Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de yaklaşık 30 bin kişi, hayata tutunmak için organ nakli bekliyor. Ankara Üniversitesi Kadın Platformu tarafından, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu "Türkiye'de Organ Naklinde Yaşanan Güncel Durum ve Sorunlar" konulu panelde bu konu masaya yatırıldı. 

Organ naklinin, son dönem organ yetmezliğinde dünyada altın standart olarak kabul edilen bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan AÜ Tıp Fakültesi Organ Nakli Ünitesi Karaciğer Sorumlusu Doç. Dr. Deniz Balcı, 2000'li yıllardan itibaren canlı vericiden nakillerin yapıldığın dile getiren Balcı, en çok nakil yapılan ülkeler içerisinde Türkiye'nin orta sıralarda yer aldığını kaydetti.

Balcı, Türkiye'nin kadavradan yapılan nakil sayısında canlıdan yapılan sayıyı yakalayamadığının altını çizerek, kadavradan nakillerde Türkiye'nin çok daha duyarlı olması gerektiğini bildirdi. Geçen yıl toplam 4 bin 293 nakil gerçekleştirildiğini belirten Balcı, çok sayıda kişinin nakil sırasındayken hayatını kaybettiğine işaret ederek, "Karaciğer nakli için nakil bekleyenlerin yüzde 60'ı ve akciğer nakli için bekleyenlerin de yüzde 45'i bu süreçte hayatını kaybediyor" diye konuştu. Nakil sayılarının özellikle son 10 yıl içinde artış gösterdiğine dikkati çeken Balcı, "10 yıl içinde Türkiye'de kadavradan yapılan nakil sayısı 307'den 889'a çıktı. Canlıdan yapılan nakiller ise 438'den 3 bin 117'ye yükseldi" dedi.

En fazla organ bağışının Antalya ve İzmir bölgelerinde olduğunu belirten Balcı, 2013 yılında beyin ölümü bildirimi yapılan kişilerin yaklaşık yüzde 70'inin ailesinin organ bağışında bulunmadığını söyledi. Organ bağışının artırılabilmesi için halkın bilgilendirilmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

"BEYİN ÖLÜMÜNDE GERİ DÖNÜŞ MÜMKÜN DEĞİL"
Anestezi Uzmanı Dr. Çağıl Vural da organ bağışında beyin ölümü bildirimlerinin yapılmasının ve yoğun bakım hasta takibinin çok önemli olduğunu vurguladı. Yoğun bakımda takip edilen kafa travması, trafik kazası ve beyin ödemi nedeniyle tedavi gören hastaların potansiyel donör olabildiğini ifade eden Vural, vatandaşların beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki farkı doğru bilmesi gerektiğini söyleyerek şöyle konuştu: "Beyin ölümü halinde kişinin sadece kalbi atar. Çünkü, beynin kontrolü dışında kalp kendi kendine de atabilir, ancak bu kişi kendi başına nefes alıp veremez. Destek tedavisi kesildiğinde hasta kaybedilir. Bitkisel hayatta ise solunum vardır, hasta yıllarca bu şekilde yaşayabilir, hatta normal hayata dönebilir. Oysa, beyin ölümünde hasta geri dönüş mümkün değildir."