Anne karnında organların ve yüzün oluşumu sırasında bütün bebekler yarık dudaklıdır. Bebek yüzü anne karnında üç ana parçanın birleşmesi ile oluşur; orta parça ve iki yandaki parçaların birleşmesi ile önce sırasıyla alt ve üst dudaklar, daha sonra damak şekillenir. Bazen bu birleşme tam olmaz ve çeşitli şekillerde yarıklar oluşur. Eğer parçalar ağız çevresinde hiç birleşmemişse tam dudak–damak yarığı, bir yanda ve kısmen birleşmemişse kısmi yani tek taraflı dudak yarığı veya sadece damak yarığı oluşuyor.

Damak yarığı, kızlarda sık olmasına rağmen iki veya tek taraflı dudak yarığı, erkek bebeklerde daha sık görülüyor. Genellikle böyle bir sorunla karşılaşılan bebeklerin ailelerinde de dudak-damak yarıklı bireyler olabiliyor. Genetik nedenlerin yanı sıra gebeliğin ilk 3 ayında annenin maruz kaldığı radyasyondan, geçirdiği psikolojik travmaya, ilaç kullanımı, vitamin eksikliği ve fazlalığına kadar çok sayıda etken soruna neden olabiliyor.

Dudak - Damak Yarıkları Derneği’nin Kapadokya’da gerçekleştirdiği kongrede sorun masaya yatırıldı. Dernek başkanları Hacettepe Üniversitesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dal’ndan Prof. Dr. Figen Özgür ve Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dal’ndan Prof. Dr. Servet Doğan'ın dudak-damak yarıkları hakkında verdiği bilgiler şöyle: "Dudak- damak yarıkları, baş-boyun bölgesinin en çok görülen doğumsal anomalisidir. Doğumsal şekil bozukluklarının yüzde 90’ını bunlar oluşturur. Dünyaya gelen 700-1000 bebekten biri dudak damak yarıklıdır. Türkiye istatistik kurumu verilerine göre 2013 yılında Türkiye’de 1.283.062 canlı doğum olmuştur. Bir yılda 1.283.062 doğum oluyorsa yaklaşık 1500 bebek dudak-damak yarıklı doğuyor demektir.

TEDAVİ MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM GEREKTİRİYOR
Dudak damak yarıklarının tedavisinde bu iş için uzmanlaşmış farklı disiplinlerin uyumlu çalışması ile başarılı olmak mümkündür. Bu bebekler henüz anne karnında fark edildiği anda takımın işi başlar ve erişkin yaşa kadar, hatta bazen ömür boyu devam eder. Bu uzun soluklu tedavi süresince farklı disiplinler aynı veya farklı zamanlarda hasta ile daha çok ilgilenerek tedaviyi sürdürürler. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, Ortodonti, Konuşma Terapisi, Odyoloji bu disiplinler içerisinde en çok rol üstlenen birimlerdir. Ancak bu şekilde bir takım çalışması sayesinde dudak-damak yarıklı çocukların tüm sorunlarının giderilmesi mümkün olmakta ve onların sağlıklı birer erişkin olarak toplumda yerlerini almaları başarılmaktadır.

GEBELİĞİN SONLANDIRILMASMINA GEREKÇE DEĞİL
Teknolojinin giderek mükemmelleştirdiği görüntüleme yöntemleri artık bu hastalığın çocuk doğmadan önce tanınmasına olanak sağlamakta. Ancak gebelikte dudak-damak yarıkları olduğunun fark edilmesi, gebeliğin sonlandırılarak bebeğin alınmasına neden olacak bir durum değildir. Çünkü çocuklar ameliyatla normale yakın hale gelirler. Ameliyatın başarısı ise takım çalışması, cerrahi tedavinin zamanlaması ve bu hastaların ailelerinin de sabırla bebeklerini kontrollere getirmeleri, onlarla bol oyun oynamaları ve iyi takip etmelerine çok bağlıdır. Aslında yüzdeki yarıklar sadece dudak ve damak çevresiyle sınırlı olmayabilir. Daha nadir olsa da yüzün ortasından yana doğru belli hatlarda çok sayıda yarık oluşabilir, yani yüz bu hatlarda da birleşemeyerek deforme bir şekil alabilir. Bunların da cerrahi olarak onarımları mümkündür.

OKUL BAŞARISIZLIĞINA DA YOL AÇIYOR
Çocuklar okula başlamadan varsa yüz görünümlerindeki bozuklukları ve konuşma-işitmelerini iyi hale getirmek gerekir. Okul çağındaki çocukların acımasız olduğunu unutmayarak cerrahi olarak yapılabilecekler varsa yapılmalıdır. Diğer taraftan ortodontik tedavi devam etmektedir ve bu süreçte köpek dişi sürerken kemik eksiği olan alana kemik koymak uygun olacaktır. Sonrasında gene ortodontik tedaviler devam edecek, üst çenenin durumuna göre birtakım müdahalelerin yapılması gerekebilecektir. Erişkin yaşa ulaşıp kemik gelişimi tamamlandıktan sonra, üst çene kemiğinin öne alınması veya burun ameliyatları gibi ameliyatlar da yapıldıktan sonra bu çocukların takipleri azaltılabilir. Ancak estetik veya ortodontik açıdan tedaviler hastanın ihtiyacı olduğu sürece devam edecektir.”