Aynı kefende neden üç kişi?

Morg Görevlisi A.A’nın, bir bebek cesedi, bir kadın bacağı ve İsmet Aydemir’in cesedini aynı kefene koyması şaşkınlık yarattı. Uzmanlar olayı, ’eğitimsizlik ve mesleki yabancılaşma’ olarak değerlendirdi.

Haberler 21.01.2011 - 14:44

Aynı kefende neden üç kişi?

Morg skandalı İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi'nde yaşandı. Diyabet tedavisi gören 67 yaşındaki İsmet Aydemir hayatını kaybetti. Yeni Şafak'ın haberine göre, iki ay önce bir bacağını kaybeden Aydemir'in cesedi yakınları tarafından hastane morguna kaldırıldı.

Morg görevlisi Ahmet A. cesedi yıkamak için hazırlık yaptı. Bu sırada Aydemir'in kardeşi Oruç Aydemir, ağabeyinin cesedinin yanında bir bebek cesedi gördü. Durumu sordu, görevli, ‘'O başka bir ceset, ayrı yıkayacağız’' dedi.

Oruç Aydemir, yıkanan cenazeyi almak için ertesi gün tekrar morga gittiğinde görevliden ısrarla tabutu açmasını istedi. Ağabeyinin kefenini aralayan Oruç Aydemir adeta şok yaşadı. Çünkü kefenin içinde ağabeyinin cesedi ile birlikte bir bebek cesedi ve bir kadın bacağı vardı.

İstanbul’da yaşanan bu son morg skandalı, morg çalışanlarına yeterince eğitim ve psikolojik destek verilip verilmediği sorusu ile mesleki yabancılaşma olgusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Biz de ‘Türkiye’de morg görevlileri gerekli eğitimden geçiyor mu ve yeterince psikolojik destek alıyor mu, çalışanların ölü bedenler karşısındaki tutumu nasıl olmalı?’ sorularını uzmanlara yönelttik. Morgda çalışmanın başlı başına travmatik bir olay olduğunu belirten uzmanların parmak bastıkları en önemli nokta ise eğitim eksikliği.

“Türkiye’de özellikle bu alanda görev yapan hiçbir sağlık çalışanına psikolojik veya farklı bir destek verildiğini söyleyemem” diyen Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ümit Biçer’in yorumu şöyle:

“Doktorlara da diğer sağlık çalışanlarına da psikolojik bir destek verilmiyor. Kaldı ki Türkiye’de Mersin Üniversitesi’ndeki Otopsi Teknisyenliği Yüksek Okulu dışında bu alanda insan gücü yetiştiren okul da yok. Morgda görev alacak kişilere karşı karşıya kalacakları sorunlar, oradaki hukuki ve etik meseleler konusunda gerekli bilgilendirmenin yapılması şart. Ama bu insanların bir kısmı böyle bir eğitimden de gelmiyor. Dolayısıyla herhangi bir insan gelip morg görevlisi olabiliyor.”

DİĞER ÜLKELERDE DURUM NASIL?
Batı ülkelerinde bu alanda çalışanlara düzenli eğitim verildiğini belirten Prof. Biçer, “Özellikle Avrupa ülkelerinde bu insanlara düzenli aralıklarla hizmet içi eğitim ve psikolojik destek veriliyor, çalışma koşullarına yönelik iyileştirmeler yapılıyor. Ama Türkiye’de adli tıp uzmanlarıyla ilgili olarak bile çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bu alanda çalışanların karşı karşıya kaldıkları tek sorun psikolojik destek de değil, çalışma koşullarına yönelik pek çok sorun yaşanıyor. Buradaki yasal sorumlulukların, etik sorumlulukların ne olduğunu, burada hangi davranışların yapılması, hangilerinin yapılmaması konusunda temel bilgilerin aktarılması gerekiyor. Ama bu saydıklarımız, okullu olanlar dışında yapılmıyor. Genellikle çevredeki insanlar tarafından sözlü olarak veriliyor ve bu da yeterli olmuyor” dedi.

İNSAN BEDENİNE YAKLAŞIM NASIL OLMALI?
Ölü bedene saygı göstermenin hem etik hem de insani bir durum olduğunu söyleyen Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Burhanettin Kaya da morg çalışanlarındaki mesleki yabancılaşmaya dikkat çekti ve psikolojik desteğin önemine vurgu yaptı:

“İster canlı, ister cansız olsun insan bedenine yaklaşımın bazı temel ilkeleri var. Temel değerlere uyarak bunu yapmak ve ölüye saygı duymak gerekir. Bir hekimin veya sağlık çalışanının uyması gereken kurallar var. çalışanlarının ölü bedenine saygı göstermesi lazım, çünkü bu hem etik hem de insani bir durumdur. Bu anlamda morg çalışanlarına hizmet içi eğitim vermek, onlarda tutum değişikliği yaratmak, profesyonel destek sağlamak büyük önem taşıyor. Ancak Türkiye’de bu eğitim verilmiyor.

ÖLÜM BİR SÜRE SONRA SIRADANLAŞIYOR
Bir ölü bedenle yani cesetle karşılaşmak travmatize edici bir şey. Hem insanı örseliyor hem de ölüme karşı duyarsızlaştırıyor. Çünkü morgda çalışanların gözünde ölü beden, belirli bir süre sonra sıradanlaşıyor ve bir nesneye, bir eşyaya dönüşüyor. Bu mesleki yabancılaşma kapsamında olabilen bir durum. Bu açıdan dönem dönem çalışanlara sosyal ve psikolojik destek verilmeli. Çünkü onlar, duygu ve düşüncelerinin farkında bile olamayabilirler, çünkü sürekli kapalı bir mekânda yaşıyorlar ve her gün ceset görüyorlar.”

KORKMAYACAĞI VARSAYILANLAR MORGDA ÇALIŞTIRILIYOR
Ölüye özensiz davranmanın ve onun manevi değerine hakaret etmenin cezai yaptırımı olduğunu hatırlatan Prof.Dr. Ümit Biçer’e göre de morgda çalışmak, psikolojik travma potansiyeli taşıyor ve bu travmanın tolore edilebilir seviyeye getirilmesi için profesyonel destek şart:

“Kritik olan şey, yapılan işin zaten travmatik olmasıdır. Yani bu sürecin kendisi travmatiktir. Burada herhangi bir insan çalışmaya başladığında bu travmatik etkiyle baş edebilmek için kendince bir takım çözümler bulmaya çalışır. Kimi insanlarda farklı alışkanlıklar ortaya çıkabilir. Bu tür durumları sürekli gözden geçirmek ve onlara yönelik psikolojik destek programları vermek gerekiyor. Ama Türkiye’de devlet hastanelerinde de özel hastanelerde de böyle bir uygulama yok. Çoğu yerde böyle alanlarda görevlendirilen kişiler, cesetten korkmayacağı düşünülen insanlar oluyor.”

MORG GÖREVLİSİ AÇIĞA ALINDI
Morgda yaşanan skandalın ardından Oruç Aydemir'in şikâyeti üzerine morg görevlisi Ahmet A. gözaltına alındı. Ahmet A.'nın ifadesinde, uzun süre morgda duran bacak ve bebek cesedinin gömülmesi için kefene sardığını söylediği öğrenildi.

Olay üzerine bir açıklama yapan hastane başhekimi Doç. Dr. Özgür Yiğit ise kendi inisiyatifi ile hareket ettiği görülen morg görevlisinin açığa alındığını söyledi.

Sayfa Yükleniyor...