Trabzon'da görev yapan aile hekimi Oktay Mumcu, karaciğer yetmezliği çeken hastasının yaşadıklarından çok etkilendi ve gönüllü olarak organ bağışı toplamaya başladı.

Trabzon'da 19 yıl Sağlık Müdür Yardımcılığı yaptığını, 5 aydır da Erdoğdu Mahallesi 2 Nolu Aile Sağlığı Merkezi'nde aile hekimliği görevini sürdürdüğünü belirten ve bu göreve başladıktan sonra hasta muayene etmenin yanı sıra genel bir takım konularda da vatandaşa katkı sunmayı amaçladığını ifade eden Mumcu, ''Özellikle yakın çevremde yaşayan diyaliz hastalarının durumu ve bir karaciğer hastamızın duygusal konuşması beni çok etkiledi, organ bağışı konusunda çalışma yapmaya karar verdim'' dedi.

Bir gecede mahalle halkını organize ettiğini, mahallede bulunan bir kıraathaneye giderek burada kağıt oyunu oynayan ya da çay içmeye, sohbet etmeye gelen vatandaşlarla birebir görüştüğünü anlatan Mumcu, şöyle devam etti:

''Kahvehanede vatandaşlarımızla konuşurken mahallelinin organ bağışı konusuna bakışını test etmek amacıyla bağış senetlerini önlerine sürdüm. Bir iki direnç oldu ama duygusal bir konuşma yaptım. Arkadaşlarından bazılarının da diyaliz hastası olması nedeniyle vatandaşların katkılarını bekledim. Olağanüstü bir katkı oldu. O anda orada bulunan 30-40 kişi ve duyup gelenlerle birlikte 80 kişi o gece organ bağışında bulundu. O gün 29 Ekime denk gelmişti. Hem Cumhuriyet Bayramı'nı kutladık, hem de böyle bir bağış yoğunluğunu.''

Bu kadar önemli bir toplu bağışın, kişisel olarak toplanmasının çok az örneğinin bulunduğunu, sadece sendikalar gibi bazı kurumların toplu halde organ bağışında yüksek rakama ulaşabildiklerini dile getiren Mumcu, ''Daha sonra bu çalışmayı biraz daha genişlettik. Mahallemizin spor kulübünden yaşını dolduran 15 sporcu, durak başkanlığından şoförlerimiz, camide yapılan konuşmalarla birlikte 119 kişiye organ bağışı konusunda senet imzalattık'' diye konuştu.

Aile hekimi olarak sorumluluk alanında 3 bine yakın vatandaş bulunduğunu, çocukların, kadınların ve yaşlıların bu sayıdan çıkarılması halinde sadece yetişkin erkeklerle 119 sayısına ulaştıklarına dikkati çeken Mumcu, ''Bu sayı, hiç de azımsanacak bir sayı değil. Toplumumuzda organ bağışı konusuna bakış belli. Bu rakamı da 5 günlük bir çalışmayla sağladık. O da kendi başına bir rekor. Ama amacım rekor kırmak değil, bu iş için örnek teşkil etmek'' dedi.

YENİ BAĞIŞLAR İÇİN FORMLARI KENDİSİ DOLDURDU  
Kısa sürede ulaştığı bu rakamı artırmak için bir süredir veri tabanı çalışması yaptığını, sorumluluk sahasında bulunan 25 ile 65 yaş arasındaki kadın ve erkek vatandaşların bilgilerini organ bağış formlarına kodladığını ve bu senetleri hazır hale getirdiğini belirten Mumcu, ''Şimdi iş, sadece ikna edilip imzalamalarında. Bir yandan işimizin gereğini yaptığımız için çok vakit ayıramıyoruz. Bu nedenle kadınlar üzerindeki çalışmamız eksik kaldı. Bundan sonra, sorumluluk sahamdaki tüm bağış yapabilecek kapasitedeki insanları bağış yapmaya yönlendirmeyi amaçlıyorum'' diye konuştu. Vatandaşların, yapılan tüm uyarılara rağmen organ bağışı konusunda hala tedirginlik yaşadığını ifade eden Mumcu, şöyle devam etti:

''Her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu konuda olumlu ve destekleyici açıklamaları varsa da vatandaşımız özellikle dini açıdan tedirgin oluyor. Bazı vatandaşlarımız organ bağışına, sanki canlı canlı alacaklar gibi bir endişeyle bakıyor. 'Ben gencim şimdi vermeyeyim' diyor. Halbuki bu zaten öldükten sonra alınacak bir şey. Tedirginliği aşmakta zorlanıyoruz.''
 
''KEFENİN CEBİ VARMIŞ ASLINDA...''  
Organ bağışı konusunda özellikle canlıdan canlıya sıklıkla alındığı için böbrek naklinin gündeme geldiğine, ancak kornea, pankreas, akciğer, karaciğer, kalın bağırsak, ince bağırsakta da organ nakli yapıldığına dikkati çeken Mumcu, ''Organ yetersizliği çok zor bir durum. 'Kefenin cebi yok' deniyordu ama büyük bir servetle öbür dünyaya gidiyoruz aslında. Kefenin cebi varmış aslında. O bakımdan bu konuda organ bağışının, ihtiyaç duyan aileleri rahatlatacağını düşünüyorum'' dedi.

Çalışmasının diğer aile hekimlerine de örnek olmasını dileyen Mumcu, ''Biz sadece gribal enfeksiyonları engellemekle yükümlü değiliz, toplumun sağlığının tümüyle ilgilenmek zorundayız'' diye konuştu.