NTV

40 yaşından sonra görülen kitlelere dikkat

Sağlık

8 kadından birinde görülen meme kanseri, erken dönemde tedavi edilmezse ölümcül olabiliyor. Erken tanı için de kontrol muayenelerini aksatmamak gerekiyor.

Erkeklerdeki görülme sıklığı az olduğundan daha çok kadın hastalığı olarak bilinen meme kanserinin görülme sıklığı giderek artıyor. Ancak erken tanı ve etkin tedavi yöntemleri sayesinde hastalıkta iyileşme oranı da gittikçe yükseliyor.

Meme kanserinde genetik geçişin önemine değinen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Emek, ailede meme kanseri varsa riskin arttığını hatırlatıyor. Dr. Emek, meme kanserinin risk faktörleri hakkında şunları söylüyor:

“Meme kanserini tetikleyen en önemli risk faktörü kadın olmaktır. Her kadının meme kanserine yakalanma riski yüzde 12’dir. Diğer bir önemli risk faktörünün 40-55 yaşları arasında olmak olduğu bilinse de, genetik yatkınlık devreye girdiğinde hastalığın henüz 17 yaşındaki genç kızlarda bile ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Her beş hastanın birinin ailesinde meme kanseri vakası olduğu bilinmektedir. Anne ve kız kardeş gibi, birinci dereceden akrabalarında meme kanseri olan kişilerde hastalığın gelişme riski, diğer kadınlara göre 3 kat daha fazla olduğundan, bu kişiler en önemli risk grubu olarak kabul edilirler. Nadiren de olsa, kromozom bozukluklarına bağlı olarak da gelişebilen meme kanseri, geçmişte memesinde kanser görülmüş kadınlar için de risk oluşturmaktadır. Öte yandan, doğurmamış veya emzirmemiş olmak, kilolu olmak, şehir hayatı ve stres de düşük risk faktörleri arasındadır.

40 YAŞIN ÜSTÜNDE GÖRÜLEN KİTLELER ÖNEMLİ!
Meme kanseri oluşumunda yaş önemli bir etkendir. Özellikle 40 yaşını geçmiş kadınlarda, memede bir kitle tespit edildiği anda, ilk akla gelen meme kanseri ihtimali olmalıdır. Hastalığın görülme yaşının bilinmesi, teşhis ve tedavideki başarı için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Risk taşıyan gruplar, yapılan fizik muayene ve ileri görüntüleme yöntemleriyle düzenli olarak takip edildiğinde; kanserin erken dönemde yakalanma ve tedavi şansı da artmaktadır.”

EN DOĞRU TANI İÇİN ÇOK YÖNLÜ İNCELEME ŞART
Meme kanseri tanısında görüntüleme yöntemlerinin etkili sonuçlar verdiğini belirten Prof. Emek, “Memedeki yoğunluk farkıyla tespit edilen meme kanseri teşhisinde, özellikle ultrason, mamografi ve MR gibi farklı tekniklerin kombine olarak kullanılması daha doğru yanıtlar almaya yardımcı olacaktır. Bunun en önemli nedenlerinden biri de, meme dokusunun kişiye göre farklılık gösterebiliyor olmasıdır. Örneğin; genç yaşlarda meme dokusu zaten yoğun bir yapıya sahip olduğundan, görüntüleme tekniklerinde kanserin fark edilememesine neden olabilir. Diğer yandan, 40 yaşın altında mamografinin tanı değeri oldukça düşüktür. Çoğunlukla tek memede gelişen şüpheli kitlelerde, memeden alınan biyopsinin mikroskobik incelemeye tabi tutulması, ileri dönemde kansere yol açabilecek hastalıkların tespitinde yardımcı olmakta ve kanser tehdidi hakkında ipucu verebilmektedir” diye konuşuyor.

HASTALIĞIN EVRESİ TEDAVİYİ BELİRLİYOR
Prof. Emek, meme kanseri tedavisinin evrelere göre değişkenlik gösterdiğini belirterek tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri veriyor: “Hastalığın tedavisi iki şekilde yapılabilmektedir. “Lokal” ve “sistemik tedavi” olarak adlandırılan tedavi şekillerinden hastaya uygun olanı her yönüyle değerlendirilerek, hastanın tercihi de dikkate alınarak belirlenmektedir. Cerrahi girişimlerle, memenin kanserden arındırılmasıyla yapılan lokal tedavide, hastalığın boyutuna göre radyoterapi de uygulanmaktadır. Öte yandan, hastalığın başka organlara da yayılma riskine uygun olgularda, sistemik tedavi kapsamında kemoterapi de yapılmaktadır.

İLERİ EVREDE KEMOTERAPİ UYGULANIYOR
Meme kanseri oldukça yavaş ilerler. Sadece 2 cm’lik bir kitle, hastalığın 7-8 yıldır var olduğunun ve başka organlara da yayılmış olabileceğinin göstergesidir. Meme kanserinde bazı hastalar için uygulanan kemoterapi, düşünülenin aksine, memedeki kanseri tedavi etmek amaçlı değil, diğer organlara yayılma riskini en aza indirmek için kullanılmaktadır. 1 cm’den büyük kitleler genellikle bu tür bir sistemik tedaviye adaydır.

MEME KORUYUCU CERRAHİYLE ESTETİK KAYGIYA SON!
Gelişen teknikler sayesinde, özellikle genç hastalar için kullanılan meme koruyucu cerrahi yöntemi de, tecrübeli hekimler tarafından yapıldığında başarılı sonuçlar vermektedir. Bu yöntemde; memenin kendisi alınmadan, sadece kanserli kitlenin alınması söz konusudur. Bu işlem, aynı zamanda bir estetik cerrahi gibi düşünülmelidir. Meme koruyucu cerrahi titizlikle yapılmalı, çıkartılan bölüm fark edilmemeli, memenin hacminde gözü rahatsız eden bir kayıp hissedilmemelidir. Meme cerrahisi uygulanan hastanın, ameliyatın ertesi günü rahatlıkla evine gidebilmesi, tedavinin sunduğu avantajlardan biridir.”