‘Ben anne olamadım…’

Yıllarca anne olma hayaliyle yaşadı. ‘Zamanı geldi’ dediği günlerde kanser olduğunu ve artık anne olamayacağını öğrendi. Şimdi kadınlara, ‘Sağlıklıyken anne olma hakkınızı kullanın, hayatı ertelemeyin, anne olun’ diye sesleniyor.

08.05.2011 - 12:02

‘Ben anne olamadım…’

“Bugün Anneler Günü. ‘Böyle bir günde bunları yazmanın sırası mıydı?’ diye düşünenler olabilir. Kadınların dikkatini çekmek, daha fazla farkında olmalarını sağlamak için aslında bugün bu mektubu yazmanın tam da sırası diye düşündüm” diye başlıyor Sevgi Işık’ın mektubu.

O bir anne değil ama birçok kadın gibi anne olmak onun da en çok hayal ettiği şeylerden biri olmuş. ‘Bazen burnuma bebek kokusu geliyor’ diyen ve çocukları çok sevdiğini söyleyen Işık, hastalanmadan önce anne olma potansiyelini kullanmak için bazı şartların oluşmasını beklemiş, yani gerçekleştirebileceği zamanlarda annelik hayalini ertelemiş. O potansiyeli kullanmak istediği zaman ise önüne başka engeller çıkmış.

Hikâyesi biraz buruk olsa da dikkat çektiği nokta tüm kadınları ilgilendiriyor. Biz de bu yüzden Sevgi Işık’ın ntvmsnbc’ye gönderdiği mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz:

“EŞİMİN BABA OLMAYI İSTEMESİNİ BEKLEDİM”
“24 yaşında üniversiteden mezun oldum. Aynı yıl sevdiğim erkekle evlendim. Evliliğin ilk iki yılı anne olmayı istemedim. Çünkü hem yüksek lisans yapıyordum hem de annelik için yaşımın küçük olduğunu düşünüyordum. İki yıl böyle geçti, yüksek lisans bitti ve ben artık anne olmak istiyordum. Ancak eşim, ‘babalığa henüz hazır olmadığını’ söyleyerek çocuk sahibi olmak istemedi ve çocuk düşüncesine şiddetle karşı çıktı. Ben de eşimin kendisini babalığa hazır hissetmesi için beklemeye karar verdim. Çünkü iki kişinin hayatını etkileyecek bir kararın ortak alınması gerektiğini düşünüyordum, o yüzden sabırla bekledim. Ancak bu bekleyiş biraz uzun sürdü, kızgınlığımı ve hayal kırıklığımı katlayarak 10 yıl devam etti.

“KANSERLE YÜZLEŞTİĞİMDE KIRGINLIĞIM KATLANDI”
34 yaşında meme kanseri oldum. Bir dizi ameliyatın ardından kemoterapi görmem gerekti. Tedaviden sonra çocuk sahibi olabilmek için kemoterapiden önce yumurtalarımı dondurmam gerektiğini biliyordum. Gebelik oranı düşük de olsa bir şansım vardı ama böyle bir talepte bulunmadım. Kanserle yüzleşmenin yarattığı depresif duygu durumu, eşime ve hayata olan kırgınlığım ve kızgınlığım bu kararı almamda etkili oldu. ‘Bu saatten sonra anne olsam neye yarar’ diye düşünüyordum. Ve kemoterapi gördüm, ardından radyoterapi...

“ANNE OLMA HAKKIMI KAYBETTİM”
Tedavi bitmişti, o zaman için iyileşme sağlanmıştı. Geride ise artık anne olamayacağım düşüncesinin yarattığı burukluk kalmıştı. Aradan dört yıl geçti ve hastalık bu kez kemiklere sıçradı. Ameliyat ve kemoterapi işlemleri tekrarlandı. Hormonterapiyle östrojen hormonu baskılandı. Çünkü kadınlık hormonu olan östrojen vücudumdaki kanser hücresini besliyordu. Geçtiğimiz günlerde onkoloğum yüksek risk artışı olduğu gerekçesiyle yumurtalıkların ve rahmin de ameliyatla çıkarılması gerektiğini söyledi. Çünkü kadın olmamı, doğum yapmamı, anne olmamı sağlaması gereken östrojen hormonu, vücudumdaki kanser hücrelerini beslemeye devam ediyordu. Doktoruma göre, yapılacak tek şey, kadınlık hormonunun vücuttaki varlığına son vermekti…

Bütün bu yaşananlardan sonra anne olma hakkını kaybetmiş olmanın verdiği pişmanlık gittikçe büyüdü. Bu arada eşimin ne yaptığını merak edeniniz varsa; bencil olmamak adına karşımdakinin bencilliğine kurban edildiğim duygusunu ağırlaştırarak çıkıp gitti ve kendisine yeni bir hayat kurdu.

“BURNUMA BEBEK KOKUSU GELİYOR”
İlk ameliyat olduğum günlerde de olurdu, son zamanlarda daha bir sıklaştı; belki inanmayacaksınız ama zaman zaman burnuma bebek kokusu geliyor. Sanırım bilinçaltımın bir oyunu bu… Dün gece yıllardır göğsüme bir bebeğin minik elleri yerine hep cerrahların soğuk neşterlerinin değdiğini düşündüm, vücudumda bir bebeği değil, kanser hücresini büyüttüğümü, ciğerlerime bebeğimin kokusunu değil de hep kimyasalların kokusunu çektiğimi düşündüm. Bir çocuğun bana hiçbir zaman ‘anne’ diye seslenmediğinin, seslenmeyeceğinin hüznünü bir kez daha yaşadım. Kendimi bu kutsal duygudan, bence dünyanın bu en büyük mutluluğundan mahrum bıraktım, ben anne olamadım…

“ANNELİK HAKKINIZI İYİ KULLANIN, ANNE OLUN”
O yüzden anne olamamış bir kadının sesine kulak vermenizi öneririm; hiç kimse ve hiçbir şey için hayatınızı ve anne olma hakkınızı ertelemeyin. Sağlıklıyken ve zamanınız varken anne olabilme potansiyelinizi iyi kullanın, istediğiniz zaman anne olun. Anneler gününüz kutlu olsun…”

DOĞUM YAPMAK KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR
Bilimsel çalışmalar, 30 yaşından önce anne olan ve emziren kadınlarda meme, rahim ve yumurtalık kanserlerinde riskin azaldığını gösteriyor. Hiç doğurmamış ve emzirmemiş olmak, meme kanserinde riski artıran önemli faktörler arasında yer alıyor.

Diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi kadın kanserlerinde de erken teşhisin hayat kurtardığını hatırlatan uzmanlar, kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapmasını, 20–45 yaşları arasındaki kadınların yılda bir kez doktor muayenesinden geçmesini ve yılda bir kez ultrasonografi, 40 yaşından sonra ise iki yılda bir mamografi çektirmesini öneriyor. Kadınların yılda bir kez Pap-Smear testi yaptırması da büyük önem taşıyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...