Niyazi Koyuncu: Karadeniz müziğini Türkiye'ye abim sevdirdi

Öykü Özdoğan’ın hazırlayıp sunduğu “20 DAKİKA”, Kazım Koyuncu’nun kardeşi, Karadeniz’li kent ozanı Niyazi Koyuncu’yu konuk etti. Koyuncu, NTV Radyo dinleyicilerine geçmişinden, abisinden ve yeni albümünden bahsetti.

  • 1

    “BİR TARAFIM EKSİK”

    "Biz de hayal kuran çocuklardık. Üniversiteyi kazanmak istedim ama dört yıllık olmadı. Ben iki yıllık Karadeniz Teknik Üniversitesi’ni kazanmıştım. İki yıl okuduktan sonra, abim vefat etti. Sonra Eskişehir’e gittim ama üç ay hiç dışarı çıkmadım. Sosyal bir yaşamım da yoktu, alışmaya çalışıyordum. İlk kez şehir dışına çıkmıştım, bir tarafım eksik...

  • 2

    "SAHNEYE ÇIKMAYI DÜŞÜNMEMİŞTİM"

    Ne yapacağımı düşünürken, ufak ufak çevreme adapte olurken, güzel insanlar tanıdım. Sonra da Karadeniz’li bir arkadaşımız “Bir tane kardeşimiz var, 5 yaşında ve Lösemi kanseri. Ona bir gece yapmak istiyoruz. Sen de bu işin içinde ol, bir aylık masrafını karşılarız” dedi. Ben de “Evet, bir şeyler yapmalıyız” diye düşündüm. Karadenizli bir abimizi davet etmiştik ama o son dakika gelemedi. Ben de o ana kadar evde şarkı söylüyordum ama hiç sahneye çıkmayı düşünmemiştim. 300-400 bilet de satmışız, her şey güzel gidiyor, sahneye kimin çıkacağı belli değil. Emrah bana, “Ben 5 şarkı söyleyebiliyorum ama 20 tane söyleyecek birine ihtiyaç var, bence sen çık” dedi. Gerçekten de o gün çıktım sahneye. Çok güzel anlamlı bir işti ve bir daha hiç inmedim sahneden. Orada sevdim.

  • 3

    "KARADENİZ MÜZİĞİNİ TÜRKİYE’YE ABİM SEVDİRDİ"

    Kent ozanlığını aslında abim yaptı. Tüm ülkeye o müziği sevdirdi. Böyle bir Karadeniz müziğinin de olduğunu hepimize, dinleyicilere anlattı. Aslında en büyük güç, abimden kaynaklı bir güç. Bizler de güzel şeyler yapmaya çalışan, diğer bir nesiliz. Ben kardeşiyim ama Selçuk Balcı da kardeş, Resul da kardeş çünkü onu örnek alıyoruz hepimiz. Güzel işler de ürettiğimizi düşünüyoruz. Sanırım kentte de bunun karşılığını güzel bir şekilde alıyoruz... İnsanların bakışlarından, şarkılara eşlik etmelerinden bunu anlayabiliyoruz.

  • 4

    "ABİMLE PLAYSTATION OYNARDIK"

    Biz abimle Playstation oynardık. Abimi kaybettiğimde ben 20 yaşında bile değildim. Abimin yanında da şarkı söyleyemezdim hatta ben 4-5 sene öncesine kadar ailemin yanında da şarkı söyleyemezdim. Herkese şarkı söylerdim ama ailemin karşısına çıkıp, söyleyemezdim. İlk Batum’daki bir konserimde annemle babamın karşısında şarkı söyledim ve hayatımda hiç bu kadar heyecanlanmamıştım. O gün korkumu yendim.

  • 5

    "ABİM ŞARKI SÖYLEMEM İÇİN ISRAR ETTİ"

    Bir kez banyoda şarkı söylerken, beni Kazım abim duymuştu. “Ne güzel sesin var, söylesene” demişti bana. Baya ısrar etmesine rağmen, söylememiştim. Kazım abim sadece orada duymuştu sesimi. İnsanın öyle bir abisi olunca çekiniyor. Baksanıza önünüzdeki örneğe, Kazım Koyuncu.

  • 6

    "CEYLAN ERTEM’LE GÜZEL BİR ANI BIRAKTIK"

    Liva’nın kelime anlamı, kar suyu. Lazların yaşadığı yüksek tepelerde, dereler bir anda akmaya başlar. Kar suyu erimiştir ve “Liva mohtu” dersin. “Bahar geldi” dersin yani. Baharın geldiğini müjdeleyen bir terim diyebiliriz.

    Ceylan Ertem’le bir şarkı yaptık. Benim bestemdi, “Kalbime yağan kar”. Bir şey eksikti o şarkıda, düet yapmak istiyordum. Ceylan’a söyledim, o da sağolsun seve seve geldi. Yüreğini koydu şarkıya, nefesini verdi ve bizi çok mutlu etti. Güzel bir anı bıraktık.

  • 7

    “YENİ ŞARKILARIMIZI SÖYLEMEK İÇİN SABIRSIZLANIYORUZ”

    Mix Festival benim çok önemsediğim bir konser. Yeni albümün lansmanını yapamadık. Ekip olarak çok emek verdik bu albüme. 3 yıl çalıştık üzerinde. Albümdeki 11 şarkımızı söylemek için çok sabırsızlanıyoruz. Hatta yeni yaylılar aldık, yeni bir şeyler yapmaya çalıştık. 17 Ocak’ta konuklarımızla beraber söyleyeceğiz. Resul Dindar gelecek, Selçuk Balcı gelecek, belki bir de Ceylan Ertem gelecek. Benim yanımda olacaklar, beraber şarkı söyleyeceğiz.

  • 8

    "PSİKİYATRİST ARKADAŞIM ŞARKIMI TERAPİLERİNDE KULLANIYOR"

    O kadar umutsuz bir andaydım ki. Stüdyoda oturuyorduk Evren’le, kendisi aranjör arkadaşımız. “Bir şarkı yaptım, dinlesene” dedi. Yüreğim, kalp atışlarım birbirine geçti. “Bu kadar güzel bir şey olabilir mi?” diye düşündüm. Bir şarkı bir insana umut getirir mi? Bana getirdi. Stüdyoya girdiğimde de, sadece bir kez okudum. Daha fazlasına gerek kalmamıştı. O kadar hissetmiştim şarkıyı. Evren çok şaşırdı. Sonuçta stüdyoda diğer şarkıları 10-15 kez okuduğumuz oluyor, ama bu şarkıda stüdyoya girmemle çıkmam bir oldu. Bir daha okumak istedim ama Evren “Hayır, bu yeterli” dedi.

    Övmek gibi olmasın ama psikiyatrist bir arkadaşım var. Bu müziği terapilerinde, konuşurken kullanıyormuş gerçekten. Tedavilerde uyguluyormuş.

  • 9

    “BENCE ALBÜM, İÇİNİ DÖKME İŞİDİR”

    Sokaktan beslendim. 18 yaşımda memleketten çıktım. Önce KATÜ, sonra Eskişehir. Çok sıcak, güzel bir aileyiz biz. Bayramlarda genelde memlekete gitmeyi tercih ederim. Kalabalığız ve ben o kalabalığı çok seviyorum. Evimizde misafir hiç eksik olmazdı, hep bir neşe vardı. Eskişehir’i küçük diye bilirdim ama çok büyükmüş. Hopa’dan geldim ben sonuçta. Orada aşkları, acıları, ihanetleri, nefretleri, güzellikleri, kötülükleri, her şeyi gördüm. Onlar bir şekilde birikiyor aslında ve bir yerde çıkması gerekiyor. Ben de şarkıdan çıkıyor bunların hepsi. Aslında bir çok şeyin birikimi gibi düşünebilirsiniz. Hala da yaşıyoruz, hala sokaktayım. Muhtemelen bu yaşadıklarımı bir sonraki albümümde yine dökeceğim. Bence albüm, içini dökme işidir.

  • 10

    "ESKİŞEHİR’DE SERSERİ GİBİ YAŞIYORDUM"

    Muço Pa ile Liva albümlerini kıyasladığımızda, Muço Pa tonlama ve aranje olarak daha sert bir albümdü. Liva’da dizginleşmişiz, yerleşik hayata geçmişim. Eskişehir’de serseri gibi yaşıyordum, bir orada, bir buradaydık. Şimdi yerleşik bir hayatım var, haliyle müziğime de yansıyor bu. Nasıl yaşıyorsan, aslında öyle de söylüyorsun.

    Bana Karadeniz’in asi çocuğu diyorlar ama değilim. O Kazım abim, ona daha çok yakışıyor.

  • 11

    "SAHNEYE ÇIKTIĞIMDA HER ŞEYİ UNUTUYORUM"

    Sahneye çıktığımda, ben garip bir şekilde, her şeyi unutuyorum. Çok mutsuz olduğum anlar oluyor. “Şimdi sahneye çıkacağım” diyorum ama oraya adımımı attığımda, bambaşka bir şey oluyor bana. Oradaki ben değilim sanki.

  • 12

    "ORKESTRA ARKADAŞLARIM DELİRDİ"

    Orkestra arkadaşlarım da bana güzel ayak uyduruyor. Onların da hiç yüzü düşmüyor. Devamlı yüzü düşük adamla ben zaten müzik yapamam. Ben neşeli, yerinde duramayan adamım. Haliyle arkadaşlarım da delirdi. Ne yapsınlar? Devamlı geziyoruz, bağırıp çağırıyoruz, zıplıyoruz. İçimizden geldiği gibi davranıyoruz.

  • 13

    "ABİM TRABZONSPOR’LUYDU AMA BEN FENERBAHÇE’LİYİM"

    Abim Trabzonspor’luydu ama ben Fenerbahçeli’yim. Ne güzel, değil mi? Aslında ülkenin de ihtiyacı olan şey bu bence. Abi Trabzon’lu, kardeş Fenerbahçe’li. Çocukken öyle karar vermişim. Takım değiştirmek de bence çok saçma bir şey. “Bugün Fener’liyim, yarın Galatasaray’lıyım” diyemezdim yani. Küçükken Fener’liydim, hala da Fener’liyim."

  • 14

    Hafta içi her akşam 18.20’de yayınlanan 20 Dakika’nın tekrar bölümleri, ntvradyo.com.tr’de.