Hızır Tüzel röportajları

Hızır Tüzel röportajlarından akılda kalan kareler

  • 1

    ‘Testosteron’ oyuncularıyla röportajından

    Hızır Tüzel: Oyunda testosteron kurbanı yedi kişiyi canlandıran oyunculara da bu hormonla ilgili düşüncelerini sordum. Önce oyunda giderek bilge bir kişilik edinen garson rölündeki Tuna Kırlı yanıtladı; “Biz tiyatro sanatçılarının testosteron seviyesi sahnede hayli yükseliyor sanıyorum. Sonuçta bir alkış isteğinin bile altında biraz da bu var.”
  • 2

    Yavuz Seçkin’le röportajından

    Hızır Tüzel: Taklit konusunda sınır tanımayan Yavuz bu işlere nasıl başlamış peki? Yavuz Seçkin: Bazen benim için genç komedyen diyorlar, ama kırk yaşındayım. Yaklaşık on iki yıldır bu piyasadayım.
  • 3

    Ali Poyrazoğlu'yla röportajından

    Hızır Tüzel: Haberlerde artık kendimizden ziyade başkalarının baldır bacak durumlarını, dedikoduları, kavgaları filan izliyoruz. Format biraz değişti galiba, ne dersiniz? Ali Poyrazoğlu: Buna postmodernizm diyebiliriz. Sulandırılmış, yamalı bohça gibi. Her şeyi yan yana getirip birbiriyle alakası olmayan şeyleri birbirine ekleyip, yamalı bohça gibi sunmak.
  • 4

    Burcu Yılmaz’la röportajından

    Hızır Tüzel: İnsanlar ney çalan bir kadın görünce şaşırıyor mu? Burcu Yılmaz: Evet, çok şaşırıyorlar. Ak sakallı bir dede ya da türbanlı bir kadın olmamı, erkeklerle tokalaşmamamı bekleyen insanlar var.
  • 5

    Gani Müjde’yle röportajından

    Hızır Tüzel: Bir de kusura bakmayın ama sizi ekranlarda filan hep gülerken ya da sırıtırken görüyoruz. Ne var bu kadar sırıtacak? Gani Müjde: Çünkü bu aslında hayata karşı bir meydan okuyuş. Neden vahşi hayvanlar aslında saldırı ve savunma anında dişlerini gösterir? Sırıtmak da diş göstermedir bir anlamda çünkü. Sırıtmak çok güzel bir şeydir sonuçta...
  • 6

    Gazanfer Özcan’la röportajından

    Hızır Tüzel: Son yıllarda maddi manevi acılar yaşadınız. Hayal ediyor musunuz bir sahil kasabasında kafayı dinlemeyi? Gazanfer Özcan: Gayet tabii. Özlediğimiz tek şey o ama buna zaman yok. Evde dinlenmeye zamanım yok. Yarın ne yapacağımı bilmiyorum mesela. Çekimlerin günleri, saatleri değişebiliyor. Bazen itfaiye gibi bekliyoruz. Tabii keşke hep ayakta kalsak da böyle çalışsak.
  • 7

    Haluk Bilginer’le röportajından

    Hızır Tüzel: Bu kadar çok işi bir arada yapmak zaman zaman bir yabancılaşma yaşatıyor mu size? Haluk Bilginer: ‘Bir işin iyi yapılmasını istiyorsan, vakti olmayana ver’ diye bir atasözü vardır, çok severim. İnsan hayatta sevdiği şeyler için her zaman vakit bulabiliyor. Ve ben de bütün bu yaptıklarımı çok seviyorum. Ondan herhalde. Yabancılaşma filan hiç olmuyor
  • 8

    Hülya Koçyiğit’le röportajından

    Hızır Tüzel: Yıldızlar yaş ilerledikçe mutsuz olur, var mı böyle bir durumunuz? Hülya Koçyiğit: Yok ama katılıyorum ben de buna. Gençlik enerjisi diye bir şey var, hayatta var olan her şeye karşı bir açgözlülükle sahip olabilme durumuna sokuyor insanı.
  • 9

    Sefarad’la röportajından

    Hızır Tüzel: "Sefarad müziğinin belli bir özelliği var mıdır?" diye soruyorum. Cem anlatıyor: "Genel özelliği yapılan müzikte değil, dilindedir. Çünkü bu bir göçmen müziği...”