Yalnızlığın şifresi: Bu üç kişilik özelliği ömür boyu bekarlığın habercisi olabilir!
28.12.2024 08:27
Son Güncelleme: 28.12.2024 11:21
Birini hayat boyu bekar olarak hayal etmeniz gerekse, aklınıza "kedileriyle yaşayan kadın" gibi klişeler gelebilir. Ancak bilim bu konuda farklı bir tablo çiziyor. Bremen Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, bir kişinin uzun süreli bekar kalmasının bazı temel kişilik özellikleriyle bağlantılı olabileceğini gösterdi. İşte bekarlığı etkileyen kişilik özellikleri.


HANGİ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ BEKARLIĞI ETKİLİYOR?
Bremen Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, hayat boyu bekar kalan kişilerin genellikle daha az dışadönük, daha az vicdanlı ve deneyimlere daha kapalı olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, bu kişilerin yaşam memnuniyetleri de ilişki yaşayan bireylere kıyasla daha düşük.

Araştırmayı yürüten Dr. Julia Stern, bu durumu “Hayatları boyunca bekar kalan bireylerin, partner edinen insanlardan belirgin şekilde farklı özelliklere sahip olduğunu görüyoruz. Bu kişilerin daha fazla ilgi ve desteğe ihtiyaç duyduğu açık." şeklinde anlattı.

77 BİN KİŞİ İNCELENDİ
Araştırma kapsamında, 50 yaş ve üzerindeki 77 binden fazla kişi incelendi. Katılımcılar, kişilik özellikleri ve yaşam memnuniyetlerini ölçen anketlere katıldı. Araştırmada, katılımcılar beş farklı gruba ayrıldı:
Şu anda partneri olanlar,
Hiç partnerle yaşamamış olanlar,
Hiç evlenmemiş olanlar,
Uzun süreli bir ilişkisi olmayanlar,
Geçmişte bir partnerle birlikte yaşamış ama şu anda bekar olanlar.


KÜLTÜR VE YAŞA GÖRE DEĞİŞİYOR
Araştırma, bekarlığın kültür ve yaş gibi faktörlere göre değiştiğini de ortaya koydu.
Örneğin, evlilik oranlarının yüksek olduğu ülkelerde bekarlık, bireylerin mutluluğunu daha olumsuz etkiliyor. Bunun aksine, kadınlar bekarlık durumunda erkeklere göre daha mutlu görünüyor.
Yaş ilerledikçe insanlar bekarlıkla daha barışık hale geliyor. Yaşlı bireyler, orta yaşlı bekarlara göre daha yüksek yaşam memnuniyeti bildiriyor.

SEÇİLİM Mİ, SOSYALLEŞME Mİ?
Araştırmacılar, bu kişilik farklılıklarının doğuştan mı geldiği (seçilim) yoksa uzun süre yalnız kalmanın etkisiyle mi ortaya çıktığı (sosyalleşme) konusunda net bir sonuca varamadı.
Ancak kanıtlar, daha çok seçilim teorisini destekliyor. Stern, “Dışadönük bireylerin ilişkiye girme olasılığı daha yüksek” diyerek bu teoriyi vurguluyor.
