"112 Acil" hattına yapılan 7 milyon çağrının yüzde 90'ı asılsız

Hastalıklarına şifa arayanlara bir telefon uzaklıktaki 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan yılda yaklaşık 7 milyon ihbarın yüzde 90'ını asılsız çağrılar oluşturuyor.

"112 Acil" hattına yapılan 7 milyon çağrının yüzde 90'ı asılsız

Acil bir hastanın, yaralının ya da hayati tehlikesi bulunan bir vatandaşın yaşama tutunması gayesiyle 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet veren 112 Acil Hizmetleri'nin il genelindeki 3 binden fazla çalışanı, acil çağrı hattının yer teyidi, adres danışma, ambulans ihtiyacı bulunmayan durumlarda aranma, çağrı bırakılıp kapatılması, numaradan isim sorgulama, telefon operatörleri yerine aranma gibi çeşitli sebeplerle gereksiz yere meşgul edilmesinden muzdarip.

112 ÇALIŞANLARININ SORULARINA YANIT VERİLMİYOR

112 Acil Hattı yaklaşık ayda 600 bin, yılda 7 milyon çağrı alırken, bu çağrıların yüzde 90'ı asılsız ihbarlardan oluşuyor. Ayrıca acil çağrı hattı çalışanları, hastaya çabuk ulaşmak ve doğru müdahalede bulunmak amacıyla telefonda hastaya ya da yakınına sordukları "yaşı", "cinsiyeti", "tıbbi geçmişi", "bulunduğu yerin açık adresi", "bilincinin yerinde olup olmadığı", "nefes alıp almadığı", "kanaması ya da göğüs ağrısı olup olmadığı", "yaranın yeri ve nasıl meydana geldiği" gibi soruların lüzumsuz algılanarak, yanıt verilmemesinden yakınıyor.

Avrupa ve Anadolu yakalarında birer tane olmak üzere, 'daki iki Komuta Kontrol Merkezi vatandaşlara en hızlı hizmeti sağlamak için gayret gösteriyor.

KENTTE 3 BİNDEN FAZLA SAĞLIK ÇALIŞANI BULUNUYOR

Avrupa İl Ambulans Servisi Başhekimliği Başhekimi Uzm. Dr. Fatih Türkmen, İstanbul Avrupa 112 Komuta Kontrol Merkezi'nin ambulansların yönetildiği ve çağrıların karşılandığı yer olduğunu söyledi.

Avrupa Yakası'ndaki yaklaşık 1000 komuta kontrol merkezi çalışanının nöbet usulü 7/24 hizmet verdiğini belirten Türkmen, ayrıca, İstanbul halkının tüm hastaneler arasındaki hizmetinin yine bu noktadan karşılandığını dile getirdi.

İstanbul genelinde toplam 272 acil yardım istasyonu bulunduğunu aktaran Türkmen, bu istasyonlarda faal olarak görev yapan 416 kara ambulansı bulunduğunu, bunların 9'unun yenidoğan hastalara özel kuvözlü ambulanslar, 3'ünün obez ambulansları, 2'sinin de 4 yataklı ambulans olduğunu kaydetti. Türkmen, bunların dışında 2 deniz ve 1 helikopter ambulansla da İstanbul halkına hizmet verdiklerini anlattı.

İl genelinde 3 binden fazla sağlık çalışanı bulunduğuna işaret eden Türkmen, "Bunların bir kısmı doktor, bir kısmı paramedik, bir kısmı acil tıp teknisyeni, bir kısmı da sürücü. Bu sağlık çalışanlarımız, gelen çağrıyı en kısa sürede değerlendirerek, en ideal, en uygun konumdaki ekip olarak, en kısa sürede tam donanımlı, yoğun bakım şartlarındaki ambulanslarımızla olay yerine intikal ederek hizmet vermekteler." diye konuştu. 

Kentteki tüm ambulansların yoğun bakım şartlarına uygun olduğunu, hayatını yoğun bakım şartlarında devam ettirmesi gereken bir hasta için her türlü tıbbi ilaç ve malzemeyi barındıracak şekilde dizayn edildiklerini belirten Türkmen, bazı ambulanslarda da doktorların bulunduğunu ve olay yerine intikal ettiklerinde hastane ortamında gibi gereken tüm müdahaleyi orada gerçekleştirebildiklerini aktardı.

"KARŞILAŞTIĞIMIZ EN BÜYÜK SORUN GEREKSİZ ÇAĞRILAR"

Fatih Türkmen, büyük bir metropol olan İstanbul'da en büyük sorunlarının trafik ve ambulans sistemine adapte olmayan sürücüler olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"Tabii ki bunun içerisinde ambulans sirenini görünce ortaya çıkan panik de var. Biz vatandaşlarımıza panik olmamalarını ve acil durumda, sağlı sollu fermuar sistemiyle ambulansa yol vermeleri gerektiğini söylüyoruz. Kesinlikle frene basmamaları ve araçlarımızı yakın şekilde takip etmemeleri gerekiyor. Çok yapılan hatalardan biri de ambulanslarımız hızlı giderken peşine takılmak. Burada da en fazla karşılaştığımız ambulanslarımıza arkadan yapılan kazalar. Ambulans yüklü bir cihaz, içerisinde hastayla birlikte en az 4 kişi bulunuyor ve donanım var. Fren yaptığında arkasından gelerek çarpan araç, tıbbi müdahaleyi engellemiş oluyor. Ayrıca, ambulanslarımızın çıkış noktalarına park edilmesi de zaman zaman karşılaştığımız bir sorun."

Karşılaştıkları en büyük sorunun "gereksiz çağrı" olarak tabir ettikleri aramalar olduğuna dikkati çeken Türkmen, "112 hattını arayarak çocukların gereksiz yere meşgul etmesi, başka yerler aranacakken 112'nin aranması veya aranıp çağrı atılıp kapatılma durumları, ambulans ihtiyacı olmayan durumlar için aranması, adres sorma, yer teyidi gibi soruların sorulması bizim en büyük sorunumuz. İl genelinde yaklaşık 7 milyon çağrı almaktayız. Maalesef bunun yüzde 90'ı gereksiz, asılsız çağrılar olarak geçmektedir." şeklinde konuştu.

Türkmen, gereksiz çağrılarla ilgili cezai müeyyide bulunduğunu dile getirerek, bunları gerekli mercilere ilettiklerini kaydetti.   

112 Acil çalışanlarını "gizli kahraman" olarak tanımlayan Türkmen, "Çünkü olay yerinde müdahaleyi yaparız ve hastanelere hastalarımızı intikal ettiririz. Genelde aslan payı hastanede yapılan müdahalelerde olur. Ancak biliyoruz ki, hastane öncesi hizmetler acil sağlık hizmetlerinde en önemli yeri teşkil ediyor. Olay yerine ilk varıp, gerekli triyaj sağlayıp, gerekli ilk acil müdahaleyi yapıp, uygun şartlarda hastaları transfer etmek hastalarımızın hem uzuv kaybını minimuma indiriyor hem de hayati fonksiyonlarını en iyi şekilde devam ettirmelerini sağlıyor." değerlendirmesinde bulundu.

"VATANDAŞLARIMIZ SORULARIN VAKİT KAYBI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR"

İstanbul 112 Acil Avrupa Komuta Merkezi Şefi Dr. Sema Selvioğlu Çetinkaya da görevine 1994'te 112'i ilk açıldığında başladığını söyledi.

Çetinkaya, Avrupa Yakası'ndaki 163 ambulansın telsiz ve iletişimlerle 112 Acil Avrupa Komuta Merkezi'ne bağlı olduğunu ve bu yakadan 112 hattını arayan vatandaşların çağrılarının kendilerine düştüğünü aktardı.

Çağrı geldiğinde ilk olarak bunun asılsız olup olmadığını kontrol ettiklerini dile getiren Çetinkaya, sağlık çağrısı olduğunu anladıklarında ise hastayı sağlıkçı ekibe yönlendirerek kendisinden adres aldıklarını, vakanın ya da hastalıklarının ne olduğunu öğrendiklerini ve bilgiler sonucunda en uygun ekibin ve ambulansın olay yerine intikal ettiğini anlattı. 

Sema Selvioğlu Çetinkaya, hastanın adresi ile hastalığının ne olduğunu öğrenmek için 2 dakikaları olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: 

"Bu 2 dakikada sorduğumuz sorular çok önemli. Bizim tek görevimiz sadece çağrıyı almak değil aynı zamanda belirli ön tanılar ve sorularla hasta yakını ve hastaya ilk yardım bilgisi de vermek. Hasta yakınlarına ve hastalara mutlaka yaş, cinsiyet, yanında kimin olduğunu, bilincinin açık olup olmadığını, nefes alıp almadığını soruyoruz. Bu soruları bazen gereksiz gibi algılayabiliyorlar. Halbuki bunlara göre yardımı telefonda verebiliyoruz. Eğer bilinci kapalıysa yan yatış pozisyonu verdirebiliyoruz. Bir yeri kanıyorsa ona uygun şekilde ilk yardım bilgisi verebiliyoruz. Nefes alıyorsa ve konuşabiliyorsa ona başka sorular sorabiliyoruz. Ama bunlar yoksa daha konuşma esnasında ambulansı çıkartabiliyoruz. O yüzden, lütfen vatandaşlarımız sorduğumuz sorulara panik yapmadan uygun cevapları versinler. Arayan kişinin özellikle hastayı görmesini istiyoruz. 'Görüyor musun?' diye de soruyoruz, çünkü görürken bilgi vermesiyle uzaktan bilgi vermesi arasında fark oluyor."

"YOL AÇMAYA ÇALIŞIRKEN GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ"

Acil Tıp Teknisyeni Düriye Demir Yazıcı da 13 yıldır İstanbul 112'de çalıştığını söyledi. 

Adrenalini yüksek bir iş yaptıklarını söyleyen Yazıcı, bir insanın sorumluluğunu almanın hem mesleki hem de vicdani olarak ağır bir yükümlülük olduğunu, tecrübe ve bilgileriyle bunu üstlenmeye çalıştıklarını ifade etti. 

Yazıcı, çağrı geldikten sonra vakaya ulaştıklarında bazı sorunlarla da karşılaşabildiklerini belirterek, şunları aktardı: 

"Hasta yakınları çok zaman geçtiğini söylüyorlar. Kendileri panik içerisinde oldukları için 1 dakika onlara 10 dakika gibi geliyor. O yüzden hemen alıp gitmemizi istiyorlar. Biz taksi değiliz, arkada müdahale ediyoruz. Bunu anlamalarını istiyoruz. İnsanların yakınına bir an evvel müdahale etmemizi istemeleri, bizi dört bir yandan çekiştirmeleri zor olan şeyler. Yol açmaya çalışırken de epey güçlük çekiyoruz. İnsanların bilinçlendiğini düşünüyorum, eskisi gibi değil ama bize daha anlayışlı yaklaşırlarsa çok mutlu oluruz."

Sayfa Yükleniyor...