Dorukhan Büyükışık’ın ölümünde delil karartma iddiasıyla 26 sanığa hapis istendi
26.09.2026 11:52
Son Güncelleme: 26.09.2026 12:02

Ethem Büyükışık, oğlunun ölümünün aydınlatılması için mücadelesini sürdürüyor.
Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin soruşturmada delil karartma ve yalan tanıklık suçlamalarıyla 26 sanığın cezalandırılması istendi.
İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2018’de bir inşaat alanında ölü bulunan, emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık ’ın ölümüne ilişkin hazırlanan 262 sayfalık yeni iddianame kabul edildi ve ana davayla birleştirildi.
26 yaşındaki Büyükışık ’ın sırtına demir çubukla vurularak öldürülmüş olabileceği değerlendirmesi ve delillerin karartıldığı iddiaları dosyaya yansıdı.
İSTENEN CEZALAR
Yeni iddianamede, aralarında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y., Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri İ.K., olay yeri inceleme büro amirleri ile inşaat şirketinin ortakları M.M.T. ve oğlu M.T.T.'nin de bulunduğu 25'i tutuklu 26 sanık hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “yalan tanıklık” suçlarından 6 aydan 7,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
YENİ TESPİTLER DOSYADA
İddianamede Büyükışık'ın ölüm nedenine dair elde edilen yeni bilgi ve tespitler oluşturdu.
Dosyada, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubuk ile vurularak darbedilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği değerlendirmesine yer verildi.
İddianamede, yüksekten düşme ihtimalinin bilimsel olarak dışlanmadığı ancak sırt bölgesine alınan demir çubuk darbesi iddiasının cinayet şüphesini güçlü bir şekilde desteklediği vurgulandı.
“ZİNCİRLEME AKSAKLIKLAR VE ORGANİZE MÜDAHALELER TESPİT EDİLDİ”
Teknik incelemeler neticesinde ilk yapılan çalışmalarda zincirleme aksaklıklar ve organize müdahaleler tespit edildi.
Olay yerinin başlangıçta muhafaza edilmediği, maktule ait eşya ve araç üzerindeki izlerin zamanında incelenmediği, zamana duyarlı biyolojik örneklerin ancak 13 ay sonra kriminal incelemeye gönderilmesi nedeniyle genetik testlerden sonuç alınamadığı da iddialar arasında yer aldı.
Şantiye alanındaki kamera kayıtlarının tamamının temin edilmediği, dosyaya sonradan giren görüntünün kaynak bilgilerinin silindiği ve teknik müdahaleler yapıldığı öne sürüldü.
Ayrıca, iddianamede maktulün cep telefonu ile araç anahtarının konum verilerindeki uyumsuzluklar delil muhafaza zincirinin kesintiye uğratıldığını kanıtlarken, adli görevlendirmesi bulunmamasına rağmen olaya dahil olan dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.'nin inşaat şirketi yöneticileriyle yoğun iletişim kurarak delil süreçlerini etkilediği ve gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu da ileri sürüldü.
“27 METREDEN DÜŞEN BEDENDE NEDEN TEK DAMLA KAN YOKTU”
Davanın ilk duruşmasının 6 Kasım 2026 tarihinde görüleceğini açıklayan baba Büyükışık, şöyle konuştu:
“Her üç davanın birleşiminden oluşan yeni dava 6 Kasım 2026 günü İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek ve ilk defa 26 sanık hep birlikte hakim karşısına çıkacak. O gün yapacağımız sunumla bu organize suç çetesinin bu suçu nasıl işlediğini dakika dakika, saniye saniye tüm kanıtlarıyla açıklayacağız. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nda devam eden soruşturmada, oğlumun 27 metre yükseklikten düştüğünü iddia eden bu sahtekar uzmanlara şu soruları soracağız: 27 metreden beton zemine düşen bir canlıda kol, bacak, omurga ve kalça kemiklerinde kırıklar, kafa parçalanması ve harici kanama olması gerekirken Dorukhan'da neden tek bir damla kan izi yoktu? 27 metre yükseklikteki binadan, 10 metre çatı katı balkon duvarından 6 metre 35 santim ilerideki beton istinat duvarı üzerine oğlum nasıl uçarak gitti? Uçarak gittikten sonra beden yere temas etmeden önce iki sıra demir korkuluğun altına boğazına kadar girerken nasıl o demirlere çarpmadı, parçalanmadı? Bu biyoloji ve fizik sorularını sorup 'Neden sahte rapor verdiniz, motivasyonunuz neydi, kime güvendiniz, devlete nasıl meydan okudunuz?' diyeceğiz.”


