İlişkili Haberler

11-17 Mart Dünya Glokom Haftası nedeniyle erken teşhise dikkat çeken Göz Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Selim Kocabora, halk arasında “göz tansiyonu” olarak bilinen glokomun özellikle 40 yaş ve üstünde görüldüğünü hatırlattı.

Glokomun genellikle göz içi basıncının artışına bağlı gelişen kronik bir görme siniri hastalığı olduğunu ve yaş ilerledikçe glokom riskinin de arttığını aktaran Uzman, birinci derece akrabasında glokom öyküsü olanlarda bu riskin 10 kat arttığını dile getirdi.

Açık ve kapalı açılı olarak iki ana çeşit glokom türü olduğunu belirten Dr.Kocabora, hastalığın özellikleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Ülkemizde daha sık rastladığımız açık açılı glokomlar sinsi seyirlidir. Kapalı açılı glokom zaman zaman özellikle akşamları gelişen gelip geçici baş ve göz ağrıları ve buna eşlik eden görme bulanıklığı şikâyetlerine neden olabilir. Kapalı açılı glokomun daha az görülen akut formu ‘glokom krizi’ denen acil bir durumdur, ani olarak gözde kızarma ve şiddetli ağrı eşliğinde görme bulanıklığı ayrıca bulantı-kusma ortaya çıkar. Etnik kökene göre glokom tipi de farklıdır. Doğu Asya kökenlilerde kapalı açılı glokom, Afrika ve Avrupa kökenlilerde ise açık açılı glokom daha sıktır.”

GLOKOM TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Glokomun tedavisinin göz içi basıncının düşürülmesine dayandığını ifade eden Dr. Kocabora şunları söyledi: 

“Tedavide ana amaç var olan görmeyi korumaktır, görme artışı genellikle mümkün olmaz. İlk aşamada damla tedavisi ile genellikle yüzde 30-40’lık bir göz içi basıncı düşmesi elde edilir. Damla kullanımı ile hastaların yarısına yakınında göz içi basıncında yetersiz düşme, hastanın doz atlaması, unutması, ilacı kullanmayı bırakması veya gelişen yan etkiler nedeniyle başarısız olmaktadır. Bu durumda lazer ve cerrahi tedavilere başvurmak durumunda kalınıyor. Kapalı açılı glokomda ani basınç artışını önleyici lazer tedavisi yanında katarakt ameliyatı da görmenin korunmasına yardımcı olur.”