devrim sineması

    Devrim sineması
  • 21

    Lenin İçin Üç Şarkı

    Lenin İçin Üç Şarkı
    LENİN İÇİN ÜÇ ŞARKI ’Belgesel sinemanın kurucusu, ısrarcı, tutkulu, saldırgan, kuramcı ve militan, Sinema-Göz akımının öncüsü’ Dziga Vertov, devrimci bir gözle hazırladığı belgesellere olağanüstü açıklayıcı ve canlı bir nitelik kazandırdı. Yapıtları ve kuramsal yazıları, dünya sineması üzerinde akılcı ve kalıcı bir etki yarattı. Vertov'un, halk sanatının kaynaklarından yararlanarak çektiği milyonlarca seyirci ile buluşan yapıtı ‘Lenin İçin Üç Şarkı’ Devrim Sineması’nın en öenmli yapıtları arasında sayılıyor. İlk şarkı "Karanlık Bir Hücreydi Yüzüm" ortaçağ karanlığında yaşayan bir kadının, devrimle birlikte yaşadığı aydınlanmayı anlatırken, "Onu Sevmiştik" adını taşıyan ikinci şarkı, bizzat Lenin'in yaşamına adanıyor. ‘Muhteşem Taş Kentte’ şarkısında ise, yine Lenin'in birlikte yaşanan atılımlar ve kazanımlar anlatılıyor.
  • 22

    Çocukluğum

    Çocukluğum
    Maksim Gorki’nin başyapıtları arasında yer alan üç kitaplık yaşam öyküsünün ilk bölümü olan ‘Çocukluğum’, Sovyet yönetmen, Mark Donksoy tarafından sinemaya uyarlandı. ‘Çocukluğum’da, Gorki kendi çocukluk yaşamının ekseninde, Rus halkının geçmişte yaşadığı zorlukları, acıları ve paylaşımı anlatıyor. Gorki’nin edebi olgunluk çağı ürünlerinden olan “Çocukluğum”, “Ekmeğimi Kazanırken” ve “Benim Üniversitelerim” yazarın kendisinden çok çevresi üzerinde durduğu, iç gözlemlere yer verdiği ender otobiyografik romanlar olarak nitelendiriliyor.
  • 23

    Devrim sineması

    Devrim sineması
  • 24

    Ekmeğimi Kazanırken

    Ekmeğimi Kazanırken
    Bir çocuğun küçük penceresinden yaşananları abartısız bir dille yansıtan “Çocukluğum”, “Ekmeğimi Kazanırken” ve “Benim Üniversitelerim” den oluşan otobiyografik üçlemenin en etkili bölümü sayılıyor.
  • 25

    Benim Üniversitelerim

    Benim Üniversitelerim
    ‘Benim Üniversitelerim’de Gorki, okuma aşkıyla yanıp tutuşan on altı yaşında yersiz yurtsuz delikanlı iken üniversite kenti Kazan’a gelmiş ve yaşam üniversitesinin çetin sınavlarından geçerek kendi kendisini yetiştirmiştir.