Nükleer enerji ve fosil yakıtlardan bağımsız kalmak isteyen ülkeler, yenilenebilir enerjinin en ekonomik ve elde edilmesi kolay türü olan rüzgara geçiş yapıyor.

Almanya'nın kısa süre önce Kuzey Buz Denizi'nde hayata geçirdiği ve 80 bin türbninin yer aldığı rüzgar çiftliğinin ardından, yüzbinlerce hane, sanayi tesisi ve iş merkezlerini aydınlatacak rüzgar çiftliklerinin sayıları giderek artıyor.

Rüzgar enerjisi, bir fandan farkı olmayan türbinlere dayanıyor. Fanlar, rüzgar oluşturmak için elektrik kullanırken, rüzgar türbinleri bu işlemin tam tersini yapıyor. Rüzgarın kinetik enerjisi, türbinlerin pervaneleri tarafından mekanik enerjiye dönüştürülüyor. Elde edilen elektrik, tarım alanlarında su pompalamadan evleri aydınlatmaya ve jeneratörleri çalıştırmaya kadar birçok şekilde kullanılabiliyor.

Kuzey Buz Denizi'ndeki rüzgar çiftliği gibi, binlercesi bir araya getirilen türbinler, dev elektrik santrallerine dönüşüyor. 'Yeşil'santraller, sayıları arttıkça Dünya'ya giderek artan faydalar sunuyor.

Rüzgar enerjisinin ekonomik ve çevre dostu faydaları şu şekilde sıralanabilir:

· Atmosferde bol ve serbest olarak bulunur,

· Atmosfere hiçbir zararlı atık madde salınmaz,

· Fosil ve nükleer yakıtlı santrallerin aksine toprağa veya su kaynaklarına atık madde karışması riski doğurmaz,

· Kaynağı güvenilirdir, tükenme ve zamanla fiyatının artma riski yoktur,

· Maliyeti günümüz güç santralarıyla rekabet edebilecek düzeye gelmiştir,

· Bakım ve işletme maliyetleri düşüktür,

· İstihdam yaratır,

· Hammaddesi tamamıyla yerlidir, dışa bağımlılık yaratmaz,

· Teknolojisinin tesisi ve işletilmesi göreceli olarak basittir,

· İşletmeye alınması kısa bir sürede gerçekleşebilir.