İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan ekonomik krizler ve artan petrol fiyatlarına tepki olarak, herkesin satın alabileceği, küçük ve ekonomik bir araç tasarlanması amacıyla doğan Mini’nin ilk modeli 1959 yılında piyasaya sürülmüştü. O yıllarda büyük yankı uyandıran, farklılığını hissettiren Mini, tarzını günümüze kadar koruyarak büyük başarılara imza attı. Eski modellerinin dahi modası geçmeyen, birbirinin devamı olarak nitelendirilebilecek görünümlere önem veren Mini, ilk modelinin 497 Pound’a satıldığı Cooper’ın son versiyonunda da önemli ilerlemeler kaydetmiş.

İlişkili Haberler


Tasarım

Otomobile dışarıdan baktığımda geçmişe atıfta bulunan, göz şeklinde tasarlanmış yuvarlak, krom çerçeveli büyük LED ön farlar ve arka stop lambaları, altıgen radyatör ızgarası ve sade yan tasarım ilk göze çarpan noktalar. Mini’nin kimliğini devam ettirmek adına çok radikal değişiklikler yerine günümüz tasarım anlayışını küçük dokunuşlarla karosere yansıtmayı başaran aracın çok şık olduğunu düşünüyorum. Test aracımızda bulunan Volkanik turuncu rengiyle İstanbul caddelerinde oldukça dikkat çeken yeni Mini Cooper’ın beş farklı gövde rengi ve ücretsiz olarak sunulan kontrast renk tavan seçeneği bulunuyor.

İç Mekan

Bence yeni Mini Cooper’ın iç mekanı aracın en eğlenceli yanı. Klasik iç tasarımlarına inat her şeyin farklı olmasını isteyen bir anlayışla dizayn edilen kokpit özellikle gece yolculuklarında müthiş derecede göz alıcı oluyor. Aracın koltuğuna oturup kapınızı kapattığınızda gözü rahatsız etmeyen, yumuşak, ama rengarenk bir iç mekanla karşılaşıyorsunuz. ‘Hem rengarenk, hem gözü rahatsız etmeyen nasıl oluyor?’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim, ama inanın yeni Mini Cooper’ın kokpiti aynen böyle. Test aracımızdan örnek verecek olursam; kapı açma kolundan pembe-mor, vites kolunu çerçeveleyen halkadan mavi, gösterge panelinden turuncu, kokpitin ortasına konumlandırılan Mini merkezi göstergeyi saran LED çerçeveden çıkan kırmızı renklerle yolculuk ediyordum.

Burada bir parantez açarak Mini merkezi göstergeden bahsetmekte fayda var. Konsolun tam ortasında yer alan merkezi gösterge paneli aracın hem şıklığını artırıyor, hem de teknolojik bütün ayarları üzerinde topluyor. Bir nevi yeni Mini Cooper’ın oyun konsolu olarak da tanımlayabiliriz. Bütün multimedya, ses sistemi ayarları ve araç güvenlik uyarıları bu ekrana yansıyor. Yani direksiyonun arkasına konumlandırılan hız, yakıt ve devir göstergelerinin haricinde araçla ilgili kontrol etmek istediğiniz her şeye buradan ulaşabiliyorsunuz. Geri vitese geçtiğinizde ekranın geri görüş kamerasına dönüştüğünü de unutmamak gerek. Ayrıca, O şeklinde tasarlanmış gösterge panelini çevreleyen LED ışıklar araca binen herkesin dikkatini çekiyor. Çünkü LED’ler müziğin sesini açtığınızda, aracı çalıştırmaya hazırlandığınızda, sürüş modu değiştirdiğinizde, kısacası neredeyse her hareketinizde renk değiştirerek sizi takip ettiğini belirtiyor. İç mekanla ilgili belirtmek istediğim son nokta araç içi rahatlığı. 3.8 metrelik bir araca göre yeni Mini Cooper’ın içi oldukça ferah. Bana göre bu durumun en önemli nedeni büyük tasarlanmış camlar. Bu sayede araç içeriye çok ışık alıyor ve ince A sütunları sayesinde kör noktaları azaltıyor. Ön koltuklarda oturma pozisyonu gayet rahat. İki kapılı test aracında 1.88 boyunda olmama rağmen rahat ettiğimi söyleyebilirim, fakat arka koltuklar için aynı şeyi söylemek zor. Bir önceki versiyona göre 23 mm artırılan arka koltuk yüzeyine rağmen, iki yetişkinin arka koltukta seyahat etmesi çok kolay değil. Bagaj hacmi de 51 litre artırılarak 211 litreye yükseltilmiş.

Motor ve Yakıt

Test aracımızda 3 silindirli, 1.5 litre 136 beygir güç üreten benzinli motor bulunuyordu. 6 ileri otomatik vitesle kombine edilen motorun tepkilerini de, şanzımanla uyumunu da beğendim. Yaklaşık 8 saniyede 100 km/s hızlanmasını tamamlayan Mini Cooper’ı şehir içinde yoğun trafikte, klima açık olarak kullandım. 100 kilometrede ortalama 7 litrenin biraz üzerinde tüketim oranına ulaştım. Ben aracı zorlayarak bu tüketim değerine ulaştım, ama yakıt tasarrufu yapmak isteseydim Mini Cooper’ın sürüş modlarından ‘Green’i seçerek ciddi oranda tüketimi azaltabilirdim. ‘Green’ mod seçildiğinde çevreyi daha az kirletiyor, şanzıman ve motor tepkileri ani hareketlere izin vermiyor. Bu sayede maksimum yakıt tasarrufu için otomobil sürücüsüne yardımcı oluyor.

Yeni MINI Cooper Test videosu...

Benim en beğendim sürüş modu ‘Sport’ oldu. Çünkü aracı ‘Sport’ moda aldığınızda gösterge panelinde ‘Go Kart Hissi’ uyarısı çıkıyor, LED ışıklar kırmızıya dönüyor ve değişim başlıyor. Aracın motor tepkilerinden şanzıman cevaplarına, direksiyon sertliğinden amortisör ayarlarına kadar birçok parametre değişiyor. Hızlanma isteği artan otomobilin viraj kabiliyeti de artıyor. Ama daha sert ve yoldaki her bozukluğu hissedecek bir yolculuğa katlanmanız gerekiyor. ‘Green’ modu çok yavaş, ‘Sport’ modu da fazla sert bulanlar için ‘Mid’ seçeneği de mevcut. Bu mod klasik Mini sürüş keyfini vaat ediyor, ortalama ayarlarla seyahat ettiriyor.

Fiyat

Yeni Mini Cooper’ın baz fiyatı 81 bin TL’den başlıyor. Donanım açısından zengin olan cam tavanlı test aracımızın fiyatıysa 113 bin 400 TL.Hatch, coupe, cabrio, roadster, countryman gibi değişik versiyonları ve motor seçenekleri bulunan aracın 143 bin TL’ye varan fiyat etiketleri var. Aracın müzik sisteminden koltuklarına, jant seçiminden iç mekan renklerine kadar birçok noktada kişiselleştirme opsiyonu bulunuyor. 

Teknik özellikler

Mini Cooper
1.5 litre benzinli
136 hp @ 4500-6000 d/d
220nm @ 1250 d/d
Karma yakıt tüketimi 4.8 litre
0-100 km/s : 7.9 saniye
Maksimum hız: 210 km/s
Test aracı fiyatı: 113.400 TL