"Aort anevrizması belirti vermiyor"

Karın boşluğunda aort damarlarının genişlemesi sonucu oluşan anevrizmanın, hayatı tehdit ettiği, sinsi seyrederek çoğunlukla belirti vermediği belirtildi.

Haberler 09.10.2014 - 12:55

"Aort anevrizması belirti vermiyor"

Aort damarlarının genişlemesiyle oluşan abdominal aort anevrizmasının, sigara içen, 60 yaş üzeri, ve hipertansiyonu olan erkeklerde daha çok görüldüğünü belirten Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, hastalığın çoğunlukla belirti vermediğine dikkat çekti.

Normalde karın boşluğundaki aort damar çapının en fazla 2 buçuk santimetre olduğunu, bu çapın 4 santimetre ve üzerinde olduğu durumda anevrizmadan bahsedilebileceğini belirten İsbir, anının sıklıkla başka bir sebeple yapılan tetkikler sırasında şans eseri konulduğunu ve Türkiye'de bu hastalığa yönelik tarama programı bulunmadığını söyledi.

Aort anevrizması tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden İşbir, tedavinin daha önce, oldukça büyük kesilerden karın açılarak hastalıklı bölge çıkarılıp, buraya suni damar dikilerek yapıldığını ifade eden İsbir, artık bu yöntemin yerini, uygun hastalarda kasık bölgesinden yapılan ufak kesilerle damar içerisine yerleştirilen bir stente bıraktığını anlattı.

Aort ameliyatlarında son yılların en önemli yeniliğinin "endovasküler tamir" olduğunu bildiren İsbir, şöyle konuştu: "Eskiden açık ameliyatlardan sonra hastalar 1-2 gün yoğun bakım ünitesinde kalmak zorundaydı. Bu ameliyatlardan sonra hastalar 5-7 gün hastanede kalırdı. Açık cerrahide enfeksiyon oranları yüksekti. Ayrıca hastaların normal hayatlarına dönmeleri herşey yolunda giderse yaklaşık 1,5 aylık süreci içeriyordu. Endovasküler tamirde ise hastalar 1-2 gün içerisinde hastaneden taburcu olabiliyor, sonrasında yaklaşık 1 hafta içinde de normal yaşamlarına dönebiliyor."

ÖZEL STENTLER KULLANILIYOR
İsbir, aort anevrizmalarının kalp ameliyatları içinde kanama riski en yüksek ameliyatlar olduğunu vurgulayarak, aort damarlarından beyin ve iç organlarına giden diğer damarlar nedeniyle sözkonusu ameliyatlar sırasında felç ve diğer organlarda yeni sorunların çıkma ihtimali bulunduğunu ancak endovasküler tamirin, bu tür sorunları minimal düzeye indirdiğini belirtti.

Endovasküler tamirde özel bir stentin bir kateter yardımı ile anevrizmanın içine yerleştirildiğini ve böylelikle anevrizmanın devre dışı kaldığını açıklayan İsbir, "İşlemin özel donanıma sahip ameliyathanelerde yapılması gerekiyor. Hibrid ameliyathane adı verilen bu mekanlar, hastanelerin ameliyathane birimleri içerisinde aynı zamanda anjiyografi işleminin de yapılabildiği özel mekanlardır. Oldukça pahalı bir yatırım olduğundan her hastanede bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.

Sayfa Yükleniyor...