İlişkili Haberler

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; besinler aracılığıyla taşınan bakteri, virüs, parazit, toksin ve kimyasal maddelerden kaynaklanan besin zehirlenmeleri dünyada her yıl yaklaşık 600 milyon kişiyi etkiliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre de; ülkemizde her yıl yaklaşık 5 milyon kişi besin zehirlenmesi problemiyle karşılaşıyor.

Besin zehirlenmelerin çoğunda taşıyıcı besin; etler, yumurta ve süt veya deniz ürünleri oluyor. İyi olmayan şartlarda paketlenmeleri, saklanmaları ve hazırlanmaları gibi durumlarda besinlerdeki mikroorganizmalar çoğalıyor ve salgıladıkları toksinler de besin zehirlenmelerine yol açıyor. Peki, bu sağlıksız tablodan korunmak için neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz besin zehirlenmesine karşı alınması gereken önlemleri anlattı, önerilerde bulundu:  

YUMURTA: BUZDOLABINA YERLEŞTİRİRKEN ASLA YIKAMAYIN

“Anne sütünden sonra en kaliteli proteini içeren yumurta besin zehirlenmelerine yol açabiliyor. Bu tabloya karşı ilk dikkat etmeniz gereken şey ise; marketlerde soğutucularda saklanan yumurtaları satın almaya özen göstermek. Ayrıca zedelenmiş yüzeyler bakteriyel çoğalmaya sebep olabildikleri için kırık veya çatlak yumurtalardan kaçının. Yumurtaları buzdolabına yerleştirirken asla yıkamayın, çünkü yıkandıklarında yüzeylerindeki delikler genişliyor ve bunun sonucunda bakteriyel üreme artıyor. Yumurtaları dolap kapağında saklıyorsanız diğer besinlerle temas etmemesine de dikkat edin.

TAVUK: TAVUK SUYUNU ÇİĞ GIDALARLA TEMAS ETTİRMEYİN

Tavuk için en tehlikeli durum, salmonella bakterisinin bulaşmasıdır. Bu mikroorganizmaların ölmeleri için iyice pişirmeniz gerekiyor. Bütün tavuk parçalarının iç sıcaklığı en az 70 dereceye ulaşmış olmalı. Ancak dikkat! Tavukları pişirmeden önce yıkarken çevreye sıçrayan veya kesme tahtası olarak kullandığınız yerde kalan tavuk suyundan, pişirmeden tüketeceğiniz çiğ gıdalar (marul, domates, salatalık vs) etkilenebiliyor. Bu nedenle pişirme aşamasında çapraz bulaşma olmaması için tezgahınızı, et kestiğiniz bıçakları ve tahtaları, lavabonuzu, eti koyduğunuz diğer yerleri ve ellerinizi; yemek pişirmeye başlamadan önce sabunlu ve sıcak suyla yıkamayı asla ihmal etmeyin.

DONDURMA: İÇİNDEKİ BUZ PARÇACIKLARINA DİKKAT!

Sıcak yaz günlerinde serinletici özelliği nedeniyle 7’den 70’e sevilen bir gıda olan dondurmanın da besin zehirlenmelerine yol açabileceğini unutmayın. Ham maddesi süt olduğu için dondurma her süt ürünü gibi bozulmaya ve mikroorganizma üremesine elverişli lezzetler arasında yer alıyor. Kapalı dondurma tercih ediyorsanız; paketleri karlanmış olan, içinde buz parçacıkları bulunan dondurmaları almayın. Çünkü donmuş ve buz kristalli paketler, paketin çözülmüş ve tekrardan donmuş veya çok eski olduğu anlamına gelebiliyor. Ayrıca son kullanma tarihlerine de mutlaka dikkat edin. Açıkta satılan dondurmadan alıyorsanız satıcının hijyenik olması çok önemli. Dondurma konulan kaşığın temiz olması ve çok sık değişmesi gerekiyor.

MEYVE VE SEBZELER: BOL SUYLA İYİCE YIKAYIN

Yaz meyvelerini sevmeyen yoktur kuşkusuz. Bu mevsimde ayrıca yeşillikler de artar, salatalar zenginleşir. Ancak sebze ve meyvelerin de bakteriyel olarak besin zehirlenmelerine yol açabileceği unutulmamalı. Sebze ve meyveler birkaç yolla mikrop üretebiliyorlar. Üretim aşamasında çiftlikte kirli veya bakteri ile bulaş olmuş suyla sulanması, iyi yıkanmamaları nedeniyle üzerlerinde kalan kalıntılar veya hasta bir insanın ellerini yıkamadan salata hazırlaması. Bunların yanı sıra evde çapraz bulaşma (örneğin, çiğ et ve salata hazırlığı için aynı kesme tahtasını kullanmak) da besin zehirlenmesine neden olabiliyor. Bu yüzden meyveleri ve sebzeleri mutlaka bol suyla iyice yıkayın. Öncesinde sirkeli suda da bekletebilirsiniz.  

BESİN ZEHİRLENMESİNDEN KORUNMAK İÇİN 5 ETKILI KURAL!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz besin zehirlenmesine karşı 5 etkili kuralı ise şöyle aktardı:   

Bir saatten fazla bekletmeyin: Yaz aylarında mutfağınızdaki gıdaları korumaya özen göstermelisiniz. 4 ile 60 derece bakterilerin üremesi için oldukça elverişli. Bu nedenle çiğ veya pişmiş olan et ürünlerinizi oda sıcaklığında bir saatten fazla bekletmeyin.

Etleri iyi pişirin: Özellikle az pişmiş kırmızı et bir tür E. coli bakterisinin, tavuk ise Salmonella bakterisinin potansiyel üreme yerleri oluyor. Dolayısıyla etlerin iyi pişmesine dikkat edin. Et ürünlerinin iç sıcaklıklarının 70-75 derecelerde olmaları gerekiyor, içlerinin çiğ kalmamasına dikkat edin. Pişirdiğiniz bir yemeği tekrardan ısıtmak istediğinizde yine aynı şekilde et ürünlerinin 70-75 derecelerde olmasına özen gösterin. 

Buzdolabında bekleterek çözdürün: Dondurulmuş gıdaları yemeklerinizde kullanacaksanız, çözdürme koşullarına dikkat etmelisiniz. Donmuş gıdaları oda sıcaklığında değil, buzdolabında bekleterek çözdürmeyi alışkanlık haline getirin. Ancak buz çözünürken suya dönüşüp akabileceği için çapraz bulaşma riskine karşı çiğ kullanacağınız sebze veya meyve gibi besinlerin yanına koymayın.

Et ürünü hazırladıktan sonra: Et ürünleri ile pişmemiş gıdaların hazırlık alan ve malzemelerin birbirinden ayırın. Et ürününden sonra salata hazırlığına geçecekseniz, kesme tahtalarını, tezgahları, bıçakları ve ellerinizi yeniden iyice yıkamayı ihmal etmeyin.  

Bu gıdaları asla yan yana yerleştirmeyin: Listeria bakterisi 4 derecede bile yaşayabilen ve buzdolabında çoğalabilen bir bakteri türü. Bu nedenle kırmızı et, tavuk ve balık gibi, çiğ besinler ile salata ve meyve gibi çiğ tüketilecek olan besinler mutlaka birbirinden uzakta yer almalı. Özellikle yarım kesilip dolap kapaklarına konulan limon tehlikeye çok açık oluyor. Karpuz veya kavun yazın en çok tüketilen meyveleri. Ancak kesik bir şekilde dolaba konulduğunda diğer gıdalardan mikroorganizma bulaşırsa besin zehirlenmelerine sebep olabiliyor.”